Benim Sitem

uzaylı filimler 1

                                                     AÇIKLAMA 
devletimizin ve türk yabancı bilim adamlarının  paranormal parapsikoloji  dünya dışı ufo araştırmacılarının  ilgilendiği kişiyim  milli istihbaratın paranormal ve ufo dünya dışı araştırmalarında ilgilenilen kişiyim şimdiye kadar  1995 yılında farkedildim şimdiye kadar çeşitli kanallarda yayınlanan dünya dışı tek bölümlük ve ayrıca dizilerde uzaylı filimlerinin hepsi benim için yayınlandı ve devam etmekte hala burdaki yayınlanan filimler tabiki benim için yapılmış değil sadece toplumla bilgi paylaşımı yapılırken kullanılan malzeme sadece bişey anlatmak istersinizde örnek verilirya öyle işte benim hakkmda bilgiler gider  paranormal olayları ufoloji araştırma yapan merkeze bilgiler gider oda devletimizin ordaki uzmaları analiz eder değerlendirme yapar ve olaya göre filim bulur yayınlar olayı biraz daha açıyım devletimiz için bilgi toplayan muhbirler yani mitin kullandığı bilgi toplayan muhbirler bende ne gördü ne duydu bilgiler aktarılır benimle ilgilenen uzmanlar kendisine gelen bilgiyi analiz eder değerlendirme yapar o olaya göre yakın olayı anlatan teorisel olarak bir filim bulur yayınlar olay sadece bu bakın sosyal konularda yayınlanmıyor bu olay ben  deşifre olduğundan haberi olan olmayan devletimiz için bilgi toplayanlara diyorumki sizin aktardığınız bilgiler şurda analiz edildi burda analiz edildi dediğimde burdaki olayda kimse algılayamadığı için bu olayları nasıl algılıyor diye değerlendirme yapılıyor dünya dışında bağlantıları diye düşünülüyor  var denliyor yada dünya dışından yada dünya dışıyla bağlantı kuruluyor  bakın olay sadece bu birde izah daha yapıyım adli bilimlerdeki gibi analiz var mesela bilinmeyen bir şahış cinayet işler onun psikoljik profili çıkartılırya fiziki delil yoksa eğer ha işte bu adamda şu psikoloji var öyleyse dünya dışındakiler böyle düşünüyor aynen böyle bakın sadece bu tabi saygı duyarım ben ne dil döktüysem olmuyor kendi yorumları devam ediyor biz adem oğluyuz birde diyorlar başka ırklar var dünya dışı bunlarla karışmış melez diye düşünenlerde var ayrıca http://siriusufo.org/  sirius ufo   araştırma merkezi haktan akdoğanada bilgi gidiyor oda şimdiye kadar bütün tv kanalarında benim hakkımda şimdiye kadar 1997 yılından bu yana haktan akdoğan değerlendirme yapıyor olayı gene tekrar ediyim  devletimiz için bilgi toplayanlarla sürekli soğbet ederim onların yanında ne konuştum algılama konusu bilgiler gider ve proğram yapımcısına  ve proğram yapımcısı o konu ile uzmanaları proğrama çağırır ve o konu üzerinde değerlendirme yapılır şimdiye kadar sirius ufo araştırma merkezi haktan akdoğan videolarına bakın şimdiye kadar ne kadar proğram videosu varsa hepsi benim için değerlendirmeden ibaret olay bu kadar  olayın kısacası şu inanilmaz algılarım var bunu dünyada kimsede karşılaşmamışlar öyle bu dünyada niye başkalarında yok bunda var olay bu sağolsunlar aslında  bana sorarsanız ben hiçim olaylar sadece bilimsel analiz sadece bana bu yeteneklerim benim için sivil hayatta pek işe yaramıyor sadece bilim araştıma yapanlara bilgiler gidiyor onlarda kendi teorilerini ispat etmeye çalışıyorlar kanıt bulurlarsa seviniyorlar
 
 
____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

  1)   tv8 bir filim oynadı  k_ pax filimin hikayesi şu k_pax gezegeninden biri geliyor tiren garında polisler yakalıyor adam diyorki ben gezegenden geldim adamı piskiyatrist hastası olduğunu düşünerek hasteneye götürülüyor sonra pisikiyatrist şaşırıyor adam hiçde deli değildir psikiyatrist şaşırmaya başlıyor bu olay d...aha öncedende oldu olayın hikayesi şu mitte bilgi toplayan dedimki sizin teşkilatta biri vardı ondan sonra düşüncelerim değişti dedim işte bu kadar yani mit benim algılamamı anlayınca koyuyor bunları dün cuma günüydü mitle temasa geçtiğimde yani bugün konuş ertesi gün yayınlarlar böyle şeyleri
 28.05.2011 Cumartesi   aşağıdaki linki tıkla fıragmanını bulabildim şimdilik

______________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
2)   rosver olayı   yerel ve ulusal kanallarda not ulusal kanaldan kastım trt1 shovtv sıtar atv yanlış anlaşılmasın    10 kez izledim
________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________ 

3)  yaratık     arnolt şivanzenger oynuyor  bir uzaylı yaratık dünyaya geliyor işte 8 kez izledim  filimin ismi av 1 av 2 diye bir filim 
_______________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________ 

4)   sinyal  bu filimde  uzaydan sinyal alınıyor o gezegene gidiyor bir kadın bu filim 10 kez izledim
_______________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________ 

5)  tehlikeli tür   uzaydan bir araç geliyor   aracın içinde bir yaratık  5 kez izledim
_______________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________ 

6)  birde milli isitihbarat algıladığımı biliyor onların yanında espiri doğaçlama türü mizah yapıyorum tabi bu olay bilgi olarak gidiyor ertesi gün
 sadri alışıkın turist ömer uzay yolunda filimi koyuluyor aşağıdaki linke tıkla izle biraz geç açılıyor birde bu linke tıklanıp filim izlenemezse googleden
turist ömer uzay yolunda diye yazıp aranıp bulunabilir
 
http://www.youtube.com/watch?v=rc3CfHfNmXg


___________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
7)   ilk zamanlar 2000 yıllarda yerel tevede farkına vardığım bir filim beşinci element bu filim yerel tvde çok izledim 15 kez en son 2013 de ramazandan önce ulusal kanalda izledim  uzaydan bir dünya 
dışı varlıklar var        işte aşağıdaki linke tıklanıp izlenebilir 
eeğer video linkine tıklanırda açılmasa buruce willis başrolde oynayan googlede aranıp bakılabilir 
_________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

8) iki istihbaratçı agız dalaşı yapıyorlar birbirini gerçekten bilmiyorlar  işte bende araya girdim bir iki nasihat verdim  evliyayı tekfir edilmez dostum dedim bu yazarın birinci başlığında o arayı geren mit gitti öbür mitle başbaşa kaldık peygambere iteattan bagsettim sağ elden konuştum buda yazarın ikinci yazısında  birde dedimki mite ben bu arayı geren mitle konuşuyorum konuşmalar gidiyor sabahleyin milli gaste köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşesinde dedim niçin cevap vermiyor dedim işte buda yazarın üçüncü başlığında  burda algılama konusu işte devreye girdi bu bilgiler gitti  sabahleyin mehmet şevket eyginin köşsesinde tıkla bak aşağıdaki linke bak

 ben yukardaki linke tıklanıpta yazı çıkmayabilir diye yazarın köşsesinde kesip kopyalama yapıyım
 
M. Şevket Eygi / Milli Gazete

Evliyaullahı tekfir edenler

30 Temmuz 2009 00:12
Vehhabî meşrebli ve mezhebli bazı kardeşlerimiz, tasavvuf ve tarikat evliyasına çok ağır ve galiz şekilde dil uzatmakta, hakaret etmektedir. Bu gibi kimseler, mutasavvıfların çok hürmet ettiği büyüklere müşrik ve kâfir demekten çekinmiyor. Bu yaptıkları hikmete, iman kardeşliğine, adalete, insafa, terbiye-i İslâmiyeye aykırıdır. Böyle sözler Ümmet-i Muhammed arasındaki barışı ve uzlaşmayı berhava eder, kardeşler arasında kin ve düşmanlık tohumları eker.

Bazı gerçekleri tekrarlamakta yarar görüyorum:

1. Muhyiddin 'Arabî hazretleri hâtemü'l-evliyadır. Onun en büyük eseri olan Fütuhat-ı Mekkiye'yi avamın okumasına icazet verilmemiştir. Sadece vesâyâ (dinî öğütler) kısmını herkes okuyabilir. Kitaplarındaki bazı şazz, esrarlı, anlaşılması zor cümleler dolayısıyla bu zatı tekfir etmek büyük bir insafsızlıktır. O Hazret kesinlikle bazılarının sandığı gibi panteist değildir. Merhum İsmail Fennî Ertuğrul "Muhyiddin Arabî ve Vahdet-i Vücud" adlı eserinde ona yöneltilen tenkitlere cevap vermektedir. Binlerce din alimi, fakih, müftü, müfessir, muhaddis, bilge kişi Muhyiddin Arabî'yi baş tacı etmiştir. İbn Teymiye'nin onun hakkında "O Şeyh-i Ekber değil, Şeyh-i Efkerdir" (En kâfir şeyhtir) demesi onun kadrini alçaltmaz. Lütfen nezih, edib, terbiyeli, insaflı, ölçülü, mutedil, düzgün Müslümanlar olalım.

2. Mevlana Celalüddin Rûmî hazretleri de bir İslâm büyüğüdür. Mesnevî'de bazı şathiyat olabilir. Bunlar onun kadrini alçaltmaz. Mevlana'nın Moğol casusu olduğu iddiaları gülünçtür. O, Moğolların casusu değil veliyyinimetidir, çünkü hidayetlerine vesile olmuştur. Mevlana kendi lisanıyla "Kur'ân'ın bendesidir". Bir kısım kardeşlerimiz lütfen terbiyeli, insaflı, ölçülü olsunlar. Sokak serserisi ağzıyla, Mevlana gibi ilim, irfan, hikmet güneşlerine saldırmasınlar. Kendileri kaybeder.

3. Abdülkadir Geylanî hazretleri gavs ve kutubtur. Gunyetu't-Tâlibîn kitabını açınız, Şeriata aykırı bir tek söz bulamazsınız. O ilim, irfan, hikmet, fazilet hazinesidir. Allah'ın velilerine saldıranların sonları iyi olmaz. Milyonlarca muvahhid ve sâlih Müslümanın çok sevdiği, mürşid-i kâmil olarak kabul ettiği böyle bir büyüğe hakaret eden kimse ne kadar nasipsiz ve beyinsiz bir kimsedir.

4. İmamı Rabbanî hazretleri büyük bir velî, büyük bir mürşid, büyük bir müceddiddir. Ömrü boyunca Kur'ân'a, Sünnet'e, Şeriat-ı Ahmediyyeye hizmet etmiştir. Zalimleri tenkit etmiş, zindana atılmış, nice çileler çekmiştir. Bu zat bütün mü'minlerin velinimetidir.

5. İmamı Gazalî hazretleri Hüccetülislâm ve Zeynüddin'dir. Hem fakihtir, hem velidir. İlim ve irfan semasının güneşlerindendir. Öleli bin yıla yaklaşıyor, eserleriyle hâlâ hizmet ediyor. İmana, Kur'ân'a, İslâm'a, Sünnet'e, Şeriat'a, ahlaka hizmet ediyor. O bir hidayet güneşidir. Ona dil uzatan ne kadar nasipsiz bir kimsedir.

Evet bütün ulemamız, bütün tasavvuf büyüklerimiz hürmete layık kimselerdir.

Şeriata mutabık olmak şartıyla tasavvuf haktır.

Tasavvuf ve tarikat evliyası mübarek kimselerdir.

Çok aşırı giden, ağızlarını bozan, tekfir eden Selefîlerin ve Vehhabîlerin tuzaklarına düşmeyelim.

Tasavvuf ve tarikat evliyası şeytan evliyasıdır diyorlar. Bu söz büyük bir hezeyandır, söyleyeni küfre götürmesinden korkulur.

Anadolu coğrafyasında yaşayan Müslümanların büyük velinimetlerinden biri de Türkistanlı Ahmed Yesevî hazretleridir.

Gerçek evliyaullahın ruhaniyetleri üzerimize sâyeban olsun...

(Bazı Vehhabî ve Selefî kardeşlerimizden ricamız: Lütfen mutedil, insaflı, ölçülü ve terbiyeli olsunlar. Bağlısı bulundukları meslek, meşreb ve mezheb hak değildir, orta yol değildir. İmam kabul ettikleri Muhammed ibn Abdilvehhab'a kendi kardeşi Süleyman "Es-Savaikü'l-İlahiyye fir-Red 'ale'l-Vehhabiyye" adıyla bir reddiye kaleme almıştır. Biz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanları Muhammed ibn Abdilvehhab'ı imam kabul etmeyiz. Kardeşine kulak veririz. Çünkü o, Ehl-i Sünnet caddesinde yürüyen insaflı bir alimdir. Ey Vehhabîler aşırı öfkeye kapılmayınız. Soğukkanlı ve edebli olunuz, mütehevvirane ve gerekçesiz şekilde kendinizi kaybederek sövüp saymayınız. Mü'minleri küfür ve şirkle suçlamayınız. Mü'mini tekfir edenin kendisi kâfir olur bunu hiç unutmayınız. Selam bütün mü'minlerin üzerine olsun...)

PEYGAMBER'E İTAAT ETMEK
Allah katında tek hak din olan İslâm'ın temel kurallarından biri de Peygambere biat ve itaat etmek, onu en güzel örnek ve model olarak görmek, onun Sünnetine uymaktır.

Bu kuralın gerekçelerini sayıyorum:

1. Kur'ân'da "Allah'a, Resûlüne ve SİZDEN OLAN emir sahiplerine itaat ediniz" mealinde ayet vardır. Büyük müfessirler, Peygamberimizin vekilleri, vârisleri, halifeleri durumunda olan gerçek ulemanın da emîr sahipleri olduğunu beyan buyurmuşlardır.

2. Yine Allah'ın kitabında "Peygamber size ne getirdiyse alınız" buyrulmuştur.

3. Peygamberimizin Sünneti ve hadîsleri olmasa, iki rekat namazı bile ayrıntılarıyla doğru dürüst kılamayız. Çünkü Kur'ân-ı Azimüşşan'da namaz icmâlen emr olunmuş, bütün kuralları ve incelikleri bildirilmemiş; Peygamberimiz "Beni nasıl namaz kılıyor görürseniz siz de öyle kılınız" diyerek bu en temel ibadetin nasıl eda olunacağını anlatmış, Ümmetini aydınlatmıştır.

4. Yüce İslâm dininin hüküm ve bilgilerinin dört ana kaynağı vardır: Kur'ân, Sünnet, icmâ-i ümmet ve kıyas-ı fukaha. Buna Edille-i Erbaa (Dört delil) denir. Din kaynağı olarak sadece Kitabullah'ı kabul eden, Sünneti inkar edenler bid'at ehlidir. 19'uncu asırda Hindistan'da Kur'âniyyûn adı verilen böyle bozuk bir fırka zuhur etmiştir. Zamanımızda Türkiye'de de bu bid'atçiler vardır.

5. Vehhabîler kıyas-ı fukahayı inkar ve red ederler. Böylelikle bid'ate düşmüş olurlar.

6. Bilmeyenlerin, din konusunda cahil olanların gerçek din alimlerini taklid etmeleri de çok faydalı, çok lüzumlu, hattâ zarurî bir din kuralıdır. Cahiller alimleri taklid etmezlerse, elbette şaşırır, ayakları kayar. Taklidi red ve inkar etmek bid'attir.

7. Sevgili Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünneti de bir tür vahiydir, ilahî ilhamdır.Kur'ân'da Resulullah için "O kendinden, hevasıyla konuşmaz" buyuruluyor. Bu konu Ehl-i Sünnet'in usûl-i fıkıh kitaplarında güzelce anlatılır.

8. Peygamberimizin bize sahih şekilde ulaşmış bütün hadîs-i şeriflerinde; emirlerinde, yasaklarında, öğütlerinde nice hikmetler, faydalar bulunmaktadır. Bunların bazısını aklımız, kültürümüz, fehmimiz, birikimimiz sarih şekilde anlamaya kafi gelmese de hepsini bütün olarak kabul etmemiz gerekir.

9. "Biz sadece Kur'ân'ı kabul ederiz.Sünneti kabul etmeyiz" diyenler metot olarak yanlış yoldadır. Böyle bir düşünce bizzat Kur'ân'a aykırıdır.

10. Peygamberimiz sağ el ile yemeyi ve içmeyi emir buyurmuşlar, sol eliyle yiyip içmeyi yasaklamışlar, kötü görmüşlerdir. Sahih-i Buharî'de, Sahih-i Müslim'de, İmamı Mâlik'in Muvatta'ında, Ebû Dâvud'ta, Tirmizî'de geçen bir hadîsin meali şöyledir:

Ömer ibn Ebi Seleme radiyallahu anh şöyle rivayet ediyor: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin terbiyesinde bir çocuktum. Yemek yerken Resulullah bana şöyle buyurdu: 'Çocuk!.. Besmele çek, sağ elinle ye, önünden ye...' Ben de bundan sonra hep böyle yedim.

Peygamberimiz bir kimseye sağ eliyle yemesini emir ve tavsiye buyurmuş, o kişi, gurur ve kibrinden dolayı yiyemiyorum diye karşılık vermiş, Efendimiz ona beddua etmiş ve eli çolak olmuştur. Bu hadîs de muteber kitaplarımızda yazılıdır.

Evet, biz mü'minler din ve dünya işerinde Resulullah efendimizi örnek almakla, onun bütün emir, yasak ve öğütlerine uymakla yükümlüyüz.

Bir Müslüman solak da olsa, Peygamberimizin öğüt ve uyarısı mucebince sağ eliyle yemeli ve içmelidir. Sağlak olanlar nasıl sol elleriyle (isterlerse) yiyip içebiliyorlarsa, o da sağ eliyle bunları yapabilir.

Sol eliyle yiyip içmek mekruhtur. Bunu, Peygambere isyan için yapıyorsa maazallah haram olur. Ben Sünnet münnet tanımam diyorsa küfre kadar gidebilir. Gerçek din alimlerine, fukahaya, gerçek müftülere sorunuz.

Bendeniz, Peygambere muhalefet ve isyan niyetiyle sol eliyle yiyip içen fâsık kişinin ardında namaz kılmam.

NİÇİN CEVAP VERMİYORUM?
Zaman zaman aleyhimde yazılar yayınlanıyor. Matbuatı ve medyayı takip etmediğim için bunları okuyamıyorum. Bazen haber veriyorlar "Filan gazetede aleyhinde yazı çıktı, oku" diyorlar. Çoğunu merak edip de okumuyorum.

1. Aleyhimde tenkitler doğru ise bunları kabul etmek gerek.

2. İftira ediliyorsa, zaruret olmadıkça cevap vermem.

3. Saçma sapan, seviyesiz, bayağı şeylerse cevap vermek tenezzül olur.

4. Bir Müslüman veya eski bir dost tenkit veya iftira ediyorsa, cevap vermemem çok uygun olur. Çünkü cevap verirsem polemik çıkacak; dedikodu ve çekişme hastaları zevk ve heyecanla bunları okuyacaklardır. Doğrusu böylelerini memnun etmek istemem.

5. Bazı solcu ve radikal Müslümanlar komünist ağzıyla Kanlı Pazar hikayelerinden bahs edip duruyor. Geçmiş hadiseleri, cereyan ettikleri zamanın siyasî, sosyal, kültürel konteksti içinde değerlendirmek gerekir. Kanlı Pazar hadisesini benim planladığım iddiası yalandır, iftiradır, hezeyandır. Benim bilgim ve yönlendirmem dışında cereyan etmiştir. Türkiye'de kızıl ve rezil bir rejim kurmak isteyenlerin yürümeye hakları var da, böyle bir rejimi istemeyen Müslümanların yürümeye hakları yok mudur?

Mütevazı bir Müslümanım. Gücüm, ağırlığım ve etkim çok azdır. Ateş olsam düştüğüm yeri yakabilirim. Şahsî fikir ve görüşlerimde yanılabilirim. Yanılabilirim ama para ve menfaat karşılığında yanılmam. Hasbî, garazsız, ivazsız yanılabilirim.

Tekrar ediyorum: Kemiklerindeki iliklere kadar dedikoduculuk sinmiş olanları sevindirmemek için nice tenkide ve iftiraya cevap vermiyorum. Zaruret olursa çok kısa, çok özlü cevap veririm.
NOT: YUKARININ DEVAMI AŞAĞISI 
algılama konusuda stv tv de bir filimi yayına koydular ziyaretçiler  uzaydan gelen bir kadın askeri tesise zarar veriyor her kılığa giriyor ben şuna dikkat çekmek için uzun yazdım algılamam ile ilgili konuşmalar parapiskoloji birimine diğer konularda milli gasteye oky 

aynı istihbaratçıyla başka bir zaman gene karşılaştık konu parapsikolojide astral seyahatten açıldı o istihbaratçıda dediki kadir bu konuları bilir bende evet sadece okumuştum astral seyahet insanın ruhunun cesedi burdayken ruhun biryerlere gidib gelmesi dedim bu konuşmalarda tabi aktardı mit o zamanlar benim için koyulan trt1 de yıldız geçidi atlantis diye dizi oynuyordu dizinin içinde bir bölüm aranıp yayına koyuldu astral seyahat bir yatıyor ruhu gidip başka yerleri geziyor   yani burda şuna dikkat çekiyim bilginin içerigine göre dağılım var 

o arkadaşla gene karşılaştık ve ben ona sen istihbaratçısın demiyorum tabi bir yerde konuştum ertesi gün ulusal kanlda ve radyoda dinledim bilgiyi aktarının ismini verdim bu bilgilerde gitti ertesi gün işaretler diye bir filim oynadı ulusal kanalda  mel gibson amarikalı artist ben fıragmanın linikini attım buraya googlede izlenebilir işaretler diye uzaylı filimi
http://www.youtube.com/watch?v=zacLW2tLmmE 


__________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
9)  ramazanda iftara gelen misafirlerin içinde deşifre olan bir mittte bilgi toplayanda var 

hoş gelmiş sefa getirmiş o sıralarda konuşuyoruz işte 
akrabanın elindeki telefona baktım bu telefon kaç para dedim 1 milyar dedi vav dedim iyiymiş bu konuşmalar yazarın birinci başlığında işlemiş
birde o sıralada işimde yoktu bu bilgileride işlemiş 20 küsür yaşlarında diyor öyle yazmış aslında 20 değil yaşım 

bir vatandaş diyor birinci yazıda konuyu işlemiş karşılıksız çekten konu açıldı konu o konuda yazarın köşe yazısında sonra müslüman geçim sıkıntısı çekerken asla rişvet almaz diye konuştum oda yazarın köşe
 
yazısında işlemiş 
aşğıdaki linke tıkla bak  köşe yazısına  hatta orda farklı etnik kökenden bahsedildi oda yazarın koşesinde yazarın köşe yazıları tamanın yarısı konuşma bana ait bütün konuşmalar aktarılmış  tabi kendi yorumlarınıda katarak  aşağıdaki linke tıkla oku 
ben yukardaki link ilerde silinir diye  aşağıya yazarın kendi yazısından kesip kopyalama yapıyım
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Din Elden Gidince
Mehmed Şevket Eygi
05 Eylül 2005 Pazartesi 10:07

Daha önce yazmış mıydım, hatırlamıyorum. Yirmi küsur yaşlarında bir vatandaş iş bulmak için köyden İstanbul'a gelmiş. İş bulamamış. Bekâr arkadaşlarıyla birlikte kalıyor. Elde yok avuçta yok. Köydeki yaşlı annesi, karısı, çocuğu para bekliyor. Bizimki şaşırmış vaziyette. Ne yapmış biliyor musunuz? Tam bir milyar liralık bir cep telefonu almış. Tabiî ki, borçla, taksitle. Peki nasıl ve nereden ödeyecek bu parayı? Bilmiyor ama almış işte. Bir arkadaşı ona "Benim canım kardeşim, şu anda senin halin çok kötü. Burada işsizsin, köydeki evde anan, karın, çocuğun ağlayarak para bekliyor. Sen kalktın pahalı ve lüks bir cep telefonu aldın. Nasıl ödeyeceksin bunun borcunu?.."
Arkadaşına ne cevap vermiş biliyor musunuz? Gözlerindeki çakmak çakmak kin, öfke, hınç kıvılcımları olduğu halde:
? Yahu ben insan değil miyim?.. demiş.
Ben onun samimî arkadaşı olsaydım "Elbette insan değilsin!" derdim.
Bu akılsız, vicdansız, dengesiz vatantaşta fazla kabahat yoktur.Suçun büyüğü onu bu hale getiren uğursuz zihniyettedir.
Bu ülkede bin seneden beri, insanların ihtiraslarını, aşırılıklarını, olumsuz taraflarını frenleyen güç İslâm dini ve ahlakı idi. Yakın tarihimizde dinî inançları, dinî ahlakı, dinî yaşayış tarzını yıktılar. Yerlerine bir şey koyamadılar.
Toplumu, milleti sekülerleştirmek istediler.
Bir ölçüde sekülerleştik ama sonunda ne olduk... Şu manzaraya bakınız:
? Suçlar artmış. Mahkemeler suç davalarına bakmaktan başlarını kaşıyamıyor. Polis suçlarla ve suçlularla baş edemiyor.
? Ülkemiz genel bir kokuşma ile kirlenmiş vaziyette. Dünyanın en temiz ülkesi Finlandiya, biz listenin sonlarında yer alıyoruz. Kirlendik, hem de çok kirlendik.
? Türkiye'deki 78 etnik grubu bir arada tutan çimento İslâm idi. Bu bağı koparttık, toplum hercümerc oldu. "Kürtler aslında Türkmüş de, kışın karlar üzerinde yürürken kırt kırt diye sesler çıkartıyorlarmış. Bu yüzden onlara kürt denmiş..." Kimse bu dolmaları yutmadı. Ne oldu? Kürtçülük hareketi çıktı.
? Dinin baskısı ve rehberliği zayıflayınca iktisat, ticaret, iş hayatı ne oldu? Vahşileşti, çılgınlaştı. Adam bono imzalıyor, zamanı gelince ödemiyor. Çek veriyor, karşılıksız çıkıyor. Yalan, dolan, hile, hud'a, fitne fesat, dolandırıcılık aldı yürüdü. Herif lokantanın vitrinine "Nefis döner bulunur" diye yazmış. Girip bir porsiyon döner yiyorsunuz ki, nefis değil, berbat. En kalitesiz kıymadan yapmış, eti andıran soya unu katmış. Ticaretine yalan karıştırdığı, nefis olmadığı halde nefis dediği için kazancı haram oluyor ama onun haram maram bildiği yok. Para hırsıyla kudurmuş, gözleri dönmüş vaziyette.
? Zeytinler simsiyah ve kaliteli görünsün diye kimyevî boyalarla boyuyorlarmış. Bunlarda sağlık için çok zararlı zehirler varmış. Umurunda mı? Çünkü dinsizleşmiş, sekülerleşmiştir.
? Bozukluk, kokuşma o raddelere vardı ki, bir kısım sözde dindarlar da çok bozuldu. İslâmcı kesimde yenmeyen halt kalmadı. İhalelere fesat karıştırmak, işlerden komisyon almak, vakıf mallarına saldırmak, emanetlere hıyanet etmek, saçı bitmedik yetimlerin hakkını yemek. Yüz milyonlarca, milyarlarca dolarlık haram, kirli, kara servetler edinmek. Neymiş efendim, "Bozuk düzenlerde bozuk işler yapılırmış..." Be mel'un! Sen sakın bu fetvayı Azazil'den (Şeytan'dan) almış olmayasın.
? Toplumda nezaket, kibarlık, büyüklere hürmet, küçüklere şefkat kalmadı. Büyük şehirlerde kapkaççılık aldı yürüdü. Bir türlü önüne yüzde yüz geçilemiyor. Bu kapkaççılık işini sadece onbeş onaltı yaşındaki serseri çocuklar yapmıyor. Arkalarında bir mafya var, onları destekleyen ve kollayanlar var. Kimler bunlar, kimler bunlar?
? Bina ve zina başını aldı gidiyor. Nesep güvenliği büyük ölçüde sarsıldı.
? Rüşvet gırtlağa kadar.
? Genel bir mafyalaşma karşısındayız.
? Komşuluk hukukunun pabucu dama atıldı. Alt katta komşusu ölüyor, üsttekinin haberi yok.
? Din ahlakı gidince para en büyük değer oldu, put oldu, sapıkların ve azgınların tanrısı oldu.
? Din kanaati, tevâzuu, zühdü emr ediyordu. Dinin baskısı ve yönlendirmesi zayıflayınca lüks, aşırı tüketim, gösteriş, azgınlık, israf topluma hâkim oldu.
Bazıları şöyle diyebilir? Müslümanların da bir kısmının bozulduğunu sen kendin yazıyorsun. O halde din, kötülüklere engel olmuyormuş. Hayır efendim hayır!... O bozulanlar iyi, vasıflı, örnek, gerçek Müslümanlar değildir. Bozuklar sahte İslâmcılardır, münafıklardır, Müslüman müsveddeleridir. Müslümanın elbette hatâsı olabilir, Müslüman günah işleyebilir ama bir Müslüman asla saçı bitmedik yetimin hakkını yemez. Bir Müslüman asla devletin ve belediyelerin bütçelerini hortumlamaz. Bir Müslüman geçim sıkıntısından kıvranır ama asla rüşvet almaz.
Resulullah efendimize sormuşlar: "Müslüman zina eder mi?" sesini çıkartmamış. Yine sormuşlar, "Müslüman yalan söyler mi?" Asla!.." cevabını vermiş.
Dinimiz "Nifak küfürden daha kötüdür" buyuruyor. Küfür bellidir. Nifak gizlidir. Bir kısım nifaklar imansızlıktan ileri gelmektedir. Evet toplum içinde din ticareti, mukaddesat bezirgânlığı yaparak para kazanmak, servet sahibi olmak, ün, alkış, riyaset, makam, mevki devşirmek, nüfuz ve prestij sahibi olmak isteyen iğrenç ve pislik münafıklar vardır. Bunların dini imanı paradır, nefistir, menfaattir. Bunlar her türlü günahı, isyanı, tuğyanı işliyorlar. Bunlar ne Kur'ân hükümlerini, ne Peygamber sünnetini dinliyorlar. Bunların yaptıkları şeriata da, tarikata da taban tabana zıttır. Bunlar Nemrud ve Firavun gibi yaşıyorlar, davranıyorlar. Bunlar Müslüman değildir, bunlar İslâm'ı temsil edemezler. Bu pisliklere, bu gürûh-i lâ yüflihûna bakıp da hiç kimse İslâm'a ve hakikî Müslümanlara taş ve çamur atamaz.
Hakikî Müslüman yalan söylemez... Emanete hıyanet etmez... Söz verip de sözünden dönmez... Haram yemez... Rüşvet almaz... Devletin ve belediyelerin bütçelerini hortumlamaz... İhalelere fesat karıştırmaz... Saçı bitmedik yetimlerin hakkına el uzatmaz... Vakıf mallarına ve gayr-i menkullerine göz dikmez... Hakikî bir Müslüman, menfaat kopartmak için yaltaklık, yalakalık, köpeklik, dalkavukluk yapmaz.
Yamukluk yapan İslâmcılar Müslüman değildir, ne İslâm'ı ne de Ümmet'i temsil ederler. Onlar aç ve alçak köpeklerdir. Evet köpeğin bile yükseği, asili vardır. Onlar yüksek köpek bile değildir.
İşte din gidince ülke ve toplum böyle olur... Müslümanlar örs çekiç arasında kalır. Bir yanda agresif, harbî, amansız kâfirler; öteki yanda İslâmcı kılığına bürünmüş münafıklar ve şeytanlar.
Bina çökerse hepimiz enkazın altında kalacağız. Cümbür cemaat... Sen, keyfince yaşayan, bana ne diyen, zevk u sefa içinde piknik yapan umursamaz Müslüman, evet sen de...


YUKARININ DEVAMI  tabi bu arada benim boğazım hasta dedim sürekli ordaki akrabalarda benimde şuralarım hasta dediler yani herkes hasta bu bilgilerde aktarıldı yıldız geçidi atlantis diye bir dizi oynuyordu trt1 de benim adıma koyulan bölüm mürettabatta herkes hasta anlayın işte 
 
 
_______________________________________________________________________________________
 
10 )   deşifre olanla bi ara karşılaştık kendisine dedimki yahu usta sizin bi eleman var ona fene kızıyorum dedim bu bilgiler gitti ertesi gün filimi tam ahtırlayamadım ama filimde bir rakam vardı sonda 9 rakamı işte dünyadaki uzaylılarla dünyalılar çatışma var filimin hikayesi heni ben mite dedimya sizin bi elaman var sürekli çatışıyoruz neyse bu mit elamanıyla gene karşılaştık bakın toplumla ilgili bilgiler nereye gidiyor
 
bu kişiyle gene 9 temmuz salı 2012 gene karşılaştık ayakta baya konuştuk
 
9 temmuz salı 2012 konya zaferde akşam üstü geziyorum 11 sularında karşıdan daha önce deşifre olan mitte bilgi toplayan beni gördü bende onu oooo napan ya sen kardeşim nasılsın bende sağol seni sormalı dedim  hoş beş işte ben hemen konuya girdim ustacım bu ülkede ( o kadar ayakta uyuyan varken )  diye konuşmaya başladım beni çalıştığın teşkilat niye muhatab alıyor sizin mitte bilgi toplayanlarla karşılaşıyoruz zaman zaman onlar benim konuşmamı duydumu sabahleyin milli gazete yazarı mehmet şevket eygi beyin köşesinde bu muhatab alma sayısı 6000 ni buldu bu işin sırrı ne ben bundan rahatsızlık duymuyorum ama bu kadar muhatab alınmakta biraz garibime gidiyor dedim işte bu bilgiler mehmet şevket eygi beyin köşesinin birinci başlığı ne ayakta uyuyanlar ve yazarın birinci köşe yazısında çoğu konuşma bana ait gelelim ikinci konuşmama sizin aracılığınzla mehmet şevket eygi beye mesajımı iletin onu en çok sevenlerden biriyim ondan allah razı olsun onunla ( dosluğumuz ve kardeşliğimiz bakidir )  mehmet bey  müslümanları uyardığı içinde teşekkür ederim selamımı iletiniz siz dedim bunu şunu için konuştum bazen böyle konuştummu sizin teşkilata beni mehmet şevket eygi bey muhatab alıyor dedimmi mehmet şevket eygiye bilgi gidiyor sabahleyin köşesinde kızıyor bağırıyor işte o yüzden demek istediğim evet ben ikinci konuşmamda ne dedim mehmet şevket eygi beye mesajımı iletin dedim bu bilgiler aynen aktarılmış yazarın ikinci balığındaki ilk yazıya bakın meuhterem kardeşim mesajınızı aldım diyor birde mite ben ne dedim (dosluğumuz bakidir) dedim ikinci başlığa bakın yani aşağıdaki linke tıkla gazete açılır  oku 
 
http://www.kackartv.com.tr/?I=Haber&ID=44703
burda şuna dikkat çekmek istedim bakın algılama ilgili bilgiler nereye toplum ile bilgiler nereye 
yukardaki link bi zaman sonra açılmaz diye milli gazete diye linler var oraya kesip kopyalama yaparım ayakta uyuyanlar diye
 
 
 
 
 

Ayakta Uyuyanlar...
Memleketimizde ayakta uyuyan ne kadar çok insan var.
 
13:24 10 Temmuz 2012, Salı
Mehmet Şevket Eygi
Yatakta uyumak insanı dinlendirir, zindeleştirir ama ayakta uyumak çok kötü bir şeydir, kişiyi canlı cenaze (zombi) haline getirir.
Yürürken uyuyor, merdivenden çıkarken, inerken uyuyor, hep uyuyor.
Gözü açık ama uyuyor. Konuşurken, yer içerken uyuyor.
Uyutmuşlar onları.
Okulda uyutmuşlar, üniversitede uyutmuşlar.
En çok ayakta uyuyan Müslümanlara üzülüp acıyorum. Uyanık gibi görünerek uyuyanlar, Müslümana yakışmayacak laflar ediyor, işler yapıyor.
Uyanık Müslüman bir delikten çıkan tarafından iki kere sokulmaz. Ayakta uyuyanlar bin kere sokuluyor, yine ibret ve tedbir almıyor.
Uyanık Müslüman firasetlidir, ayakta uyuyanda firaset ne gezer.
Uyurgezerlere ne öğüt versen etkisi olmaz. Birleşin deseniz birleşmezler. İbadet edin namaz kılın deseler kılmazlar.
Bin ayakta uyuyanın, on uyanık kadar kıymeti olmaz.
Uyuyanlara en basit ve temel gerçekleri kabul ettiremezsiniz. Bildiklerini okurlar. Nuh derler Peygamber demezler. Yirmi dört saat, kah yatakta, kah ayakta uyuyanların en derin uykusu seher vakitlerindedir. Üzerlerine bir ağırlık basar bir ağırlık basar ki,  namaz vakti onları uyandırabiline aşk olsun.
Ayakta uyuyan biri şeyhinin gavs olduğunu söylemişti bana. Peki öteki bin kadar gavs ne olacak dediğimde pek kızmıştı.
Şeriata göre haram olan şeyler yapan, lüks ve israf sergileyen, 60 bin liralık bir otomobil ihtiyacını pekala görebilecekken, 200 bin liralık pahalı bir otoya binen uyurgezere "İsraf etme" demiştim. Bana şöyle bağırmıştı: Zekatımı verdikten sonra istediğimi yaparım, karışma!
Ayakta uyuyanlardan biri rüşvet alıyordu. Haram gelir elde etmek senin için iyi olmaz dedim. Benim fetvam var, kötü düzenlerde kötü işler yapılır, rüşvet alınır demişti. Fetvayı kimden almış? Şeytan'dan mı?
Uyuyanlardan biri, gayr-i Müslimlerin de ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğuna inanıyordu. Bunun küfür olduğunu ayetlerle hadîslerle izah edildi kendisine iki saat. En sonunda, "Sen ne desen ben yine öyle inanacağım" dedi, kesti attı.
Ayakta uyuyan namaz kılıyor, oğlu kılmıyor... Oğluna namazı emr et dedik. Baktı, düşündü, tekrar düşündü, suratını astı, bir şey söylemeden kalktı gitti. Oğlu yüksek mühendis olacakmış...
Hem uyuyor, hem yürüyormuş. Yolda giderken bir çukura düşmüş. Dümdüz yolda güpegündüz bu besbelli çukura düştüğünün sebebini anlamamış. Ayakta uyuyanlar çukurlara düşerler. Çünkü onlar görür gibidir ama görmezler.

* (İkinci yazı)

Dostluğumuz ve Kardeşliğimiz Bâqidir

Muhterem kardeşimiz... Mesajınızı aldım, teşekkür ederim... Bendeniz profesyonel gazeteci ve yazar değilim. İlgi çekmek, başıma okuyucu toplamak, reyting yapmak gibi endişelerim yoktur. Polemikten hoşlanmam. Şahısların, kurumların yağcılığını yapmam. Bana göre boş, faydasız, hattâ zararlı olan, gaflete düşürücü konuları işlemem. Kesinlikle ısmarlama yazı yazmam.
Âhir zamanda yaşadığımız için vakit çok hızlı akıyor, hadiseler birbirini sür'atle kovalıyor. Ömrü 24 saat olan güncel vak'alar beni pek ilgilendirmez. İsterim ki, bugün yazdığım yazı, bundan on, hattâ elli sene sonra okunmaya layık olsun, ilgi uyandırsın, faydalı ve ibretli olsun.
Kendime verdiğim bir misyon vardır. Pek nâçiz, pek mütevâzı da olsa dinime, milletime, vatanıma, insanlığa faydalı olmak isterim. Hizmet edebildiğimi iddia etmem. Az da olsa edebiliyorsam ne mutlu bana.
Doğru bildiğim bazı konuları sık sık tekrarlarım. Aynı meâldeki eski yazılarımı tekrar yayınlatmam. Her defasında yeniden yazarım. Önemli bir gerçeği, çok faydalı bir uyarıyı, yapıcı bir tenkidi bir kere yazmak asla yeterli olmaz. Gerçeklerin, uyarıların tekrar edilmesi gereklidir.
Türkiye Müslümanlarının durumlarının pek parlak olmadığını düşünüyorum. Onları uyarmak benim vazifemdir.
Yazılarımı beğenmeyenler, tekrarlardan usananlar, okuyucum olmaktan vaz geçerlerse hiç darılmam ve üzülmem.
İslam esas itibarıyla müjdelerden, uyarılardan, hayırlı bilgilerden, teşviklerden, öğütlerden ibarettir. Benim vazifem, bütün aczime ve yetersizliğime rağmen hayırlı ve faydalı (olduğunu düşündüğüm) yazılar kaleme almaktır. Siz muhterem kardeşimizin dinî bir cemaate mensup olduğunu biliyorum. Cemaatinizi, başındaki zatı, faaliyet ve hizmetlerinizi övmemi istiyor ve bekliyorsunuz. Bunu yapamam. Şu anda bu memlekette on kadar büyük, yüz kadar orta, bin kadar küçük islâmî cemaat vardır. Hizmet ve faaliyetleri hayırlı olan sadece bir cemaati övmem doğru olmaz. Ya hepsini öveceksin, yahut övgü işini bırakacaksın. Hepsini övmeye de imkan yok.
Hem, Allah rızası için ihlâsla hayırlı işler yapanların övgüye mövgüye ihtiyacı yoktur.
Sizinle hayli kadim dostluğumuz, kardeşliğimiz ve muarefemiz bulunmaktadır. Bu dostluk cemaat ve tarikat dostluğu değil, iman ve İslam kardeşliğine dayalı bir dostluktur. Yazılarımı okusanız okumasanız, beğenseniz beğenmeseniz devam eder.
Cenab-ı Hak cümlemizi dinî, itikadî, ahlakî konularda ayak kaymasından, Şeriat-i Ahmediyye sınırlarının dışına çıkmaktan muhafaza buyursun; Kur'an, Sünnet, icmâ, Sevad-ı Azam ve cumhur-i ulema dairesinde ve cadde-i kübrasında sâbit-kadem olmayı ve hüsn-i hâtime nasip buyursun.
Selam ve hürmetlerimle.
____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
 
11)  2013/ 3 MAYIS GÜNÜ deşifre olanla konuşuyoruz ben konuyu açtım ona dedimki deşifre olduğundan habersiz
ben bazen mit elamanalrıyla konuşuyorum onlara kızıyorum dedimmi bilgi gidiyor ertesi gün ulusal kanalda
 mel gibson başrolde intikam peşinde bu filim koyuluyor ve ceki ceyn başrolde geçmişin intikamı bu filim koyuluyor d_tox silvestor stollenenin başrolde oynadığı polisiye bir filim var polisten intikam almaya çalışan biri var işte yötetimi eleştirdim ben aslında bana kafayı taktıklarından bağsettim bu bilgi aktarıldı ertesi gün yıldız gemisi şavaşçıları uzaylı filimi koyuldu filimin hikayesi böcekler saldırı yapar insanları korumaya çalışırlar bakın şimdi bi yere böcekler saldırır bende şu pisikoloji ile konuştum eleştiri ve saldırı olayı iyi anlayın aşağıdaki filim videosunu tıklayın izleyin ağer açılmasa filimi googleden bulun hatta filim başlarken politik konuşmalara iyi bakın mitin yanında ben iyi vatandaş değilim filimdeki meseja bakın iyi vatandaş nasıl olunur mesejı ünüversitede okuyan ögrencilere fikir veren kolsuz adam anlayın işte 
_________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
 12) deşifre olduğundan haberi olmayanla konuşuyoruz algılama konusunu ben açtım konuştum biryerde bilgi olarak görüldü iletildi ertesi gün gazete köşe yazarı muhatab alıyor dedim konuyu bu konuşma gitti o anda cinayetten birinin cezası konusuda geçti bu konuşmalar gitti ertesi gün (marsın hayaletleri) filimi koyuldu ulusal kanala hatta filimde adam öldürme suçundan biri yargılama yapılıcak olan diye filimin hikayesi var anlayın işte ben buraya farağmanını buldum başka yerden  aşağıda bakın tarih 01 haziran 2013 tv8 de izledim çumartesi 21.30 
yada aşağıdaki linke tıkla izle 
__________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
13) deşifre olduğundan haberi olmayanla konuşuyoruz işte algılama konusu geçti bilgi gitti ertesi gün asronotun karısı filimi koyuldu tv8  29 ağusutos 2013 günü gene bu kişiyle konuştum algılamamla ilgili 
http://www.tv8.com.tr/c-902-0-astronotun-karisi bu linki tv8 aldım aşağıdaki filmin linki atıyım 
filimin hikayesi 

ASTRONOTUN KARISI

İki mekik astronotu bir uyduyu tamir etmek için uzay gemisini terk eder. Sonra bir patlama meydana gelir. Nasa iki dakika süreyle iletişimi kaybeder, ancak iki astronot da kurtulur ve güvenli bir şekilde dünyaya geri döner. Fakat daha sonra ikisinin de aynı kişiler olmadığı ortaya çıkmaya başlar.

 

Orijinal Adı      :       The Astronauts Wife

Yönetmen         :       Rand Ravich

Oyuncular         :       Charlize Theron, Johanny Depp, Joe Morton

Yapım               :       1999 Bilim-kurgu

 

eğer flilim videosu açılmasa yukardaki filimin hikayesine bakılıp googleden bulur 

birde nor düşüyüm ben bu deşifre olanla daha önceden konuştum ölüm fısıltısı diye filim koyuldu bu olay algılamamla ilgili parapiskolojik filimlere tıklanıp orda görülür bakılma istenirse birde kabus filimi 33 numaralı yere bakılırsa

_________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

14 ) aynı istihbaratçıyla konuşuyoruz işte gene bilgilerin gittiğini ve anladığımı laf çarptırdım deşifre olduğundan haberi olmayan muhbire oda bilgileri aktardı cne5 de denizde dehşet filimi koyuldu  filimin linkini bulamadın ama bu aşağıdaki filimin hikayesini takip etmek şartıyla gooğleden bulunur heralde

Denizde Dehşet 20.10.2013

Denizde Dehşet Yayın Tarihi: 20 Ekim 2013 Pazar
Denizde Dehşet Yayın Saati: 01:05
Denizde Dehşet Yayın Kanalı: Cine 5

Denizde Dehşet Özet
Galaksinin uzak bir köşesinde dünya dışı canlılara ait uzay gemilerinin çarpışması sonucu dünyaya bazı atıklar düşer. Bermuda Şeytan Üçgeni’ne düşen bu atıklar köpek balıkları üzerinde tuhaf bir etki yaratır. Bir anda değişen köpek balıkları denizlerde insanlara saldırmaya başlar. Bir su altı araştırma laboratuvarında görevli olan okyanus bilimci Mike, karısı Linda ve Kaptan Riley oksijenleri ve güç kaynakları giderek azalırken köpek balıklarına karşı ölüm-kalım mücadelesi vermek zorunda kalır.  

 

__________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

 

15 ) BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayanla feste arkadaşlık teklifi yaptım oda ordaymış işte kabul etti bende ona nasılsın abi beni bildinmi dedim oda bildim dedi ne var ne yok işte falan konuştuk orda ben dedim işte bi ara  silahlı mucadele veren cemata takıldığım günlerde bana içeri atarız seni demişlerdi bende devletle işim yok benim bizim amacımız devleti savunmak dedim ona deşifre olana laf çaktırdım işte bu konuyu yazarın köşesinde muhatab almış 1923 bu yana diye başlığı var orda muhatab almış yazar inanç  fikrinde dolayı kimse hapse atılmıyor diye yazısı  işte bu milliyetçilik hisside ayrıyeten ertesi gün evrenin askerleri diye filim koyuldu oda aşağıda ve yazarın köşesindeki çoğu konuşmalar ortak konuşmalarımız  orda feste konuştuğumuz o sırada ben cemeata takıldığımda 2000 yıllarda falan beni mit takibe almıştı işte falan dedim oda ertesi gün bu takip edilme işini akp li bülent arınç açıklama yapıyor biz hiç kimseyi takip altına almadık ikdidarımızda diye tvde açıklama yapıyor neyse ben burda açıkça dedimki abi sen devletimizin mite bilgi saplayan muhbirisin devletimizin mitine bu olayları anlat wep sitemde açıkça yazdım olayları dedim oda bana mitmi diyorsun dedi bende evet dedim  oda bana muhbirmi diyorsun dedi işte falan baya dil döktüm enğellerim dedi çok ısrarcı davranıyorsun dedi bende sen bilirsin dedim kapattı ertesi gün işte gora  cem yılmazın boşrolde oynadığı diye filim koyuldu showtv ye izledim işte böyle şuraya dikkat çekiyim gora  filimi ile bu olayın bağlantısı şu algılamam dikkatini çekiyor mitin onda bu filimi koyuyor uzaylımıyım aşağıya fıragmanı atıyım http://www.youtube.com/watch?v=ShBMLEpIX7M
 
http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Demokrasi_Din_Degildir/17564#.Upo-O7JKMdk
Mehmet Şevket Eygi
 
 
Demokrasi Din Değildir
Mehmet Şevket Eygi
28 Kasım 2013 Perşembe 04:54

*Demokrasi bir din değildir, siyasî bir rejimdir. Bir Müslüman, demokrasiyi din gibi algılarsa, İslamın yerine koyarsa, dinden çıkar. İslamın yanına da koyamaz. Demokrasi bir köprüdür. Akıllı ve şuurlu Müslüman o köprüden islamî sisteme geçmeye çalışır; bu işi için nelerin yapılması, nasıl çalışılması gerekiyorsa onları yapar.
*1923’ten bu yana, Cumhuriyet tarihindeki en serbest, hürriyetli, en fazla din, inanç, fikir, muhalefet hürriyeti olan devir bugünküdür. Vatandaşlar artık inançlarından, ibadetlerinden dolayı mahkemeye verilmiyor, hapsi mahkum edilmiyor.
*En fazla medya hürriyeti de bu devirdedir. Cumhuriyet ve Sözcü gibi gazeteler son derece ağır, şiddetli muhalefet yapabiliyor, en sert ve yavuz muhalif yazarlar serbest. Cezaevlerinde birkaç gazeteci var ama onlar muhalif yazılarından dolayı sanık değil; kendilerine isnad edilen suç darbeyle ilgili.

*Büyük medya, yapısı itibarıyla hürriyet ve haysiyetini kendi içinde, kendi iradesiyle kayb etmiş durumda. İsterlerse yapabilirler ama muhalefet yapmıyorlar. Bir sürü holdingin, bankanın, dev şirket ve fabrikanın da patronu olan ve milyarlarca dolara sahip bulunan kişiler muhalefet yapmamayı menfaatlerine uygun görüyor.
*Selanik Dönmeleri (D büyük harfle), Kriptolar, egemen azınlıklar, vesayet rejiminin gittikçe güç kaybetmesinden son derece rahatsız ve tedirginler; eski faşist ideolojik rejimi ayakta tutabilmek için çılgın geziler yapıyorlar. 
*ABD, İsrail, AB, beynelmilel kapitalizm, sömürgeciler Türkiyenin kendi millî kimlik ve kültürüne dönmesine çok öfkeleniyor ve hırçınlık yapıyorlar. Lozanın gizli protokollarının, Hahambaşı Haim Nahum doktrinin çiğnenmesinden hiç razı değiller.
*Vesayet rejimi hayli törpülendi ama resmî ideoloji saltanatı devam ediyor.
*İslamî kesimin ve hareketin içine sızan din sömürücüleri, vaktiyle bozuk deniler düzenin haram rant ve menfaatlerini yağmalamak için koşuşturuyor.

*İslamî eğitime ve okullara sahip olmayan ve istisnalar dışında, atalarının Türkçe mezar taşlarını bile okuyamayacak kadar cahil bırakılmış/kalmış olan Müslüman çoğunluk, emperyalistler ve vesayetçiler tarafından bin kadar birbirinden kopuk hizbe, fırkaya, gruba, parçaya, İslamcılığa ayrılmıştır.
*Maddî terakki, otoyollar, köprüler, havaalanları, limanlar, gökdelenler, rezidanslar, lüks otomobiller, konforlu ve israflı hayat bakamından çağ atlayan Türkiye’de ahlak, doğruluk dürüstlük, faziletler, iffet, namus geriliyor. Suç patlaması var. Hırsızlık, dolandırıcılık, zina, haram yeme yaygın.
*Beş yüz milyar (belki daha fazla) kara, kirli, necis, haram para birikimi olduğu söyleniyor.
*Kara, kirli, haram, necis, gayr-i meşru servetler için nereden buldun sorusu sorulamıyor.
*Feminizm ve kadın hürriyeti yaygaraları içinde devlet TC başlıklı resmî vesikalarla yasal, korunmuş, kollanan, KDV’li seks köleliği yaptırıyor.

*Yeni Medenî Kanun aileyi, yeni ceza Kanunu toplumu çökertiyor.
*Çağ atlayan, maddî ve teknik bakımdan harikalara imza atan Türkiyede iç barış ve toplumsal mutabakat dinamitlenmiş, korku veren bir çözülme ve bölünme görülüyor.
*Dünya devletleri listesinde temizlik ve şeffaflık bakımından Türkiye kaçıncı sıradadır ve 10 üzerinden notu kaçtır?
*Eğitim sistemi yollar kadar düzgün, gökdelenler kadar yüksek, hava yolları kadar başarılı mıdır?
*Türkiye aydınları, elit sınıfı, okumuşları; denetim, uyarı, muhalefet vazifesini hakkıyla yerine getirmekte midir?
*Türkiyede Almanyada, İngilterede, Amerikada, Japonyada olduğu gibi ve kadar güçlü bir fikir, araştırma, inceleme, kültür faaliyeti var mıdır?
*Bir ülke sadece maddî ve teknik kalkınma, mükemmel otoyollar, gökdelenler, Boğaz köprüleri, lüks otomobiller, konforlu hayat, ihracatın patlaması ile uçabilir mi? Bunların yanında insan haklarına saygı ve bağlılık, âdil hukuk sistemi, vasıflı bir eğitim, iç barış, toplumsal mutabakat, ahlak, fazilet, bilgelik de olması gerekmez mi?
28.11.2013
 
  

 

 

 

 
____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________16 )
16) neyse yukarıdaki olayın devamı o gün olaylar yaşandı ben cuma günü deşifre olduğundan haberi olmayana dedimki ya ne oldu biliyormusun dedim çarşamba günü feste  deşifre olan muhbir vardı ona işte bişeyler anlattım oda kabul etmedi ben çalıştığın milli istihbarat teşkilatına benim için bir çalışma var onu aktar dedim wep sayfamda olaylar yazılı dedim baya konuştum işte konuşma hep MUHBİR  konu bu muhbirler şöyle muhbirler böyle dedim işte bu olay ertesi gün tv8 MUHBİR filimi koyuldu hani ben muhbire devamlı muhbirlerden bağsettim işte anlayın muhbir filimini linkini bulursam atarım buraya  ve burdada algılama varya oda kanal türkte şavaş gemisi diye bir filim koyuldu uzaylı filim   o olayıda aşğıya atıyım 
ŞAVAŞ GEMİSİ FİLİMİ 
 
 

Nerden geldiği belli olmayan gizemli bir gemi filosu Dünya’ya savaş açmıştır. ABD’nin en iyi ve ayakta kalan son savaş gemisi olan USS Iowa ve mürettebatı bu savaşta tüm dünyanın son umududur. Bu savaş artık insanların değil, insanlığın savaşıdır.

YÖN.: THUNDER LEVIN     

OYN.: MARIO VAN PEEBLES, CARL WEATHERS  

KANALTÜRK    19.15   

 
tabi ben aynı zamanda o muhbirle konuşmuştum bilgide aynı zamanda bilgi yani konuştuklarım milli gazete köşe yazarı mehmet şevket eyginin kösesinde analiz edildiginden bağsettim işte bu olayda bilgi olarak aktarılmış yazarın ikinci başlığında analiz etmiş bayağı mesajlar diye orda sitem etmiş kendisinin eleştiri aldığını falan anlamışlar mit teşkilatı olarak 
http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Dershane_Bahane_Kavga_Derin/17591#.Upo65rJKMdk
Mehmet Şevket Eygi
 
 
Dershane Bahane Kavga Derin
Mehmet Şevket Eygi
30 Kasım 2013 Cumartesi 02:00

*Bu kavga kesinlikle dershane kavgası değildir. İşin içinde başka işler vardır.
*İşin içinde ABD vardır.
*İsrail  ve Siyonizm vardır.
*Papalık ve Hıristiyanlık vardır.
*Sivil darbe teşebbüsü vardır.
*On milyarlarca dolarlık bir pasta vardır.
*Saray darbesi vardır.
*Dinlerarası diyalog vardır.
*Serbest seçimlerle iktidara gelmiş Başbakan’ın seçimsiz düşürülmesi hesapları vardır.
*Sekter emeller, planlar, stratejiler vardır.
*Münzel=indirilmiş gerçek İslam’ı değiştirip, onun yerine uydurulmuş ve türetilmiş yeni bir İslam getirmek vardır.
*Tesettürü zaruriyat-ı diniyeden çıkartıp ayrıntı haline getirmek vardır.
*İslam’ın Allah katında tek hak din olduğu temel inancını yıkıp, o inancın yerine zamanımızda üç hak ibrahimî din bulunduğuna dair bâtıl inancı koymak vardır.
Dershaneler buzdağının su üzerinde görünen onda biridir. 
Serbest seçimlerde en fazla oyu almış olan meşru Başbakan’ı bir saray darbesiyle yıkmak istemişlerdi.
Başbakan’ın hatâları varsa, bunları kendi medyalarında açık ve seçik olarak yazmaları, tenkit etmeleri gerekirdi.
Bendeniz bugünkü kavganın içine girmem ve taraf tutmam. 
Lakin kavga mı savaş mı, her neyse asıl sebeplerini aramaya, öğrenmeye çalışırım.
Çok akıllı, cin fikirli olmasam da, bu savaşın dershane savaşı olduğuna inanacak kadar ahmak ve salak değilimdir.
Burnuma çok acayip kokular geliyor.
Darphane makinalarının seslerini işitiyorum.
Hafızam gerilere gidiyor. Hani 2004  yılında Mardin’de tarihî Kasımiye medresesinde  Dinlerarası Diyalog  festivali yapılmıştı ya. Patrikler, papazlar, bir de Diyanet müftüsü… Çanlar çılgınca çalarken ezan okunmuş ve oradaki ruhbanlar hep birlikte havuzun üzerindeki derme çatma salaş köprüden kara cüppeleriyle yel yeperek yelken kürek merasimle geçmişlerdi. Akıllarınca üç ibrahimî din mensupları böylece Sırat Köprüsünden geçerek Cennete duhül edeceklerdi.
Bendeniz Ehl-i Sünnet ve Cemaat dairesi içinde nâçiz bir Müslümanım.
Dinlerarası Diyalog doktrinini reddederim.
Allah katında tek hak dinini İslam olduğuna kesin şekilde inanırım.
Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa  (aleyhimüsselam) Müslümandı.
Hz. Âdem’den bu yana inançlarda, temelde, usulde hiçbir değişiklik olmamıştır. Değişiklik şeriatlardadır, füruattadır.
Antalya’da bir Dinlerarası Diyalog parkında yan yana yapılan cami kilise sinagog beni ürkütür.
Din hürriyeti olsun ama Diyalog olmasın.
Hiçbir Müslümanın, hiçbir hocanın, İslam’ın Allah katında tek hak din olduğu inancı konusunda ödün vermeye hakkı yoktur.
Museviler, İseviler ile Müslümanlar Âmentü konusunda birlik içinde değildir.
Tevhid ile Teslis inançları asla birleşmez ve bağdaşmaz.
Kur’an’ın hak kitap olduğunu inkar eden, Hz. Muhammed’in (Salat ve selam olsun ona) Allah’ın Resulü olduğunu inkar edip, ona -hâşâ- yalancı diyen, İslam’ın hak din olduğunu kabul etmeyen ile Diyalog yapmak bir inkar değil de nedir?
Ehl-i Kitab ile barış içinde yaşamak mümkün ve kabilse elbette barış olsun, lakin onların da hak üzere olduklarına inanmak İslam’ı inkar demektir.
Ah, bu dershaneler meselesi çok su kaldırır.
Buzdağının suyun altındaki görünmeyen kısmını öğrenmeye çalışmalıyız.
Risale-i Nurların sadeleştirilmesini tenkit ettiğim yazımda, silleden, tokattan bahs etmiştim…

* (İkinci yazı)
Bayağı Mesajlar

ADAM ismini adresini yazmamış. Bir rümuzun ardına sığınmış ve kabaca, âdice, bayağıca hakaret ediyor…  Niçin gerçek ismini yazmıyor? Çünkü haksız ve âciz olduğunu peşinen biliyor. Medenî bir vatandaş, terbiyeli bir Müslüman böyle yapar mı? Kesinlikle yapmaz.
Bendenizin veya bir başkasının yazısını, fikirlerini, görüşlerini beğenmeyebilir, hattâ çok yanlış bulabilir. Ne yapacak?  Gerçek hüviyetini bildirerek, gerekçe göstererek tenkit edecek, uyaracak. İşte birileri bunu yapamıyorlar. Kültürleri, ahlakları, seviyeleri buna müsait değil. O zaman ne yapıyorlar? Küfür ediyorlar, hakaret ediyorlar, yalan söylüyorlar, iftira ediyorlar.
Bu cahil ve acizlerin yanında,  bir de ajanlar var. Herif veya kadın Müslüman değil, Müslümanmış gibi mailler gönderiyor. Amaç ne? Müslümanları birbirine düşürmek.
İnternette korkunç, dehşetli, felaket bir dezenformasyon var.  Kirlilik, pislik, rezalet diz boyu değil, boyu aşmış.
Madalyonun ardında iyi şeyler de var. Birtakım cahillerin, acizlerin,  sürüngenlerin yanında olgun, edepli, terbiyeli vatandaşları görerek müteselli oluyoruz.  Zeka, kültür, incelik, edeb, nezaket dolu tenkitler, uyarılar…
Olgun bir Müslüman nasıl tenkit eder, nasıl uyarır?.. Şöyle bir üslup ve ifade kullanmalıdır: “Muhterem beyefendi (veya hanımefendi), yazınızdaki bazı yanlışları düzeltmeme izin vermenizi rica ederim…” Gerekçe ve belge göstermelidir, mantık kurallarına riayet etmelidir. Her hâl ü kârda edeb ve terbiye sınırlarını aşmamalıdır. Edeb ve terbiye mi? Nerede bulunur, nerede satılır, nerede öğrenilir onlar?  Kilosu kaç lirayadır?
30.11.2013
M.Ş.EYGİ
 
 
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
16)deşifre olduğundan haberi olmayanla konuşuyoruz işte konu ya ben kanal 7 de bi puroğram seyrettim işte konu büyü ile konu açıldıda açıldı işte ama burda bişey var ben algılamayıda deşifre olana bir saat önceden söylemiştim neyse bilgi gitti ertesi gün kanal 7   saat- 22.15 yayınlandı tabi burda algılama varya başka filim daha koyuldu ertesi gün kanal d ye sabah  saat 10.30  arog cem yılmazın uzaylı filimi bunların  video linkini atmıyım biliniyor zaten
________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
17) deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle bir konu açtım işte dedimki ben çumartesi günü bir akrababın evine gittim orda deşifre olan muhbirin yanında bir mezu açtım iyi kötü insan e dedi bu bilgi olarak gitti evet dedi ertesi gün pazardı işte e dedi işte daha önceden bir puroğram yayına koyuldu iyi insan ktü insan işte evet dedi tabi bilgi gitti ertesi gün thor diye uzaylı filim yayına koyuldu startv şuraya dikkat çekiyim bakın iyi kötü insandan bahsettim algılamanın içinde mite aynı anda koyulan bölüm iyi kötü insan filimin içinde
aşağıya atıyım bakın video linkini belki atarım not ben bunu uzaylı filim diye izlemiştim ama siz gene nasıl anlarsanınz
07 Ocak 2014, 01:54Editör: Editör Editor

"THOR" bu akşam Star Tv de

Günümüze sürgün edilen antik bir süper kahramanın maceralarını anlatan müthiş bir aksiyon Thor, bu akşam Star’da. Marvel tarafından aynı isimli çizgi romana dayanarak çekilen film çekiçli süper kahraman THOR’un başından geçen fantastik olayları konu alıyor.
Tanrılar arasında yaşıyan THOR yaptığı hata ile antik bir savaşı tekrar başlatır ve ceza olarak Dünya’ya sürgün edilir.
Hikâyenin merkezinde, düşüncesiz tavırlarıyla antik bir savaşı tekrar başlatan güçlü ama ve kibirli savaşçı Yüce Thor var. Thor, Dünya’ya sürgün ediliyor ve insanlar arasında yaşamaya mecbur bırakılıyor. Kendi dünyasının kötü adamı en karanlık güçlerini Dünya’yı istilâ etmek için yollayınca Thor, gerçek bir kahraman olmak için nelerin gerektiğini öğreniyor...

Yayın Günü : 7 Ocak SALI Yayın Saati : 22.15
Orjinal Adı : THOR
Yönetmen : Kenneth Branagh
Oyuncular : Chris Hemsworth, NataliePortman, Tom Hiddleston, Anthony Hopkins, Stellan Skarsgård, Kat Dennings
Türü : Aksiyon/Fantastik/Macera
Yapım Yılı : 2011- ABD
- See more at: http://izleyiciplatformu.com/haber/1666-tv-programlari-thor-bu-aksam-star-tv-de.html#sthash.A9ueAB70.dpuf

_____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

18 )  deşifre olduğundan haberi olmayanla konu açıldı bende bişeyleri sezdim dedi bende o var dedim aslında azımı aradı konu benim algı türüne geldi algılamamla ilgili baya konuştum işte delil verdim bu bilgilerin teşkilata gideceğinden emin olduğum için öylede oldu ertesi gün bu filim koyuldu bu filim daha önceden koyulmuştu sonra sosyal konulara geçtik oda milli gazeteye bilgiler gitti yazar nasıl analiz etmiş bakın köşesine aşağıda meşrep taassubu başlıklı yazı burda şuna dikkat çekiyim bekın algılama konusu nereye normal konuşmalar nereye yukardaki tohor filimi var aynı istihbaratçı onuda not düşüyüm 

İŞARETLER

15 Ocak 2014 Çarşamba             
                                       

 

 

"İŞARETLER" 16 Ocak Perşembe akşamı saat 21:30'da Kanaltürk sinema kuşağında…

 
 
 
İŞARETLER
Orijinal İsmi:        Signs (+13 Şiddet)
Yönetmen:           M.Nights Shyamalan  
Oyuncular:           Mel Gibson, Joaquin Phoenix, Rory Culkin
Yapım Yılı:           2002
Tür:                      Bilim Kurgu / Macera

Graham işaretlerin anlamını araştırıyor. 

Graham Hess, geçmişinde oldukça kötü olaylar yaşamış olan ve inancını yitirmiş olan eski bir rahiptir. Kendi halindeki kardeşi ve çok sevdiği kızı ile beraber sıradan bir çiftçi olan Hess'in hayatı, tarlasında oluşan kocaman işaretlerden sonra değişecektir. Kısa bir süre sonra bu işaretlerin yalnızca kendi tarlalarında oluşmadığını anlarlar. Bu dünyadan olmayan bir şeyler kapılarına dayanmıştır. 
 
 


 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle konuşuyoruz işte konu meşrep taassubu konusunu ben açtım yazar o konuyu başlık yapmış eşari maturidi benim konuşmam dört mezhep ilk başlardada varda neyse müslüman olarak hangisi üntündürle başlayan yazı sonuna kadar çoğu yazarın görüşü azda benim ikinci yazı İSLAMİ BİLMEK BAŞLIKLI YAZISI 
ikinci başlığındaki hemen ilk yazı bana ait konuşma yani islami bilmek gerek icazetli alimlerden diye yazan hepsi neyse buraya kadar yeter hepsini ayrı ayrı yazmatım 

 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Meşrep Taassubu Çılgınlığı
Mehmed Şevket Eygi
16 Ocak 2014 Perşembe 02:51

MEŞREP taassubu gören gözleri kör eder, işiten kulakları sağır. Meşrep taassubu akılları dondurur, vicdanları taşa çevirir. Bu taassuptur ki, insanda adalet ve insaf duygusunu yok eder.

Müslümana hiç yakışmayan bir şey varsa o da meşrep taassubudur.

Taassup ne mi dediniz? Fanatizmdir, uyduruk Türkçe ile bağnazlık.

Bendeniz Hanefiyim ama asla mezhep fanatikliği yapmam.

Bir tarikata irtibatım, intisabım veya muhibliğim var mıdır, yok mudur, söylemem.

Eş’arîler ve Mâturîdiler hak üzerindedir…

Dört fıkıh mezhebinin dördü de haktır…

Şeriat dairesi içindeki Sünnî tarikatların hepsi haktır.

Müslüman olarak hangisi üstündür?.. Kur’an bunun ölçüsünü koymuş. Allah katında en üstününüz en muttaqi olandır buyuruyor. Kimin imanı daha parlaksa, kim Allahın emirlerini daha dikkatle yerine getiriyorsa, kim Allahın yasaklarından daha fazla kaçınıyorsa, kimin ahlakı yüksekse onun derecesi ve rütbesi üstündür.

Mutassıp böyle düşünmez. Onun cemaati veya tarikati üstündür… Onun cemaatdaşları üstündür… Başka mezhep ve meşreplerdeki Müslümanlar, bizden olmayan öteki Müslümanlardır.

Bu ayırımcılık, bu ötekileştirme bir tür ırkçılık değil midir?

Meşrep taassubu Müslümanları parçalar. Nitekim feci ve fena şekilde parçalamıştır.

Fanatik kişi, Ümmet birliğini teorik olarak kabul etse de, realitede kabul etmez.

Fanatiğin mantığı dumura uğramıştır.

Parçayı bütün ile özdeşleştirir.

Bazen parçayı bütünden büyük görür.

Fanatiğe, Ümmetin çeşitlilik içinde sarsılmaz bir birlik olduğunu anlatamazsınız.

Fanatikler, kendi baronlarının gavs, sahib-i zaman, ferdiyet tahtında oturan, mâsum, yegâne-i cihan olduğunu sanır.

Mutassıp, iman kardeşliğinin edebiyatını diliyle veya kalemiyle yapar ama bu kardeşlik ümüğünden kalbine inmez.

Bir anlaşmazlık, tefrika, niza mı zuhur etti, mutaassıbın tarafı yüzde yüz haklıdır, ötekiler yüzde yüz haksızdır.

Meşrep taassubu hastaları, gemiyi batıracak çılgınlıklar yapmakta tereddüt etmezler.

Gerekirse din düşmanlarıyla ittifak ederler, onları dost ve velî edinirler.

Onlara nasihat okları işlemez.

Onlar meşreb farklılığı yüzünden işe yarar sâlih Müslümanları dışlar, onlara hizmet imkan ve fırsatı vermez.

Bendeniz tabiî ki, sıradan, rütbesiz, derecesiz, değersiz bir Müslümanım ama meşrep taassubu yüzünden üzerinde yolculuk ettiğim geminin batırılmasını istemem.

Onlar benim öğütlerimi dinlemezler. Bu herif de kim oluyor ki, bize nasihata kalkışıyor, ne haddini bilmez küstahmış bu derler.

Ümmet-i Muhammedin (Salat ve selam olsun ona) selim akıllı, ilim ve irfan sahibi, nâfiz, ziyalı, firasetli, sözü dinlenir, müessir büyükleri; gemiyi batıracak çılgınlıklar ve aşırılıklar yapan şu mutaassıpları durdursalar, sakinleştirseler, i’tidale davet etseler ne hayırlı bir iş yapmış olurlar.

Henüz meşrep taassubu bataklıklarına düşmemiş sevgili ve muhterem Müslüman kardeşlerime (büyük küçük herkesin ellerinden öperek) sesleniyorum: Lütfen, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu fanatiklikten, aşırılıktan, holiganlıktan, militanlıktan koruyunuz.

 (İkinci yazı)

İslamı Bilmek ve Hayata Uygulamak

İslamı bilmek gerek… Nasıl bilmek?.. Doğru bilmek… İslam aslına uygun doğru şekilde nasıl öğrenilir?.. İcazetli, râsih din alimlerinden, fakihlerden, kâmil mürşidlerden öğrenilir…

İslamı doğru şekilde öğrendik, iş bitti mi?.. Bitmedi bitmedi!.. İslam yaşanan bir dindir, onu yaşamak gerek. Nasıl yaşamak?.. Dosdoğru yaşamak…

Türkiyenin Müslüman çoğunluğu İslamı doğru olarak biliyor ve dosdoğru hayata uyguluyor mu?.. Maalesef maalesef.

Din bilinseydi ve uygulansaydı, Türkiyenin 2013’teki temizlik, şeffaflık, ahlak notu 10 üzerinden 5 olmazdı.

İslam taharet ve nezafet dinidir, pislikleri izale eder. Bir toplumda büyük miktarda pislik varsa o toplum gerçek ve olgun bir İslam toplumu değildir.

İslam yalanı, dolanı, iftirayı, gıybeti, tecessüsü, fitne ve fesadı, haram yemeyi, aldatmayı, çekişmeyi haram kılmış, yasaklamıştır. Bunlar bir toplumda yaygın ise o toplumun Müslümanlığı ism ve resmden ibaret kalır.

İslam bütün fuhşiyatı=azgınlıkları kötüler. Azgınlıklar istisnâî olmaktan çıkıp genelleşirse o toplum, islamî kriterlere göre hasta, bozuk, çürük, zalim, fasık bir toplumdur ve kendini ıslah etmezse yıkılmaya mahkumdur.

Sadece zina ve riba büyük günahları bile, yaygın ve açıkça yapılır hale gelirse yıkılmak için yeterlidir.

İslamın iki temel esası, sahih bir itikad ile ibadettir. İbadetin başı da beş vakit namazdır.

İstanbul camilerine sabah vakitlerinde gidiniz, Müslümanların ne durumda olduklarını, hal-i pür melallerini bizzat görür anlarsınız.

Dev şehirde mübarek Ramazan ayında açıkça yiyenin içenin haddi hesabı yoktur.

Milyonlarca kadın ve kızın kıyafetleri korkunçtur.

Her yerde içki kumar fuhuş.

Devletin millî piyangosu vardır. Yılbaşından evvel gişelerin önünde uzun kuyruklar oluşur.

TC’nin vesikalarıyla polis koruması altında yapılan KDV’li ve gelir vergili hijyenik (!) seks köleliği. Türkiye devleti, kadınları seks kölesi olarak çalıştırtmayacağını taahhüt etmiş, kim takar.

Şu Müslüman memleketin okullarında doğru ve faydalı bilgiler, güzel ahlak ve karakter okutuluyor mu?

Tek bir Ümmet olmaları gereken Müslümanlar niçin birbirinden kopuk bin parçaya ayrılmış?

Müslümanların bir Fetva Meclisi, bir Âqiller Şûrası, bir Nasihat Dairesi niçin yok?

Zekatlar niçin Kur’ana, Sünnete, Şeriata aykırı olarak toplanmıyor da yardım alamayan biçare fakirler sürünüyor?

Birtakım kuruluşlar kendilerine takılan gençliği ve halkı niçin robot ve zombi haline getiriyor?

Müslüman Türkiyenin ahlak, temizlik, şeffaflık notu niçin, Danimarka gibi 10 üzerinden 9 değil?

Bütün bu anlattıklarım gösteriyor ki, biz çoğunluk olarak İslamı doğru şekilde bilmiyoruz ve hayata dosdoğru uygulamıyoruz.

İtikad=inanç konusunda çok bozukluk, yanlışlık var.

Namaz terk edilmiş ve halkın büyük kısmı şehvetlerine uymuş.

Sadece zina bile batırır.

Sadece riba bile batırır.

İslam birliği emr ediyor, Ümmet içindeki tefrika batırır.

Haram kazançlar, servetler, rantlar bir İslam toplumunu batırır.

Yüksek binalar kimseyi aldatmasın sakın. Nemrudun da yüksek binaları vardı.

Ya İslamı doğru öğreneceğiz ve hayata dosdoğru uygulayacağız, ya da bugünkü gibi bocalayıp duracağız. Tercih bize aittir.

16.01.2014

____________________________________________________________________________________________________