Benim Sitem

parapsikolojik filimler 2

                             AÇIKLAMA
not:şunu izeh ediyim burdaki filimler benim için yapılmış değil benim durumumla aynı olayla kıyasa gidilerek öyle filim koyuluyor bu filimler ulusal kanallarda ulusalda kasdım show tv sıtar atv gibi yayınlandı deşifre olanla algılamamla ilgili konu açtığımda bilgi gidiyor ertesi gün yayınlanıyordu neden ben konuyu açıyordum çünkü deşifre olandan üstlerine ulaşmak amacım ben muhatab alınmakta bıktım diye deşifre olduğundan haberi olmayana laf çaktırıyordum işte dün ben şurda mite bilgi sağlayanla konuştum bilgi gitti ertesi gün şu kanalda şu gazetede analiz edildi diye burda algılama konusu oldumu ertesi gün doğa üstü insanların hikayesi filim yayınlanıyor not: sözüm milli istihbarata bende doğa üstü yetenek yani parapiskoloji ile ilgili bir yetenek yok bende sadece sizin elamanlar bilgiyi aktardıktan sonra yapılan analizleri anlıyorum önsezi değil sezgi gibi anlayın işte birde gazete olayıyla anlatmaya çalıştım burda algılama konusu parapiskoloji şubesine sosyal konularda gazeteye bilgi trafiği anlatmak için birde ben ne zaman giden bilgiye göre yayınlanan filimleri googleden bulup buraya attım linklere tıklanır izlenir birde bu olayların mantığı toplumda böyle olaylar var diye bilgi vermek açısından yaptığınız bir çalışma bu bu işi emniyette bir istihbaratçı söyledi bilgi vermek topluma amacınız buymuş iyide bede 6 his falan yokki ayrıca not düşüyüm algılamamla ilgili yayına koyduğunuz dizilerle burda bir fark var dizilerde ne konuşursan o konuşmaya göre dizinin içinde bir bölüm aranıp yayına koyuluyordu burda muhbirin dikkatini çektiğimde bilgi gidiyor ertesi gün tek bölümlük filim koyuluyordu arasındaki fark bu
 
__________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayanla iki gün önce ben fesimde bi olayı yayınladım oda gördü bu bilgi teşkilata gitti ve konu anlaşıldı bi algılama var işte  bana iki sonra telefonundan kendisinin cep telefonundan fotoğraf gösterdi işte konu bu bende baktım bilgi gitti ertesi gün sinamatvde bu filim koyuldu zaman sapması 
http://tvrehberi.hurriyet.com.tr/program-detay/5821625/zaman-sapmasi yayın tarihi 04 02 2015 günü not filimin hikayesi 
Üç yakın arkadaş gizemli bir cihaz bulurlar. Kısa süre sonra bu cihazın inanılmaz bir mucize gerçekleştirdiğini anlarlar. Alet, 24 saat sonrasının fotoğraflarını göstermektedir. Geleceği tahmin için kullanmaya başladıkları bu tuhaf cihaz, bir süre sonra rahatsız edici bazı fotoğraflar göstermeye başlar. Üç arkadaş, kendilerini tehlike dolu olayların tam ortasında bulurlar. 
__________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
bu olay yukardaki aynı kişi ben facede bi algıladığımı delilli bir şekilde gösterdim ondan bişey farkına vardı teşkilat ve bu filim yayınlandı yayın tarihi 02 02 2015 pazartesi 
filimin hikayesi 
02.02.2015 Pazartesi
"Başlangıç" bu akşam Show TV'de!
Yönetmenliğini Cristopher Nolan’ın üstlendiği, oyuncu kadrosunda; Leonardo Dicaprio, Marion Cotillard, Ellen Page, Cillian Murphy, Joseph Gordon-Levitt, Tom Hardy ve Ken Watanabe gibi yıldız isimlerin rol aldığı 2010 yapımı “Başlangıç” Pazartesi akşamı Show TV’de!
 
Yetenekli bir hırsız olan "Dom Cobb"’un uzmanlık alanı, zihnin en karanlık ve savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb'un bu yeteneği, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği herşeyi elinden almıştır. Cobb'a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız Başlangıç'ı tamamlayabilirse... Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.
 
“Başlangıç”, bu akşam saat 22.45’te Show TV’de! 
 
 
 
__________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle konu açıldı işte ben rüyamda üç harflilerle evleniyorumdum azdaha kalsın işte dedim ben korttum ondan evlenmekten vazgeçtim dedim bende benle evlenecek insan yokmuki onlarrın rüyasını görüyorum dedim biraz gülüştük işte bu bilgi olarak gitti işte ertesi gün sinamatv davetsiz misafirler diye filim koyuldu 29/10 2014 günü 
 
__________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbir küçük kızına dediki çoçukta laf işte anlamıyor o sırada bende o karanlığa gitme dededim ruhlar muhlar olur muziplik işte işte burda olayda küçük kız çoçuğunda farklı bir davranış ve olayda ruhlardan bahsesdildi giden bilgi bu koyulan filim ertesi gün tepedeki mezarlık filimi kanal türkte 8 yada 7 ekimde ekim 2014 heralde bu filim çok koyuluyor eğer algılama konusu açılırsa tabi 
 
__________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
SİNAMATVDE filimin adı DAVETSİZ MİSAFİRLER  olay şöyle oldu küçük kız çoçuğu var evde muhbirde orda ben küçük kızı koruyorum onu korkutmaya çalışıyorlar bende onu koruyorum işte konu bu yayın tarihi 08 10 2014 günü googleden bulup izlenebilir korku filimi 
 
___________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
ZAMAN SAPMASI FİLİMİ SİNAMATVDE yayın tarihi 05 10 2014 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle konuşuyoruz işte ben ona kendi aktardığı bilgiyi gösterdim sonra oda bana   cep telefondanki fotoları gösterdi bende o fotolara bakma iyi değil dedim boşver iç açıcı değil dedim bu bilgi gitti ertesi gün sinamatvye bu filim koyuldu filimin kısa hikayesi bir makina buluralr makina onlara sürekli hiç hoş olmayan fotoları göstermeye başlar heni bana muhbir foto gösterdiya bu olay ertesi gün gene oldu  gene aynı olay gene tekrarlandı 06 10 2014 günü yayın tarihi aynı tvde sinama tvde 
gene aynı olay gene oldu bana muhbir cep telefondaki bir fotoğrafı gösterdi gene bu filim koyuldu bakın olayı iyi açıyım anlayın cep telefonu bir cihazdır filimdede bir cihaz vardır oda fotaları gösterir anlaşıldımı bu kadar net herşey not benle bu olayın nasıl bağlantısı var anlamadım 09 / 10 / 2014 günü simamatv 
 
__________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
DEVAJU FİLİMİ KANAL TÜRKTE 02 10 2014 GÜNÜ 
olay şöyle oldu kendilerine aktardıkları bilgiyi gösterince bu filimi koyuldu ertesi gün olay bu ben kısa kestim bu olayı 
 
____________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
 PUSH DARBE FİLİMİ İLE İLGİLİ 
 
filimin tamamı aşağıdaki linkten izlenebilir 
http://www.filmifullizle.com/darbe-push-2009-turkce-dublaj-izle.html 
ben ne zaman milli istihbarata bilgi sağlayan muhbirlerle benim algılamamla ilgili bir konu geçse ertesi gün kesin parapiskolojik bir filim koyarlar amaçları toplumda böyle şeylerin oluyor işte diye topluma duyurulması bilgilendirme yaparlar dün konuşmamda bügün bu filim koyuldu 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle konuşuyoruz işte konuşmalarım sosyal konular aşağıdaki milli gazete yazarı var onun köşesinde istanbul bundan sonra düzelirmi diye algılama konusunda başka analiz edildi kanal türkte 
neyse o sırada geçen kendisi aktardığı bilgiyi gösterdim oda bana sordu seni niye bu kadar milli istihbarat ciddiye alıyor benim doğa üstü güçlerim olduğunu biliyorlar ondan beni bir türlü teşkilata sokamadılar ben istemedim diye birazda bana takılılar dedim hatta bu teşkilatı kullanarakta düşünce nakli yapabildiğimi söyledim zaten filimdede biri vardır düşünce nakli yapmaktadır bilgi gitti ertesi gün yani bügün işte bakın linke tıklayın 
not yukaraki linke tıklanında filimin tanımtımı diye bir yer var oraya tıklayın bakın seyredin bu filmi yayına koymalarının nedeni böyle toplumda şeyler oluyor diye bu filimin yayına koydukalrı sayı 4 buldu not bu filimi benim için yapılmışda değil konu ile alakalı olduğu için bulunup yayına koyarlar o kadar  

Filmin Konusu :
Doğaüstü Yetenekleri Olan Ve Çin’de Yaşayan Bir Grup Amerikalı, Beijing’deki Hükümet Görevlilerinden Saklanmaktadır. Artık Rahat Bırakılmaları İçin Farklı Yeteneklerini Bir Arada Kullanacakları Son Bir Görevi Yerine Getirmeleri Gerekmektedir. 


http://www.kanalturk.com.tr/sinema/1331/darbe
filimin tamamı aşağıdaki linke tıkla izle  yayın tarihi 12 9 2014 sonra aynı günde komplo teorisi diye bir filim var oda aynı tarihte analiz edildi hani bir taksi şöförü vardır filimde başrol oyuncusu 
http://www.filmifullizle.com/darbe-push-2009-turkce-dublaj-izle.html
 
 
____________________________________________
BAŞKA OLAY 
HAYALET SEVGİLİ FİLİMİ İLE İLGİLİ yayın tarihi 24 ağustos 2014 günü 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle konuşuyordum bir ara ona dedimki senin bir akraban ölmüş ya onu bir muhbire anlattım ertesi gün cuma günü haber türkte öteki gündem diye praoğramda bir yayın koyuldu ölüm ötesi dedim bu bilgi cumartesi gün gitti para günü akşama doğru bir filim yayınlandı hayalet sevgili diye 
 
FİLİMİN HİKAYESİ kate nişanlısı ile henr ile evleneneceği gün öldürülür bu haberle dünyası dünyası başına yıklan henriyi  kız kardeşi chloe ashley isimli bir pşişik danışmana gitmeye ikna olur henr ilk başlarda isteksizce gittiği ve yoğun şüphe duyduğu bu seanslarda ashley ile yakınlaşır ve onun yeteneğine inanır aralarında duygusal bir yakınlaşma olan henr ve ashleynin şimdi daha büyük bir sorunları vardır katenin ruhu yeryüzüne geri dönmüştür ve ölü gelin henrinin  yeni baraberliğinden hiç hoşnut olmamıştır kate erkek arkadaşının yeni ilişkisini mahvetmek için elinden geleni yapacaktır 
 
 
_____________________________________________
BAŞKA OLAY 
 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle konuşuyoruz işte benim algılamamla ilgilendiler milli istihbarat teşkilatı bu konu bilgi olarak gitti tabi ertesi gün darbe filimi koyuldu aynı zamanda yıldız gemisi askerleri daha başka şeylerdende bağsettik oda yazarın köşsesinde aşağıda 
 
 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle daha önceden bir muhbirin bana yaptıklarını anlattım bana kötü şeylerin yapıp durdu kul hakkı denen bişey var bunu bilmiyormu bu adam ahirete kuru kuruyamı inaniyor dedim işte bu konuşmaları başlık yapmış yazar ve kul hakkını köşesinde işlemiş analiz edmiş hatta ordaki soma faciasından bahsettim onuda muhtab almış aşağıdaki yazıda neyse bu kadar 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Âhirete Kuru Kuruya İnanmak
Mehmed Şevket Eygi
18 Haziran 2014 Çarşamba 00:03

Allahü Teala Kur’anda bildirmiş, Resulü Muhbir-i Sâdık Muhammed Mustafa (Salat ve selam olsun ona) haber vermiş, on dört asırdır gelip geçen alimler, sâlihler, bilgeler uyarmış; bu dünya hayatından sonra âhiret denilen bir alem vardır. Ölümle varlık bitmez, ölen kişi bir alemden ötekine geçer. Berzah aleminde saadet veya azap vardır. Kıyamet koptuktan sonra insanlar tekrar diriltilecektir. Ulu ve âdil bir Mahkeme-i Kübrada hesap vereceklerdir. Cennet ve Cehennem vardır. Mü’minler için ebedî mutluluk ve müşrikler kafirler için ebedî azap vardır.

Her Müslümanda âhiret, hesap kitap, Cennet Cehennem, azab saadet inancı, kavramı bulunmalıdır.

Müslüman bu inancı bir an bile hatırından çıkartmamalıdır.

Dünyada sapıklıklardın, kötülüklerin, zulümlerin azalması için âhiret inancının canlı olması gerekir.

Âhirete kuru kuruya inandım diyor ama İslamın, Kur’anın, Şeriatın yasakladığı her kötülüğü yapıyor, her haltı yiyor. Onun âhiret inancı kalpte değil, laftadır. Yürekten inansaydı bu kadar kötülük yapamaz, isyan edemezdi.

Âhirete inanan ve iyi din eğitimi görmüş bir Müslüman burnunu sildiği kağıt mendili yola atmaz.

Doyduktan sonra yemeye devam etmez.

Başkasının karısına, kızına, eşine şehvetle bakmaz.

Zina etmez… Riba yemez… Haram gelir elde etmez…

Gurura, kibre kapılmaz; benliğinin esiri olmaz, yularını şeytanın eline vermez.

Âhirete inanan kimse insanların kurdu olmaz, meleği olur.

Şu rüşvet alan sözde Müslümanlara bakınız, onlar âhirete yürekten inansalardı hiç rüşvet alırlar mıydı?

Hem âhirete, hesaba kitaba, Cennete ve Cehenneme iman etmiş, hem de haram rantlarla efsanevî servetler edinmiş… Bu iki şey bir arada olur mu?

Akıllı birine şöyle bir teklif yapsalar:

On adet külçe altın var, her biri onar kilodan yekunu yüz kilo.

Bunları sana vereceğiz ama bir kusurları var. Hepsinde ağır ve çok tehlikeli miktarda radyasyon bulunuyor…

Akıllı adam hiç bunları alır mı? Radyasyon lafını duyar duymaz kaçar oradan.

İşte haram gelirler, haram servetler böyledir.

Riba kazançları böyledir.

Rüşvetle oluşan zenginlikler böyledir.

Zulüm ve sömürü ile elde edilen kazançlar hep böyledir.

Âhirete iman eden Müslüman bunlara yaklaşmaz, bunlardan kaçar.

İslamda kul hakkı kavramı, konusu vardır. Kul hakkı çok ağır bir yüktür ve âhirete iman eden Müslüman bu hakların altında kalmamak için çok dikkat eder.

İslamda kesin helaller ve kesin haramlar vardır. Bir de şüpheliler vardır. Mü’min bu şüphelilerden uzak durur.

Dinimiz bize “Helalin hesabı, haramın azabı vardır” diyor.

Mahkeme-i Kübrada, boynuzsuz koyunun hakkı, boynuzlu koyundan alınacaktır.

Soma maden faciasında 300 küsur madenci vatandaşımızı ihmal yüzünden kaybettik. Gerekli güvenlik tedbirleri alınsaydı, kanun ve nizamlara uyulsaydı, teftişler doğru dürüst yapılsaydı, 300 değil, beş kişi ölecekti. İşte bu ihmaller yarın âhirette Mahkeme-i Kübrada sorulacaktır.

Gözleri haram para ve kazanç hırsıyla dönmüş kuduz rantçıları dünya adaleti cezalandırıyor mu? Onları engelliyor mu?...

Yarın Ulu Mahkemede hepsi muhakeme edilip cezalandırılacaktır.

İslam bize haber veriyor: Allahü Teala dilerse kendi hukukunu afveder ama kul hakkını afvetmez, üzerinde kul hakkı olanların gidip helallik alması gerekir…

Birinin senin üzerinde hakkı kalmış, o ölmüş, varislerini de bilmiyorsun, ne yapacaksın? Kaç lira ise âdilâne hesaplayıp o zat adına, hakkeden gerçek fakirlere yardım edeceksin.

Arabanı park ederken yandaki otomobile çarptın, ne yapacaksın?.. Hemen onun camına kartını koyacak, özür dilerim bir hata yaptım, görüşelim, zararınızı ödeyeyim, beni afvediniz diye yazacaksın.

Hakikî mü’min hüsn-i hâtime korkusuyla tirtir titreyen kimsedir.

Nice mü’min var ki, hayatı boyunca bir kere bile hüsn-i hâtime korkusuyla huzursuz olmuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının, camilere kadınlarla doldurmak gibi aykırı faaliyetleri, bid’atleri bırakıp on milyonlarca halka Ehl-i Sünnet ve Cemaat ilmihalini, bu arada âhiret inancının teferruatını, yüreklerde devamlı kalacak şekilde öğretmesi gerekir. Âhirete olan inancını diri tutmaz; Mahkeme-i Kübra, hesap kitab, Cennet Cehennem, saadet ve azab, kul hakkı, haram helal kavramlarının şuuruna sahip olmazsak, ne ferden, ne de Müslüman halk olarak ıslah olabiliriz.

Bendeniz bir Müslümanım. Seher vaktinde ezan okunmaya başladı. Allaha itaatkar isem, O’ndan korkuyorsam, Peygamberin sadık ve vefalı bir bağlısı isem, iyi bir Müslüman olmak istiyorsam ne yapacağım, kalkıp abdest alıp namaz kılacağım. Hem, öyle evde münferiden değil. Şeriatın listesini verdiği yirmi küsur geçerli mazeretim yoksa, camiye gideceğim ve cemaate katılacağım… Her imamın ardında namaz kılınmazmış… Eyvallah, ardında namaz kılınabilecek salih ve düzgün bir imam bulacağım, onun camiine gideceğim.

Çünkü mü’min bir kimseden âhirette sorulacak ilk hesap namaz hesabıdır. Kıldın mı? Doğru dürüst kıldın mı?.. Hür ve mukim bir erkeksen, farzları cemaatle kıldın mı?

Şaşıyorum, İslamcılar bu gibi konular üzerinde niçin durmuyor?

IŞİD Bağdadı alacak mı?.. Herkes bunu konuşuyor. Peki âhirette hesabı sorulacak önemli ve hayatî konuları niçin dile getirmiyoruz?

(İkinci yazı)

Osmanlıca Bilmek

Şuurlu ve uyanık bir Müslüman baba düşünemiyorum ki, çocuklarının Osmanlıca öğrenmesini istemesin, onlara Osmanlıca öğrettirmesin.

Eskiden bu iş zordu. Artık çok kolay. Millî Eğitim Bakanlığı Hayrat Vakfı ile işbirliği yaparak parasız Osmanlıca kursları açtı. Üç senedir bu konuda faaliyet gösteriliyor.

Gönül arzu eder ki, bu üç sene zarfında üç milyon Müslüman Osmanlıca öğrenmiş olsun. Heyhat heyhat heyhat ki, öğrendiğime göre sadece yüz bin kişi öğrenmiş.

Müslüman yığınların haline üzülmemek mümkün değil.

Kur’an yazısı bizim bin yıllık millî ve İslamî yazımızdır. Ana dili Türkçe olan bir Müslüman bu yazıyı mutlaka bilmek zorundadır.

Sadece Türkler değil, Kürt kardeşlerimiz de Kürtçeyi Kur’an yazısıyla yazmalıdır.

İstikbalde Avrupa Müslüman olunca, Müslümanlar İngilizceyi, Fransızcayı, Almancayı ve sair Batı dillerini Kur’an alfabesiyle yazıp okuyacaktır.

Latin alfabesi İngilizce için o kadar yetersiz ve uyumsuzdur ki, Arap alfabesi ona nispetle bin kere tercihe değer.

Yazık, bin kere yazık!.. Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra Türkî ülkeler İslam ve Kur’an yazısına dönmediler.

Yazı devrimi Türkiye kültüründe telafisi çok zor büyük bir kopukluğa sebep olmuştur.

Okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi            okunan latin alfabesi Müslümanların zihinlerini tembelleştirmiş, akıl güdüklüğüne yol açmıştır.

Bizim kadar zeki olmayan Japonlar niçin bu kadar ileridir? Çünkü onların yazıları o kadar zordur ki, öğrenebilmek için muazzam gayret sarf ediyorlar ve akılları bu yüzden son derece gelişiyor.

Şu Müslümanlara bakınız: Çocuğum İngilizce öğrensin, çocuğum bilgisayar öğrensin… Aynı gayreti ve hırsı Osmanlıca konusunda göstermiyorlar.

Ali Rıza bey anlattı: Galatasaray Lisesi tarih öğretmenlerinden biri ona müracaat ederek, merhum Ziyad Ebuzziya bey ile görüştürmesini istemiş. Ali Rıza bey üstada söylemiş, şu cevabı almış: “Osmanlıca biliyorsa gelsin, bilmiyorsa gelmesin, gözüm görmesin!..”

18.06.2014

 
 
____________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayanla aşağıdaki olayla aynı muhbirle gene konuşuyoruz gene kendisine bir aktardığı bilgiyi gösterdim gene bilgi gitti ertesi gün doğaüstü diye bir filim koyuldu sinamatv  sabahleyin 10 . 15 sularında filimin hikaeyesi bir tünele girdikten sonra doğa üstü güçlere sahip olan 3 gencin macaraları 12  haziran perşembe 2014 
 
aynı kişiyle şunuda konuştum sistamle mucedele eden kişileri eleştirdim koyulan filim continuum  bilim kurgu nen muhbirin yanıda ne konuştum sistemle mucedele koyulan filiminde sisteme karşı gelenlerle mucedele 
 
 
_____________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbire   kendisinin aktardığı bilgileri daha önce konu açıldı kendisi bilgiyi aktardı onu fotoğrafta müslüman kadınlarla ilgili fotoydu giden bilgi foto koyulan filimin adın ( ikinci ölüm ) filimin hikayesine bakarsanız anlarsının örtüştüğünü olayın 
filimin hikayesi  polis dedektifi alba aiello küçük bir kasabada görev yapmaktadır günün birinde bir tarlanın ortasında yanmış cesetler bulunur hepsi de dua eder pozisyondadır alba yardımcısı ile birlikte bu olayı araştırırken kasabada tuhaf bir çoçuk gelir çoçuk paranormal güçlere sahiptir ve insanların fotoğraflarına  dokununarak onların geçmişini görebilmektedir kendi geçmişini görebilmektedir kendi geçmişi hakkında bildiklerini nedeniyle çoçuğa güveni artan alba ölümleri ardında paranormal etkenlerin olduğuna inanmaya başlar bu filimin yayın tarihi sinamatv 11 haziran çarşamba 2014 
______________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
deşifrolduğundahaberi olmayan muhbirle konu açıldı sistem konusu giden bilgi bu ertesi gün sinamatv continuum bilim kurgu filimi koyuldu konusu sisteme karşı gelenlere verilen mucedele yayın tarihi 06 haziran cuma 2014 
 
_______________________________________________
BAŞKA OLAY 
ben deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle daha önceden giden bilgiyi yazar nasıl analiz etmiş ona kızdım işte ayı zamanda kitabtan bahsettim bu kitab olayı kanal türkte  TANRININ KİTABI  filimi koyuldu 
sonra vampir filimi son vampir aynı tarihte 
sonra aynı tarihte sinamatvye continuum diye bilim kurgu filimi ben sisteme karşı olanlardan bahsetim koyulan blümde sisteme karşı olanlara karşı verlen mucedele konusu aynı dakikalarda aşağıdaki olayı konuştum oda yazarın ikinci ve birinci başlığında yazılara bakın 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle ayak üstü konuştum işte medyadaki olayaları yazar bunu başlık yapmış medya diye neyse ikinci konuşmamda en büyük hizmet himmet nedir diye konuşmalarım oldu onuda ikinci başlığa bakın sonra azda olsa bana çoğu kendine ait 
 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Medyadaki Kripto Ermeniler
Mehmed Şevket Eygi
05 Haziran 2014 Perşembe 01:14

MEDYADA hayli Ermeni var. Bir kısmı tek kimlikli Ermeni. İsimleri Ermeni ismi, dinleri ya Gregoryen, ya Katolik, yahut Protestan. Ateist veya marksist olanı da vardır her halde…
İnançlarımız, fikir ve görüşlerimiz birbirine uymasa da bunlardan rahatsız değilim. İçlerinde Türkçelerini, kültürlerini takdir ettiklerim de vardır.
Bir de Kripto Ermeniler var. Onlar iki kimlikli, dıştan Müslüman gibi görünüyorlar ama asıl kimlikleri Ermenilik. Hayır, isim vermeyeceğim, buna hem hakkım yok, hem de fitne fesat çıkartmak istemem.
Bu Kripto Ermenilerin bir kısmı çok yıkıcı hareket ediyor.
Bazıları dıştan Alevî görünüyor, Aleviliğe de zarar veriyor.
Artık Türkiye’ye hayli hürriyet geldi. Keşke iki kimlikliliği bıraksalar, asıl kimlikleriyle arz-ı endam etseler.
Müteveffa Hırant Dink böyle yapmıştı.
Türkiye gazetesinin 9 Şubat 2012 tarihli nüshasında “Ermeniler Kendi Kimliklerine Dönüyor” başlıklı haberde anlatılan, mahkeme kararıyla iğreti Türk (veya Kürt), Müslüman kimliklerini bırakıp, tek kimlikli Ermeni olan vatandaşlarımız…
Osmanlı imparatorluğunun varisi Türkiye Cumhuriyeti bir çeşitlilikler meşheriydi.
Ana kimlik Türkiyeliliktir.
Rivayete göre halen yetmiş sekiz ırk ve kavim varmış.
Nüfusun bir kısmı iki kimlikli.
Kripto Yahudiler: Dönme denilen ama dönmemiş Sabataycılar… Sabataycı olmayan Kripto Yahudiler… Pakradunileri Yahudi mi sayacağız, Ermeni mi?
Ülkemizdeki Kripto Yahudilerin yekun sayısı bir milyondan az değil.
Yine en az bir milyon Kripto Hıristiyan var.
Türkiye, bu Kriptolar meselesini halletmedikçe güvende olmayacaktır.
Somadaki faciadan sonra oraya dıştan Alevî görünen ekipler gönderildi, fitne fesat kargaşa çıkartılmak istendi.
Gezi hadiselerini yapanlar Sünnî midir?... Alevî midir, Kripto mudur?
Kriptolara karşı devekuşu gibi başını kuma gömmekle hiçbir çıkış yoluna ulaşılamaz.
Milyonlarca Kripto Türkiye’nin acı ve çetin realitesidir.
Yahudiler, Ermeniler, Rumlar, diğer gayr-i müslim unsurlar Osmanlının Milletler Birliği sisteminde barış, din ve kimlik hürriyeti içinde yaşadılar ve var oldular.
Sömürgeci devletler bu unsurları Devlet’e düşman etti, devlet yıkıldı, yerine laik Cumhuriyet rejimi kuruldu ve hepsi târümar oldu.
Ortodoks Rumlar Osmanlı devleti sisteminde, Müslümanlardan sonra ikinci Milletti. Osmanlı sistemi devam etmiş olsaydı, bugünkü sınırlarımız içinde en az beş milyon Rum yaşayacaktı… Yine en az beş milyon Ermeni…
Rumların ve Ermeniler bir kısmı (hepsi değil) emperyalist, sömürgeci devletlere, misyonerlere uydular, bindikleri dalları kesip düştüler. Onlar yanlış ata oynadı ve kaybetti.
Laik faşist rejim sadece Rumları, Ermenileri mahv etmedi, çoğunluktaki Sünnîlerin de canına okudu.
Alevîleri de rahat bırakmadı.
Keşte Ermeniler tebaa-i sâdıka olmakta devam etseydiler.
Keşke Osmanlı vatandaşı İzmir Rum metropoliti Hrisostomos, düşman Yunan ordusunu karşılayıp takdis etmemiş olsaydı, Osmanlı tarafından yer alsaydı.
Keşke Osmanlı devleti birinci dünya savaşını kayb etmemiş olsaydı.
Keşke keşke keşke… Ah bu keşkeler!
* (İkinci yazı)
En Büyük Hizmet ve Himmet nedir?

2014 Türkiye’sindeyiz. Ülkenin ve dünyanın hali mâlum. Acaba bugünkü şartlar içinde halkımıza yapabileceğimiz en hayırlı hizmet nedir?
Bu soruya hiç tereddüt etmeden “İman ve Kur’an hizmetleri” cevabını verebiliriz. Milyonlarca vatandaşımızın bu hizmetlere büyük ihtiyacı vardır.
Altmış küsur yıldan beri Müslüman halk cami binası yaptırtmayı en büyük hizmet biliyor ve yurt sathını kubbeli, uzun minareli, çinili, nakışlı, halılı, klimalı, kaloriferli sanatsız müzeyyen yeni camilerle doldurmuş bulunuyor.
Keşke basit, süssüz camiler inşa edilseydi de, hizmet paralarının geri kalan büyük kısmı ile halkın ve bilhassa gençliğin imanını kurtarma hizmetleri yapılmış olsaydı. 
Evet, gayret ve himmetlerimizin yüzde 90’ını imanî ve Kur’anî hizmetlere yönlendirmeliyiz.
Bir insan için imansızlık en büyük felaket ve hüsrandır.
Geçerli bir imanı yok ama Karun kadar serveti var, Firavun gibi lüks ve ihtişamlı bir hayat sürüyor, özel uçaklarla, limuzinlerle geziyor… Ne işe yarar? Yarın ölecek, cesedi iki metrelik bir çukura konulacak, mirası paylaşılacak… İmanı yoksa kabir azaba başlayacak. Daha sonra Kıyamet kopacak, insanlar Mahşerde toplanacak, Mahkeme-i Kübra kurulacak ve imansızlar Cehenneme atılacak. Dünyadaki muazzam serveti hiçbir imansızı ahirette kurtaramaz.
Şu üniversitede okuyan delikanlı fena bir insan değil ama imansız kalmış. Ailesi ona imanı öğretmemiş, okullardaki mecburî din kültürü dersi de iman kazandırmamış. Çevresindeki Müslümanlar da ona iyi bir örnek olmamışlar. Zavallı imansız yetişiyor. Yok mu ona imanı öğretecek bir şahıs veya teşkilat? 
Yüksek tabakaya mensup bir gencin eline Mızraklı İlmihal vermekle onun hidayetine sebep ve vesile olamazsınız. Yanlış anlamayın, Mızraklı İlmihali hafife almıyorum, o çok kıymetle bir eserdir ama bizim gencin gönlü onu okumakla ihtizaza (titreşim) gelmez. Ona başka bir üslupla, başka bir edebiyatla hitap edilmelidir.
Camiyle ilgileri kopmuş gençleri ve halkı nasıl imana çağıracağız?
Bu iş parayla satılan ticarî kitap, risale, CD ve kasetlerle olur mu sanıyorsunuz?
İman ve Kur’an hizmetleri parasız, ticaretsiz yapılmalıdır.
Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam İslamı ve Kur’anı tebliğ ederken para, ücret, maaş almadı.
İman ve Kur’an hizmetleri Allah için ihlasla ücretsiz yapılır.
Yaratanın rızası için yapılan hizmetlerin ücreti yaratıklardan istenmez ve alınmaz.
Cahiller, ilimsizler, irfansızlar, hikmet fukaraları böyle hizmet yapamaz.
İman ve Kur’an hizmetleri aşkla ve şekle yapılır ancak.
Allahın Resulü müjdeliyor: Allahın bir kulunu, senin vasıtanla hidayete kavuşturması (iman etmesi), senin için, üzerine güneşin doğduğu ve battığı her şeye sahip olmandan daha hayırlıdır.
Şu dünyadaki büyük ticaretlerden biri de, rızaen lillah iman ve Kur’an hizmetleri yapmak, insanların mü’min olması için gerektiği gibi çalışmaktır.
Sen bu çalışmaların ve çırpınmaların sonunda bir kişinin bile imanına vesile olmasan bile Ekremülekremîn olan Allahü Teala ve Tekaddes hazretleri seni ücretsiz ve mükafatsız bırakmaz.
Ah ah ah!.. Ramazan geliyor ve bizler Türkiye ve Ümmet çapında iman ve Kur’an hizmetleri hazırlıkları içinde değiliz.
Camilerde ve her yerde bedava dağıtılacak yüzlerce çeşit, milyonlarca adet faydalı broşürler yayınladık mı?
Bırakın yahu şu cemaat ve baron holiganlığı yapan yayınları!.. Bendeniz iman ve Kur’an tebliği yapan broşürlerden bahs ediyorum.
Darphane gibi para basan şu büyük camiin derneğinin idarecileri, elinizdeki büyük paralarla ne gibi yayınlar hazırladınız halk ve gençlik için?
İslamî camianın sayın bilenleri!.. Bu konuda ne gibi hazırlıklarınız var sorabilir miyim?
Biz Müslümanlar hak dinimiz için, Yahova Şahitlerinin kendi sektleri için çalıştığı kadar niçin çalışmıyoruz?
İslam İslam deyip duruyoruz ama niçin İslamı hakkıyla yaşamıyoruz?
Önümüzdeki Ramazanda bakalım, kaç içkili ve fuhuşlu lüks otelde israflı (israf haramdır, gösterişli iftar ziyafetleri verilecek?
Kaç Ramazan çadırının kapısına “Bu akşamki iftarı zengin zade zengin bey veriyor, duyduk duymadık demeyiniz” levhaları konulacak?
Bakalım yurt çapında kaç Müslüman evinde gösterişli, riyalı, rekabetli, şatafatlı, ihtişamlı iftar ziyafeti verilecek. Tellioğullarının iftarı mı daha zengindi, Zilloğullarınınki mi?
Ziyade ailesinin büyük iftarında masalarda 11 ayrı çeşit hurma varmış!.. Ya öyle mi?
Ramazan perhiz ayı, bizim bazılarımız bayrama kilosu artmış çıkar.
İmamı Rabbanî hazretleri buyurmuş: Siz Ashab-ı kiram hazeratını görmüş olsaydınız onlara deli derdiniz, onlar sizi görselerdi, size Müslüman demezlerdi.
5.6.2014  
_______________________________________________________
 
BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbire ben bişey anlatmaya başladım yahu dün seni rüyamda gördüm e felan işte ne gördün dedi o sırada biri geldi hayırdır gene ne anlatıyorsun dedi yahu dün rüyamda arkadaşı gördümde onu anlatıyorum dedim o sırada rüyanda karabasanda geliyormu dedi oo gelmez olurmu hiç geçen üstüme yorgon gibi abandı mubarek dedim o sırada elimde uyuşukluk gitti tam o sırada yalamaya çalıştım ama o sırada yakalamaya çalıştığım şey karabasan değil kalçamı yakalamışım diyince ortalık kahkahaya boğuldu işte 
neyse bu bilgi gitti ertesi gün trt1 tvde altıncı his diye bir filim koyuldu filimde bir çoçuk vardır ölüleri görür onu bir psikiyatris incelemeye alır işte filimdeki boşrolcü artist buruce wilis 30 mayıs cuma 22.45 de 2014 
____________________________________________________
BAŞKA OLAY 
DEPREM OLAYLARI 
deşifre olduğundan haberi olmayanla konu açıldı işte osmanlı çöktükten sonra arap dünyasi ve islam ülkelerinin durumu işte bilgiler yazarın birinci yazısında hatta başlığa bakın neyse ikinci konuda ben konyada istanbulda alanyada olan deprem oldu ya işte dedim önceden seziyorum ama noktayı tutturamıyorum dedim oda beni dikkatlice dinliyordu bu bilgiler yazarın ikinci yazsında zelzele diye başlıyor yazısı işte bakın buraya gene not düşüyüm 23 mayıs cuma günü bir gün sonra bu olayı bu bilgileri aktaran muhbire dedimki çarşamba günü bilgi gitti perşembe günü mehmet şevket eygi köşesinde analiz etti deprem olayı manevi tevatür diyor sen manevi tevatürün ne olduğunu biliyormusun oda hayır dedi ben denizlerde olan depremin doğaya faydası varmış biliyormusun dedim ertesi gün çumartesi günü 12 .30 ege denizinde bir deprem meydana geldi bunuda not düşüyüm 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Osmanlı Yıkıldıktan Sonra
Mehmed Şevket Eygi
22 Mayıs 2014 Perşembe 00:00

Osmanlı devletinin resmî adı “Devlet-i Aliyye-i Osmaniyedir”, kısaca Devlet-i Aliyye de denir. Bu devletin başı olan Padişah aynı zamanda Müslümanların halifesiydi. Halife, sûrî Halife de olsa büyük bir mânevi güce sahipti.
Osmanlı devleti Hilafeti yıkıldıktan sonra emperyalist ve sömürgeci devletler Arap dünyasını balkanlaştırdılar, ortaya bir yığın sun’î devlet çıkarttılar. Ortadoğu’da ne birlik kaldı, ne barış, ne huzur, ne istikrar.
Ortadoğuduki bugünkü kaos ve anarşi, emperyalistlere kafi gelmediği için yeni projelerle bölgeyi daha da Balkanlaştırmak, daha da bölmek istiyorlar. Nitekim İrak’ı üçe böldüler, iç savaş çıkarttılar… Suriye’de iç savaş var ve emperyalist güçler bu savaşın bitmesini ve istikrarlı ve âdil bir rejim kurulmasını istemiyor.
Bundan dört beş sene önce Suriye ile Türkiye çok dosttu, iki devletin kabineleri birlikte toplantılar yapıyordu, neredeyse sınırlar kalkacaktı. Bütün ihtilaflar hallediliyordu. Sonra ne oldu? Savaşın eşiğine geldik.
Mısır’da işler düzelirken askerî darbe yapıldı, sandıktan çıkmış iktidar alaşağı edildi.
Libya diktatörü kovdu ama orada da istikrar yok.
Tunus’ta seçimle gelmiş iktidar gitti.
Bizdeki 17 Aralık sivil darbe teşebbüsü başarılı olsaydı, Ukrayna’nın Kırımı kaybetmesi gibi, Türkiye de bölünecekti.
Şunu söylemek istiyorum: Osmanlının en kötüsü, ulus devletlerin en iyisine yeğdir.
Avrupalılar birleştiler AB’yi kurdular da Müslümanlar niçin birleşemiyor?
Arap dünyasının petrolleri Birleşik İslam Devletleri’ni (BİD) yahut Ümmet devletini (ÜD) dünyanın en zengin, en güçlü devleti ve ülkesi haline getirebilir.
Başta Arap ve Türk dünya olmak üzere, sömürgecilerin emperyalistlerin balkanlaştırdığı İslam dünyasında birleşme rüzgarları estirilmelidir.
Müslümanlar da, Avrupalılar gibi bir ülkeden diğerine pasaportsuz ve vizesiz gidebilmelidir.
İstanbul’dan kalkan hızlı trenlerle Şam-ı şerife, Haleb-i şahbaya, Darüsselam olan Bağdada, Mekke-i mükerremeye, Medine-i münevvereye ve diğer bilad-ı islamiyeye, hattâ Kuds-i şerife pasaportsuz vizesiz gitmeye hakkımız vardır.
ABD’de elliden fazla federal iç devlet var ama hepsinin üzerinde birlik var. Onların gücü bu birliktedir.
İttihad yaşatır, tefrika öldürür.
Osmanlı yıkıldı, enkazının altında kaldık.
Hilafet yıkıldı, zillet ve esarete düştük.
Ya birleşeceğiz, yahut zillet ve esaret içinde sürüneceğiz.
* (İkinci yazı)
Dört soru
UZMANLAR, otoriteler uyarıyor. Bu kış yeterli kar ve yağmur yağmadığı için yeraltındaki sular azalacak ve ileride su sıkıntısı çekilecekmiş. Bu yüzden çok endişelenmemiz, çok kaygılanmamız gerekiyormuş… Ne derseniz? Kaygılanır, endişe duyar mıyız?
CEVAP: Son altı aydır Cemaat-İktidar kavgası dedikodularına. Cumhurbaşkanı kim olacak sorusuna kilitlenmiş ve endekslenmiş vaziyetteyiz. Cihan yıkılsa başka konularla ilgilenmeyiz. Su sıkıntısı başlarsa zenginlerimiz ithal suyu içer, taharet bilen fakirlerimiz teyemmüm yapar, fakir halk susuzluktan kırılır.
**
İstanbul’da ve civarında büyük bir zelzele olacağı, bütün uzmanlar tarafından beyan ediliyor. Bu konuda mânevî tevatür var. On seneden beri olacak olacak olacak denilen bu felakete hazır mıyız, gereken tedbirler alınmış mıdır?
CEVAP: Zelzele edebiyatından başka bir şey yapılmadı. Felaket gelip çatarsa, dev şehirde, binaları yıkılan halkın toplanacağı, sığınacağı meydan, alan yok. Milyonlarca zelzelezede halk nerede çadır kuracak, yaralılar nerede tedavi edilecek, nasıl yemek ve su bulacak, tuvalet ihtiyaçları nasıl giderilecek, ölüler nereye gömülecek, yağmacılar nasıl durdurulacak, depremi bahane ederek İstanbulu ve civarını işgal etmek için gelecek dost bir devletin donanması ve askeri nasıl durdurulacak? Bu konularda ilgililerden, sorumlulardan cevap bekliyorum. Lütf edip cevap verirlerse, çok uzun olmamak şartıyla bu sütunlarda yayınlayacağım.
**
Cemaat-İktidar savaşı yangını nasıl söndürülecek?.. Bu savaşla ilgili dezenformasyon yağmurlarından nasıl kurtulacağız, nasıl korunacağız?.. Yalanların, iftiraların, devlet adamlarının bürolarına, yatak odalarına konulan böceklerin, gizli kameraların, kaset imalathanelerinin tekerrür etmemesi için ne yapacağız? Ülkemize, devletimize, halkımıza büyük zarar veren bu savaşı bitirmek imkanımız, fırsatımız, şansımız var mıdır?
CEVAP: Halk bu konuda iki düşman kampa ayrılmıştır. İç barış ve toplumsal mutabakat berhava edilmiştir. Milyonlarca vatandaş dedikodu bağımlısı olmuştur. Bir kısım medya, egemen azınlıklar bu yangını söndürmeye çalışmak yerine, alevlerin üzerine neft dökmüştür. Bu kafayla gidersek, bu ahlak ve karakterde diretirsek, Allah saklasın iç ve dış düşmanlarımız iç savaş yangınını kundaklayabilir, Türkiye’miz Ukrayna’ya dönebilir. Bu savaşı bitirmek için ülke çapında Bağımsız Âqiller ve Bilgeler Meclisi toplanmalı, mesele adaletle muhakeme edilip incelenmeli, taraftarlara ve halkı nasihat edilmelidir. Aksi takdirde kaos, anarşi, düşmanlık, fitne fesat yangını büyüyecek ve kuru yaş herkesi yakacaktır.
**
Diyanet vazifesini yaptı mı, yapıyor mu?
CEVAP: Yapmadı, yapmıyor… Cemaat-İktidar kavgası, aslında ve temelinde teolojik bir kavgadır. İşin içinde Dinlerarası Diyalog mezhebi, Fazlurrahman’ın Tarihsellik Mezhebi, Başkent Ekolü Mezhebi, Mütevatir ve sahih hadîsleri AB norm ve ilkelerine göre ayıklama mezhebi, Farmason ve taqiyyeci Afganî mezhebi entrikaları bulunmaktadır. Diyanet, Ehl-i Sünnet dairesi içinde kalmış olsaydı, bid’at fırkalarını işin başından itibaren ilmî ve ciddî şekilde tenkit etseydi, Dinlerarası Diyalog fitnesi yangınını başlangıçta söndürseydi bu kadar büyük fitne ve fesat olmayacaktı.
22.5.2014    
______________________________________________________
 
BAŞKA OLAY 
 
internette deşifre olduğundan haberi olmayanla çetleşiyoruz işte bana dediki sende doğa üstü güçlere sahipsen bana bulaşma dedi bende azımı arıyor anladım birde dedimki bana yem atma dedim oda yok dedi işte konuya girdik işte bana dediki bende göz perden açık dedi bu yeteneğim var dedi bende ya dedim demek öyle aslında azımı arıyor bende dedimki ben düşünce nakli yapabiliyorum dedim oda nasıl dedi milli istihbaratı kullanarak dedim gülücük işareti yaptı işte baya konuştuk işte ben burda ne dedim muhbire düşünce nakli giden bilgi benim algılama türümde bu var ertesi gün tv 8  21.45 de filim koyuldu 18 nisan 2014 de  filimin isimi darbe parapsikolojik filim filimde biri vardır insan düşüncesini kontrol etmektedir konu anlaşıldı dimi bakın ben ne dedim düşünce nakli yani diğer insanlara filimde düşünce kontrol eden biri vardır filimin hikayesini alta atıyım 
divison  adlı gizli bir örgüt pşişik güçlere sahip insanlardan dünyanın en güçlü ordusunu kurmayı amaçlamaktadır babası örgüt tarafından öldürülen nik telekinetik güçlere sahip ikinci kuşağa mensuptur ve hong kongta saklanmaktadır burada geleceği görme yetenegine sahip on üç yaşındaki cassie holmes ile tanışır cassie nick e içinde altı milyon dolar olan bir çantadan bahseder çantayı bulmak için  ( insanların düşüncelerini kontrol edebilen ) kiraya ulaşamaları gerekmektedir ancak örgütün ajanı henr carver da çantanın ve kirarın peşindedir 
frağman aşağıdaki video 
aşağıdaki video tam seyredilebilir 
 
____________________________________
 

BAŞKA OLAY  deşifre olduğundan haberi olmayanla konuşuyoruz işte konu açıldı algılamamla ilgili bu olay bilgi olarak gitti doğa üstü diye bir filim var o koyuldu bu filim 3 kez koyuldu aynı kişiyle konuştuğumzda sinama tvde  http://tvrehberi.hurriyet.com.tr/program-detay/2990583/dogaustu filimin hikayesi şöyle bir tünele girerler  neyse aynı zamanda konu problem çoçuklar konusu açıldı işte oda samanyolu tvde yayınlandıhttp://www.samanyolu.tv/sinema/problem-cocuk  konusu farklı aileler tarafından evlatlık edinilmiştir falan işte böyle hikayesi neyse bu arada bıçağın iki yüzü diye bir filim daha koyuldu  kanal türk tvye filimin hikayesi ordada çoçuk işte anlayın http://www.kanalturk.com.tr/sinema/1042/bicagin-iki-yuzu evet aynı zamanda başka konuşmalarımda gazeteye aşağıdaki yazar olyın bakın 

deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle soğbet açıldı işte konu müslüman biri para ile imtihan edilir konu bu olay baya açıldı işte sahtekarla geröek müslüman konusu işte bir yere makam verilirse müslüman olup olmadığı o zaman meydana çıkar işte falan baya konuştuk yazar bu konuyu kendi yorumlarınıda katarak zenginleştirmiş zaten yazarın başlığındaki ilk yazı bzim konuşmalarımızın mantığı anlaşıldı heralde 
 
 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
İslamcılık Para İmtihanını Kaybetti
Mehmed Şevket Eygi
11 Nisan 2014 Cuma 00:23


Senesini tam hatırlamıyorum, yedi sekiz yıl önceydi her halde… Müslüman adamın biri özerk bir kurumun başına geçmişti. Yüklü bir bütçesi, geniş bir kadrosu olan tarihî bir kurum. Müslüman adam demiştim. Beş vakit namaz kılardı, islamî kesime mensuptu. Yakından tanımıyorum, Hz. Ömer edebiyatı yapar mıydı?..
Oh, koskoca büyük bir kurum Müslüman birinin idaresine geçti diye sevinememiştik. Bizim dindarımız korkunç çapta, kimseden perva etmeden, Allahtan korkmadan, kuldan utanmadan yolsuzluk yapmaya başlamıştı. Bu durumu hazmedemeyen iki meslektaşı ve dostu bizimkini ziyarete gitmişler, kulağımıza çok acayip dedikodular, burnumuza kötü kokular geliyor demişlerdi. Hazret kaşlarını çatmış, suratını asmış ve yumruğunu masaya indirerek hışımla şöyle bağırmıştı:
- Şimdiye kadar hep dinsizler yedi, bundan böyle biraz da Müslümanlar yesin!..
Hikaye burada bitti… 
Yıllar boyu çok yazdım, “Müslümanlar, para ile olan imtihanı feci şekilde kaybettiler” deyip durdum.
1960’lı, 70’li, 80’li yıllarda Hz. Ömer’in, devlet işini görürken devlet kandilini, kendi başına otururken kendi kandilini yaktığı edebiyatı yapılırdı.
Kötü düzen, sistem, idare gidecek; âdil, hak, doğru, temiz bir düzen gelecek ve ülke ideolojik vesayet sisteminin pisliklerinden temizlenecekti.
Sonra ne oldu? Bu sorunun cevabını Üstad Necip Fazıl’ın şu cümleleri ile vereyim: “Biz yıllar boyunca, ellerimizi ağzımızın iki kenarına tutup hohlamak suretiyle bir küfür buzulunu erittik… Sonra bir de baktık ki, korkunç bir çamur deryası içinde kalmışız…” (Aklımda kaldığı şekliyle yazdım.)
Benim bildiğim İslam’da, bir ceketle gelenin, aradan yıllar geçtikten sonra bir ceketle ayrılması vardır. Başlangıçta ceket oldukça yenidir, ayrılırken eskimiş, yıpranmıştır. 
İslam’da helal vardır, haram vardır, bu ikisinin arasında kalan şüpheliler vardır. Müslüman, hem haramdan, hem de şüpheliden uzak durmak zorundadır.
Duyduğuma göre birileri, bozuk düzenlerde bozuk işler yapılır diye bir fetva vermiş. Çok iyi biliyorum ki, İslam adına böyle bir fetva verilemez, bu şeytanî bir fetvadır. Vereni de, kabul edeni de yakar.
İslamcılık para ile olan imtihanı kaybetti… Asıl kaybeden Türkiye oldu…
İslam sistemi istikamet=doğruluk dürüstlük üzerine kuruludur. Doğruluk gidince her şey yıkılır, çöker.
Fakirlerin, miskinlerin, sefalete düşmüş mültecilerin hakkı olan zekat paralarını gasb eden şu malumlardan ve mahutlardan ne hayır gelir?
Ben haram yemedim, ben çalmadım!.. Eyvallah ama bu dediğin yetmez. Hem çalmayacaksın, hem de çaldırmayacaksın. Emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmazsan, sen de suçlu ve günahkar olursun.
Haram parayla âbâd olunmaz, berbat olunur.
Evet, Paşanın biri 1923’de dindar ve namuslu insanlar zengin olamaz, onlarla iktisadî kalkınma sağlanamaz demiştir ama onun tezi kendisine aittir, Müslümanları bağlamaz. 
* (İkinci yazı)
Gündemin İlk Maddesi Türkçedir
Siyaset, Türkiyede neyle yapılır? Türkçeyle yapılır? Kaç çeşit Türkçe vardır? Şifahî iletişim, çarşı pazar Türkçesi… Bir de yazılı edebî zengin kültür ve medeniyet Türkçesi… Bu ikinci Türkçede kopukluk ve zayıflık olursa siyasete de akseder.
Eğitim neyle yapılır? Türkçeyle.
Üniversite tahsili neyle yapılır? Türkçeyle.
Dinî hizmetler, faaliyetler, mânevî eğitim, irşad, dâvet, tebliğ faaliyetleri neyle yapılır? Türkçeyle.
Evet, Türkçe zayıflarsa, Türkçede kopukluk olursa, ana dili yahut kültür dili Türkçe olan on milyonlarca vatandaş 1928’den önce yayınlanmış Türkçe kitapları okuyamazsa, kopukluk yüzünden Ömer Seyfeddin hikayeleri Türkçeden Türkçeye tercüme edilirse; siyaset de bozulur, eğitim de, medya da, üniversiteler de, devlet de, halk da…
Bir milletin ve ülkenin yazısı ne kadar zor ve çetrefil ise orada ilim, medeniyet, kültür, eğitim, insan kalitesi o nispette güçlü olur. Yaaa buna şaşan mı var?.. Japonya’ya bakın, İngiltere’ye bakın…
Dünyanın en zor yazısı Çin yazısıdır. Çin bu yazısıyla harikalar meydana getiriyor.
Osmanlıca zor bir yazıya sahipti, onu kolaylaştırdılar, bugünkü, yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan Latin harflerine çevirdiler ve bu kolay, kopuk, yabancı yazıyla Türkiye Ortadoğunun Japonyası olamadı.
Birkaç yazar dışında kimse bu konu üzerinde durmuyor… Üzerine basa basa söylüyorum. Türkçemizi düzeltmezsek, lisan konusundaki kopukları giderip devamlılığa dönmezsek, her şey dejenere olacaktır. Olmuştur bile… 
Ülkenin ismi Türkiye, ana ve resmî dili Türkçe, kültür dili Türkçe ve Türkçenin canına okunmuş. Vah Türkiye ah Türkiye!
Türkiyenin gündeminin birinci maddesi birtakım dedikodular, skandallar, hıyanetler değil, Türkçedir Türkçe…
11.4.2014  
__________________________________________
 BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle bayadır konuşuruz işte aramızda iyi kendiside iyi biri konu daha önceden bi olaya geldi ben daha önceden fesbukta bi istihbaratçının yazısını gördüm yazıda şuydu dedim kalabalağın içinde bir daldım diyor sümsük müslümanlar baka kaldı diyor bende yazısına dedimki oğlum sana ef şavaş uçağının motorunu kim taktı bakıyom dalıyorsun oda o an ordaymış bana mesejla yazıyor işte adresini verde sana takalım diyor bana değil o motor sana takalım len dedim benimki sağlam seninki tekliyor dedim sonra sesini kesti bende dedimki yanına gelmeyim bak gelirsem diye cevap yazmadı bana işte e dedi  işte böyle oldu dedim amacım bu deşifre olduğundan haberi olmayanla teşkilata ulaşmak bu bu olay aktarıldı ertesi gün tv8 onbeş nisan salı ikibin ondört senesi  çatışma diye bir filim koyuldu   ( filimin hikayesi) detroitte bir swat timi kurmak için gönderilen los angales polis departman şefi paul kutler birden kendisini devlet tarafından korunan bir dahinin hedefi olarak bulur 
http://www.tv8.com.tr/c-1339-0-ozel-tim--catisma
aynı tarihte kanal 7 sahte kabadayı filimi koyuldu neden bu filim koyuldu ben muhbire dayılandımya neyse aynı tarihte kanal türkte bir filim koyuldu filim parapsikolojik bir filim şimdi ben olayı açıyım ben şiddet eğilimindeyim ben muhbire çatışma psikolojisi içindeyim bu parapsikolojik filimde şidete eğilimkli biri vardır bilmem anlatabildimmi filimin ismi tepedeki mezarlık filimin hikayesi şu eşinden boşanmış olan john kızı louse ve oğlu sami yanına alıp güney   korolina bir kırsala taşınır lousia yeni taşındikları yerde hiç yapmadığı davranışlar yapmaya garip ve şiddet eğilimli hareketler başlayınca john bu ani değişimin arkasındaki gerçekleri bulmaya karar verir bu duruma ev sahibibinin kendilerinden sakladığı şoke edici sırlarmı sebeb olmaktaydı john bir baba olarak kendi kızını elel geçirmek isteyen tarih öncesi zamandan gelen kötü kötü bir güce karşı koymak için ne kadar ileri gidebilirdi yayın saati akşam 
evet bu filimin koyulaması şu hani ben deşifre olduğundan haberi olmayan muhbire dedimya bir istihbaratçının isiminde verdim işte istihbarat burda şuna dikkatini çektim bu adam bizim elamanı biliyor hatta dedimki örgürün içine sızmış bir istihbaratçı işte konu bu olayı anlayın şiddet eğilimi olan bir kişiyim aynı zamanda algılması olan biriyim filimin hikayeside şiddetin arkasındaki güçler 
http://www.kanalturk.com.tr/sinema/1174/tepedeki-mezarlik
http://www.youtube.com/watch?v=BW2uL8uh3Wo
neyse aynı zamandada bazı şeyler konuştum oda yazarın köşsesinde analiz edildi aşağıya bakın olay şöyle başladı 
yazarın büyük harfle  HİZMETE  diye başlayan yazısı yalakalık yağcılık yazıları bana ait aslında yarı yazı bana yarısında kendisine ait yazarın ikinci yazı başlığındaki zinanın ribanın diye başlıyan yazısı ordaki çoğu konuşma bana yarıda kendine ait 
http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Syet/19510#.U02StrJKMdk
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Şâyet
Mehmed Şevket Eygi
15 Nisan 2014 Salı 00:35

*ŞAYET gerçekten Müslümansak YALAN söyleme şansımız yoktur.

*KARA, necis, haram, kirli gelirlerle zengin olma hakkımız yoktur.

*Müslümanları ve halkı ALDATMA şansımız yoktur.

*Lüks, israflı, şatafatlı, gururlu, kibirli, aşırı tüketimli bir hayat sürme şansına sahip değiliz.

*SABAH NAMAZI vakitlerinde yataklarımızda leşler gibi uyuma şansına sahip değiliz.

*RÜŞVET almayı hayalimizden bile geçirmemeliyiz.

*Nepotizm yapma şansımız yoktur.

*Emanetleri, işleri, hizmetleri, vazifeleri, makam ve mevkileri, memuriyetleri, vekillikleri ehliyetsiz kimselere verme hakkına ve şansına malik değiliz.

*Halkı ilgilendiren işlerde kapımızı onlara kapalı tutma şansına bile sahip değiliz.

*Zaruret yoksa bir ağacı, bir tek çalıyı bile kesme, sökme hakkımız ve şansımız yoktur.

*Bize hiçbir konuda Nemrudluk, Firavunluk, Süfyanlık yapma hakkı ve şansı tanınmamıştır.

*HİZMETE fakir başlamışsak, hizmetimizi sürdürürken zengin olmak şansına sahip değiliz.

*Bize yağcılık, yalakalık, meddahlık, dalkavukluk, pohpohçuluk şansı tanınmamıştır.

*Adaletsizlik ve insafsızlık yapma hakkına ve şansına sahip değiliz.

*Muhaliflerimiz, ne kadar hatâlı olurlarsa olsunlar, onları düşman olarak görmek şansına sahip değiliz.

*Müslümanları ötekileştirmek şansı bize tanınmamıştır.

*Kendimizi öve öve göklere çıkartmak, karşımızdakileri ve rakiplerimizi yerin yedi kat dibine batırmak şansımız yoktur.

* (İkinci yazı)

Zinanın, Ribanın, Beyinsizliğin, Haram Yemenin, Şer’a Aykırı İşler Etmenin Sonu İyi Olmaz!

BİZ yaparız, olur, öyle gider mi sanıyorlar? Çok aldanıyorlar!..

Bu fakir lafı eveleyip gevelemekten hoşlanmaz. Çok açık, çok seçik, çok keskin yazacağım.

Ceza Kanunundan zina suçunu kaldırıldı ya, işte sadece bu bile büyük sille yemeye sebep olur.

Zinadan sonra riba var. Kur’anda ribacılar için onlar Allaha ve Resulüne savaş açmışlardır buyruluyor. Ribayla kalkınmanın sonu korkunç bir yıkımdır.

Yeni Medenî Kanun aileyi yıkmıştır. Aile yıkılınca toplum da çöker.

Yeni Ceza Kanunu bu ülkenin, bu halkın yapısına uymuyor. Bu kanunla Türkiye ayakta duramaz.

Haram yeme yaygın, genel, yoğun hale gelmiştir. Haram gelirlerle, kara servetlerle Müslüman burjuva sınıfı kurulmaz. Kurulursa ileride feci şekilde batmak için kurulur.

Eğitim dökülüyor. Bu sistemle, bu okullarla Türkiye’nin geleceği parlak değildir.

Doğru söyleyenler dokuz köyden kovulurken, yalakalar yağcılar el üstünde tutuluyor. Onlardan köy olmaz, kasaba olmaz. Onlar şemsiye gibidir, yağmur vakti bulunmaz.

Türkiye’mizin şeffaflık ve temizlik notu 10 üzerinden en az 7 olmadıkça yüzümüz kara kalacaktır.

Halkın desteğine güven olmaz. Mesele Hakk’ın rızasını kazanmaktadır.

Fazlurrahman’ın İslam yorumu ile selamet, necat olmaz.

İslam yüksek ahlak dinidir, Müslüman bir toplum yüksek ahlaklı değilse, alarm ve tehlike çanlarının hiç durmadan çalması gerekir.

Beş vakit namazın cemaatle kılınması bütün öğrenciler için mecburî olmadıkça, İmam-Hatip mektepleri İslam mektebi sayılmaz.

Kur’ana, Sünnete, ahkam-ı şer’iyeye aykırı her şey batıldır ve hederdir.

Muhammedî (Salat ve selam olsun ona) hedy dışında doğru yol yoktur.

İsraf ekonomisi beyinsizliktir.

Lüks çılgınlığı toplumları, devletleri yıkar.

Emanetler ehline verilmezse sonunda büyük çöküş olur.

Mustafa (Salat ve selam olsun ona) sevgisi ve bağlılığıyla Süfyan muhabbeti bir arada olmaz.

Bir şey hem ak, hem kara olmaz.

Yetişkin kız çocuklarla delikanlı öğrenciler bir arada okursa, o eğitimden hayır gelmez.

Diyanet’e Feministler sızarsa din bozulur.

Efendimizin sahih hadîsleri AB normlarına ve kıstaslarına göre ayıklanırsa Ehl-i Sünnet ve Cemaat yıkılır.

Allah’ın rızasına, Kur’anın kesin hükümlerine, Resulullah’ın Sünnetine zıt münker işler âşikâre yapılırsa azab gelir.

Doğan her çocuk, ölmek üzere doğar.

İnşa edilen her yapı harap olup yıkılmak üzere dikilir.

Haram servetler Cehennem yakıtıdır.

İşin başı ihlas, istikamet, adalet, hakka itaat ve terk-i enaniyettir.

Kurtuluş Kur’ana, Sünnete ve bu iki ana kaynaktan çıkartılmış olan fıkha uymaktadır.

Gerisi hederdir heder!..

15.4.2014  

 
 
 
 
 
 
 
 
___________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
 deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle ayak üstü konuşuyoruz işte dedimki yangın var oda ne yangını dedi yanan yanıyor işte diye oda güldü baya konuştum işte bu konuşmalar hem benim hemde yazarın katkısıda var işte sözü olmak yada olmamakla bitirdim onuda değişik bir şekilde yorum yapmış yazı sonunda neyse epey vakit geçti konu baksana 60 milyar dolar yakıta ülke olarak dışarıya para ödüyormuşuz dedim elektirkli otalarda piyasaya sürelicekmiş dedim iyi olur dedim işte ben yerli otamobil konusunda çok geri kaldık dedim işte başladım konuşmaya bu konuşmalarda yazarın ikinci başlığında ele almış 
sonra ben bir memlekete beddua ettim işallah orda deprem olur dedim oda hayırdır nereye dedi bir yere işte dedim işte o olaydan hemen sonra dedim bir yerde deprem oldu istediğim yere değil dedim ama bedduam kabul oldu heralde dedim işte bu olayda ertesi gün kanal türke sudaki kız filimi koyuldu onuda bu aşağıya atıyım hikayesini bakın aşağıdaki yazara giden bilgiler nereye algılamamla ilgili konu nerde analiz edildi parapsikolojki bir filim işte 
http://www.dailymotion.com/video/x1c0v5f_sudaki-kiz-14-subat-cuma-aksami-saat-23-50-de-kanalturk-sinema-kusaginda_tv filimin konusu Cove Apartmanı'nın görevlisi Cleveland, bir türlü bitmeyen su ve elektrik tesisatı sorunlarından bıkmıştır. Bir gece havuzda birinin olduğunu fark eden Cleveland, bu esrarengiz kişinin peşine düşer. Sonunda bu kişiyi görür ve gizemli olaylar bundan sonra başlar. Havuzda gördüğü, Story adındaki bir genç kadındır ve yüzme havuzunun altındaki kuytu bölmelerde, bütün gözlerden uzak bir yaşam sürmektedir. Cleveland, bir süre sonra, kızın aslında bir su perisi olduğunu anlar. Story, geleceği görme yeteneği sayesinde, Cleveland'in ve bütün apartman sakinlerinin gelecek yaşamlarının bağlandığı ortak noktayı görecektir ve bu gelecek, kendisininkiyle de ilgilidir. Efsaneye göre, su perilerinin bu dünya ile kendi dünyaları arasında yapacakları tehlikeli yolculuk, kötü niyetli bir takım yaratıklar tarafından engellenmektedir. Şimdi bütün apartman sakinleri ve Cleveland için yapılması gereken tek şey, Story'nin bu yolculuğu başarılı bir şekilde tamamlamasını sağlamaktır. Aksi takdirde, kendi yaşamları da büyük bir tehlike altında olacaktır.
 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Yangın ve Yanmak
Mehmed Şevket Eygi
14 Şubat 2014 Cuma 00:40

Ülkemizdeki büyük siyasî yangını Müslümanıyla dinsiziyle, Türküyle Kürdüyle, Sünnîsiyle AIevisiyle hep birlikte maç seyr eder gibi heyecanla seyr ediyoruz.

Yangına biraz üzülenler var… Yangını kundaklayan ve körükleyenler de var…

Yangını söndürmek için çalışanlar var mı acaba?

Yangınların en fenası, en berbatı, en korkuncu hangisidir biliyor musunuz?

Alevleri ve ateşleri karşısında bir itfaiye olmayan yangındır.

Bu yangının gide gide bizi Suriye’nin, Mısır’ın durumuna düşürebileceğinden korkmuyoruz.

Hepimiz için söylemem ama birileri bu yangına, vaktiyle Neron’un Roma yangınına baktığı gibi bakıyor.

Bir ülkede şiddetli bir yangın başlayınca yapılacak ilk iş ne olmalıdır?.. Yangını söndürmek için çalışmak değil mi? Bizde bu var mı?

Biz yangını söndürmek için çalışacağımıza bitmez tükenmez bir yangın edebiyatı yapıyoruz.

Bu yangını kim çıkarttı? Herkes suçu karşısındakinin üzerine atıyor. Ben çıkartmadım o çıkarttı.

Neron, kendisinin kundaklattığı iddia edilen Roma yangınına karşı sarayının taraçasında şiirler yazıyordu... Biz daha ziyade nesir ve köşe yazısı ve çoğu saçma sapan analizler kaleme alıyoruz.

Bana öyle geliyor ki, birileri yangını Amerikan 6’ncı Filosunun gelip söndürmesini bekliyor.

Yangını çıkartan haindir!.. Elbette haindir ama bu hain kimdir? İşte bu konuda rivayetler muhtelif.

Küçük bir otelin bile yangın tahliye merdiveni var da bu büyük yangının itfaiyesi, merdiveni, söndürme ekipleri ve cihazları yok.

Yangın yangın yangın… Ben yangın sen yangın o yangın… Sizler bizler hepimiz yandık… Gel de yanma… Yanar mısın yanmaz mısın… Yanmak ve yanmamak, işte bütün mesele bu…

Bunları anladık da, kardeşim bu yangını kim söndürecek?

• (İkinci yazı)

Yerli ve Millî Otomobile Hıyanet

GEMİLER, askerî araçlar, insansız uçaklar yapıyoruz ama hâlâ yüzde yüz millî ve yerli bir otomobilimiz yok.

Birkaç seneye kadar elektrikli otomobilimiz piyasaya verilecekmiş.

Elektrikli otomobille iş bitmez, mutlaka benzinli ve dizelli otomobillerimiz olmalıdır.

Böyle otomobiller yapabilirsek, mesele halledilmiş olur mu? Olmaz. Bu yüzde yüz millî ve yerli otomobillerin, en azından Güney Kore otomobilleri gibi dünyanın her yerinde beğenilmesi, tutulması, satılması, öteki markalarla rekabet edebilmesi gerekir.

Bugatti, “Güzel olmayan bir otomobil iyi bir otomobil değildir” demiş. Yüzde yüz yerli ve millî otomobillerimizin mutlaka sağlam ve mutlaka güzel otomobiller olması lazımdır.

Küçük Çek Cumhuriyeti dünya çapında bir Otomobil sanayiine sahip de biz niçin değiliz?

İsveç’in Volvo’su, Saab’ı var da bizim niçin kendi otomobilimiz yok?

Yerli ve millî otomobil konusunda Türkiye içeriden hıyanete uğramıştır.

Böyle otomobiller üretebilirdik ama birileri bunu istememiş, engellemiştir.

Belki de artık çok geç kalmış bulunuyoruz.

İmkan ve fırsat bulunursa, bir dünya fabrikasını ve markasını satın almak, tesislerini Türkiyeye taşımak ve onu yerlileştirmek gerekecektir.

Faşist diktatörlük zamanında Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının nasıl sabote edilip iflasa mahkum edildiğini bilenler bilmeyenlere anlatsın. Bu konuda internette bilgi vardır.

ANADOL’un üretimine devam edilmiş olunsaydı millî bir otomobilimiz olabilecekti.

Hem dünya devleti olmak istiyoruz, hem de Güney Kore gibi bir otomobil sanayiimiz yok. Olur mu böyle şey?

Son kırk-elli sene içinde ithal otomobillere yekun olarak muazzam bir servet verdik. Azm etmiş olsaydık, bu parayla kendi otomobilimizi üretemez miydik?

Dünyaca beğenilen, en zengin ve sanayileşmiş ülkelerde bile satılabilen, rekabet edebilen sağlam ve güzel Türkiye otomobilleri.

Kimse cart curt edip, biz bunu yapamazdık demesin. Bizden küçük ve imkansız bir Güney Kore yapabildi de biz niçin yapamadık, bu sorunun cevabını arasın.

Türkiyeye yüzde yüz millî ve yerli bir otomobil sanayii kurdurmama, bunu sabote edip engelleme hıyaneti.

14.2.2014 

 
 
_____________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
 deşifre olduğundan haberi olmayanla ayak üstü konuşuyoruz işte bir zamanlar ben aslen türk ırkından olduğum halde başka ırkdanım dedim muhbirlere dedim bunu işte e dedi ben aslen türküm ama benim türk olduğumu muhbirler sonradan anladılar senin çoçuklarda çekik gözlü siz türksünüz dediler bende evet türküm tabi dedin işte bu konu üzerinde durdum insan büyüklüğünde hamam böcekleri heryere girer bunlar diye bu yazarın ilk başlığına bakın sonra benim istihbarat birimlerini bilmem muhbirin dikkatini çekti ertesi gün değil cuma 28/02/2014 günü tv8 yaşam şifresi diye bir filim koyuldu parapsikolojik filim hemen ogün atv ye yeşil yol diye filim yayınlandı 28/02/2014 günü gazete olayıda cukmartesi günü yaınlandı filimler cuma günü ayrıntıyı veriyim diye yazdım işte böyle  yazarın köşesine giden bilgilerede bakın aşağıda 

Yaşam Şifresi

“Source Code” 1 ödül ve 3 adaylığı olan bir film… Bir asker bilinmeyen bir adamın bedeniyle uyanır ve kendisinin, Chicago banliyö treninin bombacısını bulmakla görevli bir ekibin parçası olduğunu keşfeder. 

Orijinal Adı : Source Code 

Yönetmen : Duncan Jones 

Oyuncular : Jake Gyllenhaal, Michelle Monaghan, Vera Farmiga 

Yapım : 2001 Gizem/ Bilim-Kurgu

Yayın Tarihi : 28 Şubat Cuma 21:45 tv8 
 
YEŞİL YOL Paul Edgecomb'un hapishanedeki görevi, idama mahkum edilen mahkumları son yolculuklarına uğurlamaktır. Çalıştığı yıllar içerisinde yüzlerce mahkumu idam etmiştir. Bir gün John Coffey isimli korkutucu görünümlü bir adamla tanışır. Ancak Coffey'in bu ürkütücü görünümünün altında oldukça saf bir ruh yatmaktadır. Coffey, iki küçük kız çocuğunun katli davasında yargılanmaktadır. Coffey'in zamanla gün yüzüne çıkan dünya ötesi güçleri, özünde bambaşka bir insan olduğunu ortaya çıkaracaktır.ATV 
 
 
 
 
 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
İnsan Büyüklüğünde Hamam Böcekleri
Mehmed Şevket Eygi
01 Mart 2014 Cumartesi 00:25


ŞAHSÎ görüşlerimi, düşüncelerimi, hükümlerimi, sezgilerimi yazıyorum. Bunlar bazılarının hoşuna gitmeyebilir. Bunların bir kısmı isabetli olabilir, bir kısmı olmayabilir. Nazar-ı müsamaha (hoşgörü) ile bakılmasını istirham ederim.
Birinci madde: Bugünkü durum bozula bozula sürecektir. 
İkinci madde: Seçime on gün kala büyük gürültü bombaları patlatılabilir.
Üçüncü madde: Türkiye İslam ahlakına dönmedikçe ahlaksızlık, fitne fesat, nifak şikak artacaktır.
Dördüncü madde: Hiç kimsenin istediği olmayacak, Allah’ın emri, iradesi, kaderi yerine gelecektir.
Beşinci madde:  İslam’a, Kur’an’a, Sünnet’e, Şeriat’a, ahlaka, hikmete aykırı metotlarla ıslah ve hizmet olmaz, ifsad olur.
Altıncı madde: Bugünkü beyinsizlik artarak sürerse, dış düşmanlarımızın ve içteki yardakçılarının kışkırtması ve kundaklamasıyla iç savaş çıkabilir.
Yedinci madde: Adalet olmayan bir yerde huzur, iç barış, selamet ve necat olmaz.
Sekizinci madde: Haramın, haram kazançların, haram yemenin yaygın ve genel olduğu bir ülke iflah olmaz.
Dokuzuncu madde: Namuslu, doğru, temiz vatandaşların en az namussuzlar, kirliler, eğriler kadar cesur ve gözü kara olmadığı bir toplumun istikbali karanlıktır.
Onuncu madde: Namaz, Müslüman bir toplumun binasının ana direğidir. Namazı ikame ederse ayakta durur, namazı terk edip şehvetlerine uyarsa yıkılmaya mahkumdur.
On birinci madde: Allah’ın inzal buyurmuş olduğu hak, doğru, âdil, kurtarıcı hükümlerle hükm etmeyen Müslüman bir toplumun sonu işte böyle olur. Başı beladan, musibetten, sıkıntıdan kurtulmaz.
On ikinci madde:  Zinayı serbest bırakanlar, ektiğinizi biçiyorsunuz.
On üçüncü madde: Riba âbad etmez, berbat eder.
On dördüncü madde: Yüksek, lüks, Şeddadî, Nemrudî, Şeytanî, israflı binalar…
On beşincisi: Âhirete intikal etmiş atalarımızdan kalan vakıf bina ve kurumların suiistimale uğraması büyük uğursuzluklara sebebiyet verir. Vakfeden kimse hangi maksat için vakfetmişse, bina o iş için kullanılacaktır. Medrese, mektep, imaret, tekke… Böyle yapılmazsa vakfiyelerdeki lanet şartı fena çarpar.
On altıncısı: İsraf ve lüks bir toplumu çökertir. Zenginlerin bir kısmının azdıkça azdığı, orta hallilerin ve fakirlerin onlara imrendiği bir toplum içinden çürür.
On yedincisi: Bir toplum ne halde ise öyle idare olunur.
On sekizincisi: En az bin yıllık millî yazısıyla okuyup yazamayan cahil bir toplum karanlıklarda kalır.
On dokuzuncusu: Yazılı, edebî, medenî, zengin lisanını ve edebiyatını yitiren bir toplum bedevîleşir.
Yirmincisi: Müslüman bir toplumun halini, güneşin doğmasına bir saat kala, evlerde ışıkların yanıp yanmamasından anlayabilirsiniz.
Yirmi birincisi: Benim çok sevgili, çok hürmetli Müslüman kardeşlerim… Müslümanlar, Allah’ın emr ettiği gibi tek bir Ümmet olmazlarsa, birbirinden kopuk bin cemaate, hizbe, fırkaya ayrılıp çekişirlerse olacağı budur. Birlik,  tesanüd, vifak, uhuvvet, biat, itaat olmazsa necat ve felah da olmaz.
Muhterem okuyucularım… Şu günlerde yoğun bir böcek edebiyatı yapılıyor… devlet adamlarının ofislerine böcekler konulmuş…  
Dinleme böcekleriyle uğraşırken çok önemli, çok hayatî meseleleri ihmal ediyoruz.
Bırakın şu minicik böcekleri de, ülkeyi istila eden insan büyüklüğündeki hamam böceklerine, tezek böceklerine bakınız.
Memlekette bir iki metro boyunda dev akrepler, çıyanlar dolaşıyor.
Üç beş böcek değil, çok sayıda azman böceklerin istilasına maruz bulunuyoruz.
Evet insan büyüklüğünde hamam böcekleri… Antenleri fıldır fıldır, nasıl da koşuşturuyorlar…
Bunların bir kısmı çok zengin böcekler, doların milyarına sahipler. Bir kısmı çok ünlü, bir kısmı etkili…
(İkinci yazı)
İstanbul’da İngilizce Hutbe!
Birkaç hafta önce Cuma namazı kılmak üzere büyük bir camiye gitmiştim. İçeride yer bulamadım, dışarıda kıldım, çok üşüdüm. Hutbe okunurken birden irkildim, Türkçe hutbeden sonra İngilizce hutbe okunmaya başladı. Allah Allah burası Türkiye, bu İngilizce hutbe de nereden çıktı?
Camide çok Arap vardı, bari Türkçe hutbenin Arapça tercümesini okusalardı.
Yahut, cemaatin belki yarısını Kürt kökenli kardeşlerimiz oluşturuyordu, İngilizce yerine Kürtçe hutbe okunması daha uygun ve âdil olmaz mıydı?       
Zaten Ehl-i Sünnet Müslümanlığında cuma hutbeleri Arapça okunur… Türkçe hutbe, Cumhuriyetin ilanından sonra çıkartılmış bir bid’attir. Türkçe Ezan bid’ati gibi…
Türkçe Ezan bid’ati son buldu ama Türkçe hutbe devam ediyor.
Başımıza bir de İngilizce hutbe çıktı.
Yahu Türkiye sömürge midir?
İngilizler sömürdükleri ülkelerde, cumaları ayrıca İngilizce hutbe okuyacaksınız diye bir zorlama yapmamışlardır.
Türkiye camilerinde İngilizce hutbe okunmasını meşru ve makul gösterecek hiçbir gerekçe yoktur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkçe hutbe bid’ati çıkartıldığı vakit, Adana uleması yüksek sesle tenkit etmiş, M. Kemal de onlara sert bir cevap vermişti.
İngilizce hutbe konusunda emir nereden gelmiştir?..
Bu işte Fazlurrahmancıların tuzu biberi var mıdır?
İslam dünyasının on ciddî Ehl-i Sünnet Fetva Heyetine bu konu sorulmalı ve alınan cevaplar risale halinde basılmalıdır.
SORU: Halkının Türkçe ve Kürtçe konuştuğu Türkiye’de bazı camilerde İngilizce cuma hutbe okunması caiz midir, meşru mudur, bid’at midir?
Bakalım ne cevaplar gelecek?
Bendeniz bir Müslüman olarak kendi vicdanıma sordum, vicdanım İngilizce hutbeye izin, fetva ve ruhsat vermedi.
Kürtçe hutbe okunsaydı, onu da Türkçe hutbe gibi bid’at sayardım ama İngilizce hutbe kadar üzülmezdim.
Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkar!..
01.03.2014
_____________________________________________________________________
BAŞKA OLAY 
deşifre olduğundan haberi olmayan muhbire dedimki baksana dün ben internetten bir çıktı aldım bu olay daha önce bir istihbaratçyla konuştum bu bilgi olarak gitti  recep tayyip erdeğona başbakana giden bilgileri nasıl analiz edildiğini gösterdim oda şaşırdı ben bu bilgiler gidince ertesi gün parapsikolojik bir filim koyarlar tahminime göre olmadı bugün gazetesi yazarı gültekin avcıya bilgi gitmiş oda değişik bir yoruma gitmiş aslında olaya yaklaşmış aşağıya atıyım köşesinden kopyaldım bu olayı ben açıyım en aşağıya olayı geniş biçimde atıyım sayın başbakana bilgi nasıl gitmiş olayı nasıl analiz etmiş konu anlaşılsın en aşağıya bakın  recep tayyip erdoğana giden bilgiler olayı 
 
 

Parapsikolojik istihbaratın ustaları

Gültekin AVCIGültekin AVCIgavci@bugun.com.tr
Türkiye uzun yıllar gözün görmediğini inkâr eden bir pozitivist sersemlik içindeyken, Ruslar ve ABD gözün görmediği olgularla istihbarat yapıyordu.

Parapsikoloji, alışılmışın ve bildiğimizin dışındaki farklı psikolojik olguları konu edinir.

Hipnoz, telepati, cinler, telekinezi...

Hepsi parapsikoloji içindedir.

Hipnoz ve diğer parapsikolojik operasyonlar, ülkelerin güvenliği ve askeri çıkarları açısından da çok önemlidir.

İstihbarat servisleri kuşkusuz hipnozla sorgu ve mülakat yöntemlerine başvurmaktadır.

Şaka değil, komplo teorisi hiç değil, buz gibi gerçektir bunlar.

Telepat ve medyum istihbaratçılar var mıdır sorusu bile gariptir.

CIA ve ABD askeri istihbaratı DIA (Defense Intelligence Agency-Savunma İstihbarat Ajansı), bu iş için özel bir birim kurmuş, bünyesinde (kadrolu) medyumlar, telepati ve hipnoz uzmanları çalıştırmaktadır.

Üstelik 1970'li yılların başlarında...

Bu sistemin adı Stargate projesiydi.

Bir uzaktan izleme projesi olarak kurumsallaştırılan bu sisteme Stanford Araştırma Enstitüsü, Psişik Araştırmalar Derneği gibi bilimsel kurumlar da dahil uzaktan izlemeyi araştıran 14 kadar laboratuvar entegreydi.

Basbayağı bundan takriben 40 yıl önce Pentagon, telepat ve medyum gibi parapsikologlardan oluşan metafizik istihbarat ünitesi Stargate'i kurdu.

Daha 1970'li yıllarda Pentagon'a bağlı Stargate biriminde, parapsikolojik istihbarat, hipnoz ve telepati için istihdam edilen 7000 medyum çalışmaktaydı.

Proje 1995'te tamamen CIA'ye devredildi.

İstihbarat servisleri kullandı

1973'te ise SCANATE (scaning by co-ordinate) projesi başladı ve 1975 yılında tamamlandı.

Bu projeyle bir kişiye, bilmediği bir askeri bölge koordinatı verilerek orada ne olduğu tanımlanıyor ve çiziliyordu. 

SCANATE projesi oldukça başarılı oldu.

Ve üzerinde uzun süre çalışılan kişilerden Ingo Swann, ordu ve istihbarattan psişik yeteneği olan kişileri psişik ajan olarak eğitti ve onlara "psişik sızmayı" öğretti.

Hipnoz gibi yöntemler, tıbbi tedavi şeklinde halka arz edilmeden önce istihbarat servislerince sorgulamada yıllarca kullanılmıştır.

Çünkü hipnoz altındaki kişi, beyninde ve bilinçaltında mevcut bulunan tüm bilgileri iradesiz bir şekilde sorgucuya vermektedir.

Kennedy suikastında, onu öldüren katilin sorgulamasında hipnoz altında verilen emirlerin hiçbir şekilde hatırlanmadığı dikkat çekmiştir.

Keza CIA'nin bir mankeni on yıl süre ile hipnotik talimatlarla kullandığını bildiren çok ciddi çalışmalar vardır.

1996'da yayınlanan "Zihin Kontrolü ve Tanımlanamayan Gizli Hükümetler" adlı kitabındaDaniel Brandt, bir insana hipnozla cinayet işletilebileceğini iddia etmektedir.

Unutmayın ki icat edilen her şey, öncelikle istihbari ve askeri kullanım taramasından geçer.
Bu konuda ABD'den çok önce yola çıkan ve onlardan daha fazla mesafe katedenler Ruslar'dır.

Çekoslavakya ABD'den ileriydi

ABD'nin aklından parapsikoloji-güvenlik-istihbarat ilişkisi gibi düşünceler bile geçmezken, Ruslar ve sosyalist blok ülkeleri kolları çoktan sıvamıştı.

Daha 1923'lerde medyumlar tutuklanmaya başladı Rusya'da.

Bu tutuklamalardaki gaye, medyumları istihbaratta kullanmaktı. 1975'e kadar nelerin yapıldığı bilinemiyor bu yıllarda.

Efsane Rus istihbarat servisi KGB'nin Parapsikoloji dairesini kurduğu yıl ise 1975.
Ve KGB'nin paranormal yetenekleri ve ilgileri olan insanları tutukladığını, aslında topladığını biliyoruz.

Servis, hipnoza duyarlılığı fazla ve adam öldürmeye eğilimli kişileri arıyordu.

Buldu da.

Buldu ve yıllarca kullandı.

Sadece Rus toplumunda değil diğer ülke insanlarında bile oluşan KGB korkusu beyhude değildir.
Bu konuda ABD'den daha ileri konumdaki bir ülke de Çekoslovakya'ydı.

Çek askeri makamları, ordu içinde kullanılmak üzere "Durugörü, Hipnotizma, Manyetizma" adlı bir kitap yayınlamıştı.

Daha 1925'te.

Askeri personeli bu konuda bilgilendirmek ve kabiliyeti olanlarını keşfetmek istiyorlardı.

II. Dünya Savaşı sırasında bazı askerlere hipnozla astral seyahat yaptırdılar.

Astral seyahat denilen şey, basbayağı uyurken yapılan ama şuurun uyanık olduğu gezilerdir.

Ve bu yöntemle düşman mevzileri ve sayıları hakkında oldukça doğru bilgiler alındı. 

Hatta bazı kayıp askerlerin cesetleri bile bulundu. 

Bulgaristan bile 1965 yılında Prof. Lozanov başkanlığında 70 kişilik kadrosu olan, "Telkinbilim ve Parapsikoloji" kurumu kurmuştu. 

Türkiye Bulgaristan'ın bile gerisinde kalmıştı.
.............................
YUKARININ DEVAMI AŞAĞIDAKİ OLAY yani başbakana giden bilgiler 
BİR GÜN MİLLİ İSTİHBARATTA BİLGİ TOPLAYAN VAR ARAMIZDA AÇIK ÇAY BAHÇESİNDE OTURUYORUZ
 4 KİŞİYİZ ARAMIZDA İLAHİYAT FAKÜLTESİNDEN MEZUN BİR KİŞİDE VAR TAM KIL BİRİ ORDAKİ SOĞBET 
İÇKİYE GELDİ İÇKİNİN AZINDAN BİŞEY OLMAZ DEDİ ÇIKTI İLAHİYATÇI BENDE OLURMU AKLIN BAŞINDAMI 
SENİN DEDİM İNADINA BELLİ MİKTAR ALINIRSA DEDİ HALA İÇKİ MEYVADAN YAPILIYOR NE OLCAKKKİ DEDİ 
BENDE HADİ ORDAN DEDİM BAYA TARTIŞMA OLDU HATTA BEN NİYE MEYVA SUYU İÇ DEMİYORSUNUZDA
 İÇKİ İÇENLERE DEDİM BUNU BİZİM MİT HİÇ KAÇIRMAZ BİLGİLER AYNEN AKTARILMIŞ ERTESİ GÜN RECEP 
TAYYİP ERDOGANN AÇIKLAMA YAPIYOR TOPLUMU UYARIYOR TVDE  
üsteki link açılmaz diye ben aşağıya orjinelini kopya yapıştırdım 
 
 

MEYVEYE Mi

 BAŞLASAK?

MEYVEYE Mi BAŞLASAK?

Başbakan’ın alkol yerine 

meyve önermesi tartışma

 yarattı. Doktorlar meyvenin 

daha yararlı olacağına katılıyor 

ama sanatçılar “Dayatmalara 

karşıyız” diyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün yaptığı  konuşmada 

“Bazen inadına ‘belli bir miktar alınırsa faydalıdır’ diyenler var. Arkadaş, bu 

alkolü siz nereden elde ediyorsunuz? Bu meyvelerden filan elde edilmiyor mu 

bunlar? Üzümden elde etmiyor musun, ediyorsun. Diğer meyvelerde belli oranda yok mu, var. Onları ye” dedi. Peki alkollü içkiler, hangi bitkilerden elde ediliyor?
- Bira: Dünyanın en eski alkollü içkisi. Su ve çaydan sonra en popüler üçüncü

 içki olan bira, yaygın olarak arpadan üretiliyor. Pirinç, buğday ve mısır da bira

 yapımında kullanılan bitkiler arasında.
- Şarap: Üzüm suyunun fermantasyonu yoluyla elde edilen şarabın sekiz bin yıllık tarihi var.
- Votka: 600 yıllık geçmişi olan votka, patates, buğday, pirinç ve        arpadan üretilebiliyor.
- Rakı: Damıtılarak elde edilen rakının yapımında suma ve anason tohumu kullanılıyor. 
- Viski: Arpa, çavdar, buğday, mısırdan elde edilen viskinin yaklaşık 900 yıllık tarih var. 

JASON VALE DE ‘ALKOL YERiNE MEYVE’Ci...
‘Özsu Diyeti’nin mucidi Jason Vale, detoks programlarında tamamen meyve ve sebze suyu ağırlıklı 

bir program uyguluyor. Yalnızca kilo vermek isteyenler değil, alkol, sigara ve madde bağımlılıklarından

 kurtulmak için katılanlar da var. Haziranda Golden Key Bördübet’teki detoks programında tanıştığım Vale, 

bir zamanlar alkol ve sigara

bağımlısını olduğunu anlatmış, aşırı kilolardan kurtulmak için başladığı meyve suyu diyetini daha sonra 

bu alışkanlıklarından kurtulmak için uyguladığını belirtmişti. MEHVEŞ EViN 


DR. HASAN İNSEL: Alkol aslında vücuda zararlı. Bazı araştırmalar, az miktarda kırmızı şarabın içindeki 

antioksidanlar nedeniyle yararlı etkisini ortaya koydu. Mühim olan abartmamak.  

TARIK AKAN (Oyuncu): Bunu kendi inançlarıyla karıştırı-yor. Yakında içkiyi tamamen yasaklarlar, zaten 

yapıyorlar bütün belediyelerde. İnsanlar evlerinde içiyor içkisini. 
SELÇUK YÖNTEM (Oyuncu):  İnsanların kendi özgür iradeleri var. Bunun kararını vermek konusunda herkes 

serbesttir. İsteyen içkisini içer, isteyen de meyvesini yer.
SOLMAZ KAMURAN (Yazar):  İyi bir şarapla bir salkım üzüm arasında dağlar kadar fark vardır. Başbakan her 

konuda fikir beyan etmek zorunda değil. Devletin birincil görevi vatandaşlarının sağlığını korumaksa, içki ve sigara 

satılmasın, vergi alınmasın. Zorla insanı sağlıklı kılmak için çalışmak da bir tür zorbalık.
NAZLI ERAY (Yazar):  Söylenecek ne var, sadece çok esprili...
HALE SOYGAZİ (Oyuncu):  Herkes ne isterse onu yer, onu içer. Anlamıyorum, nedir bu alkol düşmanlığı? 

Alkolü nasıl alacağı insanın kendi vereceği bir karar.

 

_______________________________________________________________________________