Benim Sitem

parapsikolojik filimler 1

 AÇIKLAMA
devletimizin paranormal parapsikoloji doğa üstü metafizik araştırmalarında sürekli ilgilendiği kişiyim  1995 yılından bu yana ayrıca türk yabancı bilim adamlarınında ilgisini çektim ayrıca milli istihbaratın parapsikoloji şubesininde olayları ice izah ediyim bu yayınlanan filimler benim için yapılmış değil toplumla bilgi paylaşımı yapılırken kullanılan malzeme sadece devletimiz için bilgi toplayanlar bende ne gördü ne duydu ne olayımı gördüler veya duydularmı bilgiler benimle ilgilenen masaya gider ve kendisine gelen bilgiyi benle ilgilenen uzmanlar olayı analiz eder değerlendirmeye alınır ve benim ne olayım olmuşsa ona göre yakın bir filim bulur yayınlanır sedece bu ayrıca benimle ilgilenen bilim adamlarına bilgi ulaşırsa onlarda tv proğramında benim olaylarıma göre analiz edilir işte o olay bu büyütecek bişey yok aslında ama bilim adamları araştırma yaparken kendilerine böyle bir bilgi ulaşırsa onlar için büyük olay işte şimdiye kadar 1995 yılından bu yana tvlerde  yayınlanan doğa üstü metafizik parapsikolojik filimlerin hepsi benim için yayınlandı sağolsunlar 
_____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

1) SİYASİ ŞÜBEDEN BİR POLİSLE KONUŞMAM 
10 eylül 2009 perşembe günü konyada depremden önce işte saat 12 suları öğlen üzeri daha önceden konuşmuştuk bir polisle siyasi şübeden onu görüdüm oda beni gördü dediki naber dedi ne olsun abi dedim işte çalışıyoruz ne durum dedi ben olaylar devam ediyor dedim maşallah mit bana kafayı iyi takmış dedim bak dedi benim işim var ileride bir polis var sivil ona git o teşkilata iletsin tamam olur dedim o polisin yanına gittim selam verdik abi ilerdeki polis size gönderdi dedim ne dedi anlatacağın ne dedi abi 1997 yılından beri sivil alanda oluşturulmuş mitte bilgi toplayanlar konuşmamı duydularmı dedim sabahleyin milli gaste köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşesinde dedim bu olaylar hergün var benle niye UĞRAŞILIYOR dedim bunu aktarmış yazarın başlığı KEMALİLERLE UĞRAŞMIYORMUŞUM diye başlık atmış yazar birde milli istihbarat teşkilatı burda analiz hatası yapmış ben yazarı eleştirmiyorum bendenize ucuz tenkitler yöneltiyorlar diye yazısı var

abi dedim ben rejim muhalifi değilim dedim bunuda aktarmış devlet düzen sistem diyor yazarın köşesinde sonra devletle benim işim olmaz ben milli devletle alıp veremedğim yok dedim onuda aktarmış yazarın köşsesinde devlet işte yazısı var birde milli kültürümüzle okadar uğraşan var dedim onuda aktarmış yazarın kösesinde onuda muhatap almış yazarın köşsesinde neyse tamam dedi ben istihbarat iletiyim dedi akşam üstü gene bir muhbirle karşılaştık 

ikinci konuda tam akşam konyada deprem olmadan önce 15 dakkada takıldığım kafede deşifre olan mittte bilgi toplayanla konuşuyoruz birader sen tarikatlara gidiyorsun tarikata girmek farzmı dedim bana anlat onuda akktarmışlar tam o sırada deprem oldu ortalık allak bullak neyse buda gitimiş tarikat konusu yazarın ikinci yazısında tarikat işte

sonuç 2013 hala devam ediyor bilgi toplayanlar konuşmamı duydumu yazarın köşesinde ben ne diyorum yahu beni muhatab alıp durmayın desemde gene yazarın köşesinde konuşmalarım aşağıdaki linke tıkla gör giden bilgiler nasıl analiz etmiş



http://www.milligorus-forum.com.tr/m-sevket-eygi/34895-kemalilerle-ugrasmiyormusum.html

yukardaki lin bir zaman sonra kaybolur diye tıklanırda açılmaz diye aşağıya orjinali kesip kopylama yaptım yazarın yazılarını

Kemalîlerle Uğraşmıyormuşum...






Bendenize birtakım ucuz tenkitler yöneltiyorlar.Cesaretim varsa bid'atçi Müslümanları bırakıp Kemalîlerle mücadele etmeliymişim...

Bunlar gerçekten ucuz tenkitlerdir.

Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı yanlarına hanımlarını alıp bir akşam yemeğini yemek için orduevine gidebiliyorlar mı? GATA askerî hastanesindeki bir hastayı ziyaret edebiliyorlar mı?

Demek ki, bu ülkenin protokolda ilk iki şahsiyeti bile resmî ideolojiyle baş edemiyor.

Bendeniz gazetecilik yapmak üzere İstanbul'a 1960'da geldim. Yarım asır... Bu müddet zarfında kötü düzene, kötü sisteme hep muhalif kaldım.Kapasitem ne kadarsa o nispette... Kendimi dev aynasında gören megola-manyaklardan değilim.

Ucuz mücahidlikten hiç hoşlanmam...

Devletle sistemi (düzeni) ayırırım. Devleti desteklerim, ayakta tutarım; düzenin veya sistemin değişmesini, yerine iyisinin gelmesini isterim.

Düzen kötü, öyleyse bu devlet batsın demem. Öğrenciliğimde az buçuk "Âmme Hukuku Dersleri" okumuşumdur.

Türkiye demek üç şeydir:

* Ülkenin, sınırları belli coğrafî bir boyuttur.

* Halktır, Türkiyelilerdir.

* Ve Devlettir.

Devlet yıkılırsa Türkiye de yıkılır, batar, biter.

Türkiye'ye yapılan en büyük kötülük, miadı dolmuş, fosilleşmiş bir resmî ideolojiyi devlet ile özdeşleştirmektir. Bu kötülüğü iki zümre yapıyor. Kemalîlerle, bir kısım İslâmcılar.

Türkiye'nin millî, sosyal, kültürel bir kimliği vardır. Bu da temel esaslardandır. Yakın tarihimizde millî kimliği değiştirmek istediler, böyle bir saçma şeyin gerçekleşmesi mümkün olmadığı için yapımızda yıkmadık, çatlatmadık, sarsmadık, harap etmedik yer bırakmadılar.

Bendeniz Müslüman bir Türkiyeliyim ama kesinlikle İslâmcı değilim. İslâm ilahî ve hak dindir, İslâmcılık bir ideolojidir, ikisi özdeş olmaz.

İslâmcılıktaki yanlışlardan hiçbiri İslâm'da yoktur.

İslâm'ın ve Müslümanların önündeki en büyük engel Kemalîler değil, İslâm'ı yanlış anlayan, yanlış yorumlayan birtakım bedevî kültürlü (Ah ibn Haldun!..) İslâmcılardır.

Kemalîlik artık bitmiştir. Onu ayakta tutan Müslümanların:

Müttehid (birlik) olmamalarıdır.

Şehir ve medeniyet kültür ve zihniyetine sahip olmayıp; bedevî kültürü dairesinde bulunmalarıdır.

Yeterli sayıda vasıflı, güçlü, üstün Müslüman elemanlar yetiştirip bunlardan etkin kadrolar kuramamalarıdır.

Bir kısmının, utanç verici bir din sömürüsü sergilemeleri; pisliğe bulaşmayanların ise buna karşı nehy-i münker yapmamaları, tam tersine büyük ölçüde desteklemeleridir.

Başlarına bir İmam-ı Kebir seçmemeleridir.

Bozuk ve kirli düzenin haram rantlarına bir kısım sözde dindarların aç köpekler gibi saldırmasıdır.

Emanetlerine ehil ve layık olanlara vermemeleridir, verdirtmemeleridir.

Bozuk düzeni veya sistemi kanıksamış, alışmış, onu kabul etmiş olmalarıdır.

Tarikata ve tasavvufa girmek farz ve şart değildir.

Nakşîlik,Kadirîlik, Şâzelîlik, Halvetîlik, Rufaîlik gibi tasavvuf tarikatları Allah'ın velileri tarafından kurulmuştur. Bu tarikatların hepsi de, sağlam ve kopuksuz silsilelerle Allah'ın Resûlüne (Salat ve selâm olsun O'na) ulaşır.

Bu tarikatlar Kur'ân'a,Sünnete, Şeriata uygundur.

Bir Müslümana, şu veya bu tarikata bağlanmak, onun mensubu olmak vacib değildir. Mü'min kul tarikatsız da ebedî saadete nail olur, Cennet'e girer İNŞAALLAH.

Tarikatın hizmetleri ve faideleri şunlardır:

1. İmanın taklitten tahkike geçmesine vesile olur.

2. Başta namaz olmak üzere ibadetlerin daha şuurlu, daha huşû ve hudû ile dosdoğru eda edilmesine hizmet eder.

3. Kulu Yüce Yaratan'ı hem dille hem de kalp ile zikr etmeye teşvik eder.

4. Kur'ân'ı imam, rehber, düstur olarak kabul ettirir.

5. Kulun, Resulullah'ın Sünnetine yapışmasını sağlar.

6. Allah'ın yap dediklerini yaptırır, yapma dediklerinden alıkoyar.

7. İnsanın en büyük düşmanı olan nefs-i emmâreyi zincirler ve zararını ya büsbütün yahut büyük ölçüde azaltır.

8. Çok aldatıcı, çok oyalayıcı, çok gaflete düşürücü, çok zarar ve ziyan verici dünyanın tuzaklarına düşmekten korur.

9. Kişinin ahlâkını güzelleştirir, faziletlerini arttırır.

10. İnsî ve cinnî şeytanların hile ve iğvalarından korur.
11. Yüce Allah'ın rızasını kazandırır.

12. Hâce-i Kâinat Resûl-i Kibriya aleyhi ekmelüttahiyyat efendimizin şefaatine nail olma saadetini kazandırır.

13. Allah'a iyi bir kul olmaya yol açar.

14. İnsanı "ölmeden önce öl" makamına yükseltir ve böylece ölümün dehşetini azaltır.

Tasavvufun ve tarikatın saymakla bitmeyecek faydaları ve hizmetleri vardır. Yukarıda saydıklarım ders alana yeter.

Tarikat çok faydalıdır ama bir nasip meselesidir. İlle de bir tarikata girmek gerekmez. Mü'min bir kul, sahih bir imanla ve salih amellerle de ebedî saadetini biiznillah ve inşaallah kurtarır ve Cennet'e -Allah'ın lütfu ile- girer. Bu saadete nail olmak için de ilmihal dediğimiz temel din bilgisi kitaplarında yazılı olan emirleri yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak, öğütleri tutmak, uyarıları dikkate almak gerekir.

Zamanımızda bazı bid'atçiler tarikatları ve tasavvufu şirk ve küfür olarak görmekte, sûfî Müslümanları kâfir ve müşrik ilan etmektedir. Böyle bir şey, hiç şüphe yoktur ki, büyük bir aşırılık ve azgınlıktır. Dilleriyle mü'min kardeşlerine eza veren, iman sahiplerini küfürle suçladıkları için kendileri kâfir olan o kimselere Huda-i Müteal hazretleri akıl, fikir, adalet, insaf, denge ve tevbe nasip etsin.

Tarikat ve tasavvuf denilince şu hususlar hiç hatırdan çıkartılmamalıdır:

1.Şeriata aykırı ne tasavvuf olur, ne tarikat.

2. Tarikatin esası sahih itikattır.

3. İslâm'ın zahirine, şeriata uymayan şeyhler şeyh değil, müteşeyyihtir, yani şeyh taslağıdır.

4. Ben yakîn derecesine çıktım, benden namaz oruç farzı sakıt oldu (düştü) diyenler kâfir olur.

5. Gerçek şeyh örnek ve model Müslümandır, Efendimizin vekili, vârisi, halifesidir.

6. Gerçek şeyh, kâmil mürşid mükemmel ve mükemmil bir zattır. Yani hem kendisi olgundur, kemale ermiştir, hem de kendisine bağlananı olgunlaştırır, ona kemal kazandırır.

7. Gerçek şeyh, kâmil mürşid muhiblerinden ve dervişlerinden para toplamaz, onları kaz gibi yolmaz, inek gibi sağmaz.

Tasavvuf, tarikat, gerçek şeyh, gerçek mürşid-i kâmil bu millet için çok büyük nimetlerdir.

Bize intisab nasip olmasa da, onlara saygı duyalım, onlara hüsn-i zan ve hayır dua edelim.

Tasavvufa, tarikata, gerçek şeyh ve mürşidlere, gerçek dervişlere hakaret etmek, onları şirk ve küfürle itham etmek çok büyük bir fitnedir.

Fitnecilerden uzak duralım. Tartışırken onların seviyesine inmeyelim.

Onlar "Tarikat evliyası evliyauşşeytandır" diyerek şeytana hizmet ediyorlar.

İnsî ve cinnî şeyâtînden Yüce Allah'a sığınırız.




http://www.milligazete.com.tr/makale...sum-138291.htm

NOT : İŞTE BURDA ALGILAMAMI FARKINA VARAN BİZİM POLİS DEDİKİ ABİCİM DEŞİFRE OLANLARIN İSİMLERİNİ VER BAKİYİM DEDİ BENDE KAÇ KİŞİNİN İSTERSİN DEDİM 4 KİŞİ YETER DEDİ YAZDI BEN BUNLARI ÜSTLERİME ULAŞTIRACAM DEDİ OLUR DEDİM BU KONUŞMALARDA ERTESİ GÜN ULUSAL KANALDA İZLEDİM PARAPİSKOLOLİK FİLİM BİR ADAM CİZGİ ROMANA BAKARAK GELECEKTEKİ OLAYLARI BİLİYOR NOT : HALBUKİ POLİSE DEMİŞTİM BENDE ÖNSEZİ YOK DİYE AYRIYETEN NOT: BURDA ŞUNA DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİM BAKIN SOSYAL KONULAR GASTEYE GİTTİ ALGILAMA PARAPİSKOLOJİ BİRİMİNDE DEĞERLENDİRİLDİ ANLATABİLDİNMİ BİLGİ TRAFİĞİ YANİ 


___________________________________________________ 
EMNİYETTE SİYASİ POLİS ABİYLE KONUŞMAM 
2) 21 ağustos 2007 de akşam üstü daha önceden bu polisle konuşmuştuk ordan beni bildi napıyorsun hemşerim dedi ne olsun abi işte çalışıyoruz hayırdır dedi hayır olsun abi siz naparsınız işte bizim malum aşayiş abi ben sizin şübeye bir ara gelmiştim dedim o gün seninle konuşmuştuk baya oldu konu işte malum devletimiz için bilgi toplayan muhbirler konuşmamı duydumu sabahleyin milli köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşesinde dedim bu 1997 yılından beri sürüyor ben bunda mantık kuramadım bak kaç yıldır bu devam ediyor benim takıldığım kafede milli gaste hergün gelir orda bir sivil bilgi toplayan bir arkadaş var konuştuğumu duysun sabahleyin milli gaste köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşesinde peki dedi başka YAZARLARDA FARK ETTİNMİ evet dedim baya KÖŞE YAZARLARIDA konu baya konuştuk işte bilgi toplanıyor sabahleyin köşe yazarlarına gidiyor kendilerine gelen bilgiyi analiz ediyor işte dedim konu bir saat sürdü hep hep konu köşe yazarları işte neyse dedim bu bilgileri istihbarat şübesine bir ilet dedim olur dedi sabahleyin birde ne görüyüm bilgiler milli gaste köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşesinde başlığı atmış KÜFÜRBAZ YAZARLAR birde kendisine bilgiyi temin eden mit teşkilatını gizlemek için bilgi toplat bombayı patlat diye köşsesinde i butün konuşmlara bana ait yazrın azda olsa katkısı var 

not ben polise diyorum yahu beni bu kadar muhatab almayı desemde olmuyor konuşmalar gidiyor sabahleyin milli gaste köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşesinde 2013 hala devam ediyor yazarın aşağıdaki linke tıkla bak giden bilgiler gastedeki nasıl aanaliz etmiş bakılsa nalaşılır 


http://www.belgehaber.com/artikel.php?artikel_id=126
Mehmet Şevket Eygi

Milli Gazete

 

Mehmet Şevket Eygi

 


22 Ağustos 2007
font boyutu küçülsün büyüsün

Küfürbaz Beyaz Yazarlar


* AĞIR yazmak, şiddetli bir şekilde tenkit etmek başka şeydir küfr etmek, hakaretler yağdırmak, âdice sövüp saymak başka şey... Günümüzde kendilerini uygar, halk çoğunluğunu medeniyetsiz ve geri gören birtakım fıkra (köşe) yazarları ağızlarını çok bozmaya başladı. Hakaret etmenin, sövüp saymanın da dereceleri ve türleri vardır. Aşağıdan yukarıya sıralayalım:
* Çok adi, müstehcen, bayağı, seviyesiz... En düşük sokak fahişelerinin üslubu ile...
* Orta âdilik...
* Zerre kadar bayağılığa kaçmadan edebî ve sanatlı bir üslup ile nezih şekilde batırmak, rezil etmek.
Adam eline kalem almış yazıyor. Kendisini ilerici, çağdaş, uygar gösteriyor ve affedersiniz or..... ağzıyla sağa sola saldırıyor. Böylesi medenî falan değildir, barbarın, serserinin, edepsizin, şirretin tekidir. 
Eskiden, bundan altmış, yetmiş sene önce Babıali’nin usta ve emektar kalemleri bir kimseyi rezil etmek istedikleri vakit, sokak serserisi ağzıyla yazmazlar; Ziya Paşa’dan, Namık Kemal’den, Koca Ragıp Paşa’dan, Mehmed Akif veya Tevfık Fikret’ten mısralar, beyitler okuyarak şamar atarlardı.
Bütün olumsuzluklara, bütün yıkıcı propagandalara rağmen halkın yüzde 50’ye yakını son seçimlerde oyunu AKP’ye verdi. Bazı çağdaşlar, ilericiler, Beyazlar, “uygarlar” bunu hazm edemediler ve ver yansın etmeye başladılar. Milletin yüzde ellisine nerede ise ana avrat sövüyorlar. Demedikleri yok. Teneke kafalılar, geri zekalılar, bilmem nerelerinden nefes alanlar ve daha neler neler.
Yahu be adamlar sizin hiç doğru dürüst gerekçeleriniz yok mudur? Sizin namuslu şekilde çalışan beyniniz yok mudur?
Halk yanıldı ise, daha sakin, daha terbiyeli, daha mantıklı bir şekilde tenkit edemez misiniz?
Niçin sövüp sayıyor, hakaretler savuruyorlar?
Bir kere sövüp saymakta rant vardır. Adam bir gazetenin köşesine oturmuş, ayda diyelim 25 bin lira maaş alıyor. Başarılı olması lazım. Söverse birilerinden aferinler alacaktır, kotası yükselecektir.
Yüzde yirmi kadar partizanları vardır. Onlar da, kuyruk acılarını hafifleten sövgüleri severler, bunlar onlara ilaç gibi gelir.
Bendeniz bir Müslüman olarak Tevfik Fikret’i sevmem, lakin onun büyük şair olduğunu kabul ederim.
Türkiye’nin en büyük eksikliği vasıf/kalitedir.
Çoğunluğu teşkil eden Müslümanların içinde yeterli sayıda vasıflı kimse olması gerekir.
Dinsizlerin de vasıflı olması şarttır. Olmazlarsa işte ülke bugünkü hale döner.
Sağcı vasıflı olacak, solcu vasıflı...
Maalesef beyaz Türklerin bazı gazetecileri hiç mi hiç vasıflı değil.
Seçimlerdeki tercihi dolayısıyla halkın yüzde 50’sine tepki gösterilecekse bunun mutlaka olumlu, kaliteli, nezih, mantıklı, terbiyeli, ahlâk bakımından yüksek seviyede olması gerekir. Yüzde 50’yi atsan atamazsın, satsan satamazsın.
Azınlığa mensup dümensiz pusulasız, mantıksız sağduyusuz bir gazetecinin deli dana gibi saldırması bir ülke için, bir medya için büyük bir talihsizliktir...
Büyük zatlardan birinin gencecik oğlu bir gemi satın almış, gemiciliğe başlamış... Tenkit mi etmek istiyorsun? Sövüp saymayı bırak. Sen gazetecisin, polis hafiyesi gibi araştır, incele, belge ve bilgi topla ve bir müddet sonra raporunu bomba gibi patlat. Buna kim ne diyebilir. Aksine herkes aferin der. Ama sen bunu yapamıyorsun ve aczini küfür ederek, hakaretler savurarak örtmeye çalışıyorsun.
Böyle köşe yazarları istihdam eden büyük Beyaz gazeteler günün birinde büyük zararlara uğrayacaklardır. Okuyucularının büyük bir kısmını küstürecekler, nefret ettirecekler ve ellerinden kaçıracaklardır.
Halk seçimlerde yanlış tercih yapmışsa, gün gelir bunun faturasını elbet öder...
Halkın yarısına, siyasî tercihleri dolayısıyla pek âdice küfr eden gazeteler ve yazarlar da gün gelir bunun faturasını öderler, itibarlarını yitirirler, satışları ve rantları düşer. Bakarsınız Beyaz patron, çok sivri dilli Beyaz gazeteciyi kapının önüne koyuvermiş... Beyazlarda vefa ve merhamet yoktur. Onların birbirine ettiğini düşmanları yapmaz.

Örnek ve Gerçek 
İslâm Toplumu

ÖRNEK ve gerçek İslâm toplumu nasıldır? Maddeler halinde yazayım:
(1) İsraf yapılmaz, doyduktan sonra daha fazla yenilmez. Böylece ülke nimetleri bütün halka yeterli olur.
(2) Su israf edilmez, böylece ülkenin suyu ihtiyaca cevap verir, susuzluk çekilmez.
(3) Riba ve faiz yoktur. Para spekülasyonları ile birileri halkı, ülkeyi, devleti soymaz.
(4) Kapıları kilitlemeye lüzum olmaz.
(5) İçki, kumar, gece hayatı, bar, pavyon, diskotek, birtakım karıların resmen veya gayr-i resmî şekilde fahişelik yapmaları diye bir şey düşünülemez.
(6) Zenginler ile fakirler arasında geçim ve hayat tarzı bakımından uçurum, büyük farklılık yoktur. Zenginler, kendi istekleriyle orta halli bir hayat sürerler.
(7) Varlıklı kesim zekatlarıyla, sadakalarıyla, hayır ve hasenatlarıyla fakirleri ve sıkıntıda olanları destekler.
(8) Yalan söyleyerek, söz verip de sözünü yerine getirmeyerek halkı aldatanlar büyük ahlâksızlık yapmış, ağır suç işlemiş olurlar ve beş paralık itibarları kalmaz.
(9) Örnek ve gerçek Müslüman toplumda insan insanın kurdu değil, meleğidir.
(10) Emanetler ehil olanlara verilir. Ehil olmayanlara asla verilmez.
(11) Adam kayırma olmaz. En tepedeki adamın oğlu veya kızı suç işlese o da cezalandırılır.
(12) Mahkemeler işsiz, hapishaneler ıssız olur. Gayet az suç işlenir. Ufak tefek anlaşmazlıklar ve nizalar mahalle teşkilatı tarafından, mahkemeye gitmeden halledilir.
(13) Kadınlar ve kızlar asla rahatsız edilmez. Rahatsızlığa uğramamaları için her türlü koruyucu tedbir alınır.
(14) Haram yenilmez, yedirilmez.
(15) Müstehcen yayın yaparak zengin olmak, köşeyi dönmek diye bir şey düşünülemez. Çünkü böyle yayınlar kesinlikle yasak olur.
Bazıları için ne sıkıcı, ne geri, ne karanlık bir toplum değil mi? 
 
 

 


22 Ağustos 2007ANLAMAMIŞ AYRIYETEN NOT: BURDA ŞUN ADİKKAT ÇEKMEK İSTEDİM SOSYAL KONULAR GASTEYE ALGILAMAMDA ULUSAL KANALDA ÖNSEZİLİ FİLİMİN KOYULMASI ANLATABİLDİMMİ 


NOT: bu polisle gene konya anadolu sanayide karşılaştım arabasını yaptıryor abi selam dedim selam naber ne olsun ne gezen alacak var abi işte e nasılsın olaylar devam ediyormu dedi evet dedim gene devam ediyor baksana abi siz isterseniz şu konuyuda iletin on yıldır benim algılamamla ilgili yayına koyulan diziler var işte dedim şu günlerde ünüversite tevede mutantx diye bir dizi oynuyor benim adıma dedim parapsikolojik bir filim bu olaylar şöyle oluyor dedim konuşmamı duydularmı sizin elemanlar aktarılıyor ertesi gün dizinin içinde konuşmama göre bir bölüm bulunup koyuluyor dedim istersen bilgiyi ilet beni gözünüzde çok büyüttünüz dedim olur dedi ben ertesi gün izledim mutatntlara biri bilgi getiriyor diskin içinde kötü adamlar ele geçirmeye çalışıyorlar aşağıda linke ayrı ayrı tıkla bak izle

deşifre olanla temesa geçtim dedimki benim adıma ün tv de bir dizi oynuyor sizin teşkilat yapıyor dedim sen teşkilata ilet dedim bilgi gitti ertesi gün biri mutant xle temasa geçiyor onlara bilgi getiriyorbilgiler diskin içinde kötü adamlar diski ele geçirmeye çalışıyor 2 kez koyuldu bu bölüm aynı konuşmayı yaptığımda aşğıda izle linke tıkla bak
aşağıdaki linke tıkla eğer linke tıklanıpta video açılmasa parantez içindeki yazıyı youtubeye kopyala yapıştır
 

( mutantx Blood Ties )


http://www.youtube.com/watch?v=yPMhtNdtUP0&feature=share
http://www.youtube.com/watch?v=KCt_GxOENR0&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=xvlSx8ISYWo&feature=related 
http://www.youtube.com/watch?v=4llDKjhsIAc&feature=related
yada ful izle
http://www.youtube.com/watch?v=CAIgfEFik2Q






_____________________________________________________

3) NOT : yani burda bu konu o kadar uzadı delil babında biz deşifre olan bayan mitle bende bir algılama var dedim bende bu konu cine5 tevede ertesi gün yayına koyuldu yani algılama konusu cine5 tv ye gitti tv de oynayan tek bölümlük filim son durak önsezili filim diğer konuda milli gasteye yazarın birinci başlığının sonundaki yazıya iyi bakın tam o sırada yola çıkıyorduk not yola çıkmadan diyor sonra bayan mit elamanı yanınıza bidon alın dedi bende olur dedim bunlar delil için gösteriyorum aşğıdaki linke tıkla yazarın köşesine gelen bilgilere bak 

http://www.habername.com/yazi-mehmet-sevket-eygi-tarakli,-goynuk,-geyve-5530.htm
 
www.habername.com
Taraklı, Göynük, Geyve yazısı

ben yazarın köşsesinden kesip kopyalıyım yukardaki link açılmayabilir belki
 

Mehmet Şevket EYGİ

Taraklı, Göynük, Geyve

16 Ekim 2010 Cumartesi

TARAKLI, Sakarya vilayetine bağlı, tarihî İpek Yolu üzerinde küçük bir ilçe (eskiden ilçeye kaza denilirdi, birkaç sene önce üniversiteli) bir genç ilçe/kazayı trafik kazası olarak anlamıştı!..) Civarında sanayi olmayan, modern ana ticaret yolları üzerinde bulunmayan kendi halinde beş bin nüfuslu sakin bir şehir. En büyük özelliği eski Osmanlı evlerinin korunmuş olması. Birkaç konak restore edilmiş. Yazık ki, çağdaş Müslümanlar artık geleneksel evlerde oturmak istemiyor. Paran var, imkânın var, be muhterem dedenden kalmış eski konakta veya evde otursana!.. Avrupa'da 500 senelik eski evlerde bile oturanlar var. Pırıl pırıl tamir ediyorlar, boyuyorlar, içine (yapısını bozup çirkinleştirmeden) modern konforu koyuyorlar ve safa ile oturuyorlar.

Daha önceki gelişimde öğle namazını Taraklı Yunus Paşa camiinde kılmıştım. Hoparlörle Ezan-ı muhammedîyi çok ama çok yüksek sesle okuyorlar. Belki de 120 desibel... Bu yüksek mâdenî ses mukaddes ezana ve kulaklara çok zarar veriyor. Maneviyatı, huşû ve hudûu gideriyor. Niçin bu kadar yüksek açıyorlar sesi? Ne lüzumu var? Ruhaniyetli bir seviyede kalsa iyi olmaz mı? Muhterem Taraklı müftüsüne durumu arz ederim...

Namaz cemaati içinde gençler yoktu. Bir İslam şehri, Müslüman bir topluluk için bu iyi bir şey değil.

Taraklı'ya son gidişimde yemeği, Belediyenin çay bahçesi içinde, sakallı dindar bir vatandaşın işlettiği lokantada yedik. (Taraklı Park Lokantası, Yunus Paşa camii yanı, Tel. 0264/491 29 78. İşleten Mehmet bey). Yemekler nefisti, fiyatları da gayet makuldü. Az kuru fasulye ile başladık. Onun ardından bir tabakta yarım kavurma, yarım pilavlar. Nefis ve gerçek (sahtesi çok) esmer buğday ekmeği. Lokantacı bize ekstradan domates sövüş, yeşilbiber, yoğurt, tahin pekmez de ikram etti. Üzerine düzgün bir çay... Hesap ne kadar diye sordum, "30 lira yeter..." demez mi? Meğer indirim yapmış. Gönlüm razı olmadı, 40 lira verdim...

Taraklı'dan sonra Göynük'e gittik. Fatih Sultan Mehmed Han'ın hocası, mürşidi, şeyhi, kibar-ı, evliyaullah'tan, ârifibillah Akşemseddin hazretlerinin türbesi orada. Ziyaret ettik, Fatiha okuyup sevabını bağışladık, namazı oradaki tarihî camide kıldık. Caminin karşısındaki dükkandan yazma kumaşlar ve bir adet sırlı çömlek aldık. Belediye, cami karşısındaki parka büyük bir çadır yapmış. Orada oturup birer çay içtik. Göynük'te de eski evler, konaklar korunmuş, çoğu tamirden geçmiş, pırıl pırıl, ışıl ışıl. Gönle ferahlık ve sükûnet veriyor. Ne kadar sevindirici bir gelişme. Bu tarihî şehrin büyümesine imkân yok. Çünkü yeni binalar yapacak arazisi yok. Bir vadiye sıkışmış vaziyette.

Daha önceki gelişimde Belediye Başkanı muhterem Kemal Kazan Bey ile biraz sohbet etmiştik. Şehirde eski geleneksel sanatlarımızın canlandırılmasını, gelişmesini, kültüre yönelik hizmetler yapılmasını arzu ediyor. Tebrike şayan bir arzu. Kendisine birkaç rapor hazırlayıp göndereceğim. (Anadolu ve Trakya şehirlerimizin her birinde yöresel yemekler, tatlılar, börekler, şerbetler yapılmalı, duyurulmalı ve bunları oraya gelip gidenlerin yemeleri, tatmalı, alıp götürüp hediye etmeleri sağlanmalıdır.)

Örnekler:

Edirne'de badem ezmesi...

İzmit'te pişmaniye.

Afyon'da kaymak tatlısı.

Beypazarı'nda oraya mahsus tereyağlı kuru (kurabiye).

Çatalzeytin'de fındık tatlısı.

Evet, her şehrin böyle, hediye edilecek bir yiyeceği, tatlısı olmalıdır.

Her şehirde Devrek'in bastonu, Buldan'ın el dokuması kumaşları, Kütahya ve İznik'in çinileri, Avanos ve Çanakkale'nin çömlekleri gibi geleneksel bir sanat/zanaat faaliyeti bulunmalıdır. Böyle sanatlar Japonya gibi bir sanayi ülkesinde yaşatılıyor. Orada sekiz yüz seneden beri aralıksız üretim yapan dünyaca meşhur çömlek atölyeleri var. Sakın, cep telefonu kafalı biri kalkıp bu devirde çömlek mi yapılırmış demesin. Doğrusu çok ayıplarım...Çin'de, Hindistan'da sanayi çapında el yapımı kâğıt üretimi var da, bizde niçin yok? İstanbul'daki Kâğıthane Belediyesi'nin bu sanat veya zanaatı en kısa zamanda canlandırmasını temenni ve ümit ederiz.Adı üstünde...

Göynük'te camiye giderken görüştüğümüz esnaftan, belediye meclisi üyesi Muzaffer Man beye yakın alakası dolayısıyla teşekkür ederim.

Göynük'ün ortasında bir dere geçiyor. Çok ruhaniyetli bir İslam şehri. İnsan, devamlı olmasa bile böyle şehirlerde zaman zaman oturmalı.

Dönüşte Geyve'ye uğradık. Eski evler yok edilmiş, şehir betonlaşmış.Nüfusu biraz fazla (30 bin) ama orada da bahçeli bir eski zaman evinde oturulabilir.

Önümüzdeki günlerden birinde inşaallah Arifiye ve Ali Fuat Paşa'ya gidip biraz dolaşıp hava almak istiyorum.

Seyahat yapmak sağlığa iyi gelir. Yeter ki, seyahat ile fısk, fücur, içki, lüks, göz zinası, günah olan çalgılar birlikte olmasın.

Alın yanınıza çoluk çocuğunuzu veya birkaç arkadaşınızla birlikte günübirlik bir seyahat yapın. Yemeğinizi temiz ve mütevâzı yerlerde yerseniz incileriniz dökülmez. Namazı (varsa) tarihî bir camide kılarsınız. Bulabilirseniz el sanatı ve zanaatı bir hatıra eşya alırsınız. Temiz hava alırsınız, gözünüz gönlünüz açılır.

Not: Trafiğe dikkat.Yola çıkmadan önce sadaka verin, belaları ve kazaları biiznillah def' eder. Yanınızda biraz yiyecek maddesi bulunsun, gittiğiniz yerde, yolda rastlayacağınız aç bir köpek ve kediyi doyurun. O da sevaptır ve büyük bir ticarettir. Allah ile yapılan ticaret... Bir de bidon alın, tenha bir yolun kenarındaki çeşmeden su doldurun. Suyun geldiği yükseklerde ev, bina falan olmasın...

* (İkinci yazı)

Bunlar Çok Kötüdür

BİR ülke, bir halk, bir devlet için şu sayacağım şeyler çok kötüdür:

Ciddî ve önemli meselelerin ayağa düşmesi.

Memleket meselelerinin futbol meseleleri gibi tartışılması.

Siyasî parti taraftarlığının holiganlık haline gelmesi.

Ülkenin asıl gerçek gündeminin gözardı edilip onun yerine düzmece, yapay, fantezi bir gündem getirilmesi.

Siyasetten anlamayan milyonlarca vatandaşın kendilerini siyaset ordinaryüs profesörü sanıp işkembe-i kübradan ahkâm kesmeleri.

Politikacıların seviyesinin düşmesi.

Politika hayatının ve faaliyetlerinin kirlenmesi.

Ülkede halka ışık tutacak ve halkı yönlendirecek yeterli sayıda bilge ve aydın bulunmaması.

Büyük medyanın mafya, endüstri, holding haline gelmesi.

Siyasete popülizmin hakim olması.

Ayakbağı olan resmî veya gayr-i resmî ideolojilerin birer din gibi benimsenmesi.

(Türkiye için...) Ülkenin hakim (dominant) dini olan İslam'ın doğru şekilde bilinmemesi, anlaşılmaması, yorumlanmaması ve uygulanmaması.

Din sömürüsünün, mukaddesat bezirganlığının, dini süflî emellere ve ihtiraslara alet etmenin yaygın hale gelmesi.

Liselerde yeni kuşaklara yeterli miktarda yazılı-edebî Türkçe, tarih, felsefe (psikoloji), mantık, ahlak, metafizik, estetik), sanat kültür ve tarihi, mimarlık ve şehircilik, temel hukuk kültürü kazandırılmaması, gençliğin okur-yazar cahiller olarak yetiştirilmesi.

Para'nın en büyük değer haline gelmesi.

Millî barış ve toplumsal mutabakatın ortadan kalkması, ülkede birbirlerinden kopuk, birbirlerine zıt, birbirlerinden nefret eden halklar oluşması.

Toplumda çözülme ve dağılma alametleri görülmesi.

Yaygın, yoğun, genel bir kokuşma olması.

Uluslararası temizlik ve şeffaflık raporlarında ülke notunun (10 üzerinden) 7'nin altında olması.

Emanetlerin (başkanlıklar, memuriyetler, temsilcilikler, makamlar, mevkiler vs) ehil ve layık olanlara değil, ehliyetsizlere verilmesi. (Bu madde tek başına çöküş ve yıkılış sebebidir.)

Ceza Kanunu'nun toplumu çökertmesi.

Medenî Kanunun aileyi çökertmesi.

Millî gelirin adaletsiz olarak dağılması, fakirlerle zenginler arasında uçurumlar olması.

Yeni nesillerin, atalarının anadilde yazılmış mezar kitabelerini okuyamayacak kadar kara câhil olarak yetişmesi.

Her türlü ahlaksızlığın ve merhametsizliğin yaygın ve genel hale gelmesi.

Kötülerin iyilerden daha cesur, daha gözükara, daha atılgan olmaları.

Haram yemenin, gayr-i meşru şekilde zenginleşmenin normal görülmesi ve yaygın hale gelmesi.

16.10.2010

 
 
 
 

_______________________________________________________

4) TILSIM1 CİNLERLE İLGİLİ  FİLİMİ HAKKINDA 
 
ben milli istihbaratta bilgi toplayanlara ara sıra şunu diyordum baksana sizin milli istihbaratta bilgi toplayan muhbirler konuşmamı duydumu ertesi gün tvde gazetede rodyoda ve diğer yerlerde analiz ediliyor beni bu kadar muhatab almanıza gerek yok 70 milyon insan var bu ülkede o kadar topluma kazandırılıcak insan varken bana takılı kaldınız beni bu kadar muhatab alınmama gerek yok bu bilgi analizi 250 000 ni buldu yeter artık bak sen bu konuşmamı teşkilata ilet tamammı ilet dedimmi bilgi gidiyor ertesi gün konya yerel tevede bu filim 22 sularında izliyordum ben ne diyorum ne olayla karşılaşıyorum neyse baktım gene olmuyor bu sefer deşifre olanlara dahada baskıyı artırıyordum gene ertesi gün bu filim yayına koyuluyordu bu filim yam 50 kez izledim her seferinde bak muhbir arkadaş üstlerine ilet teşkilatınıza ben ne diyorum siz ne yapıyorsunuz beni bu kadar muhabat almayın diyorum gene aynı bu en son 15 kez konya üntvde izledim şimdi olayı analiz edeyim bu filimde cin bir yerde esirdir ve dünyaya gelir ve bir kıza ulaşmaya çalışır ben hani muhbir aracılığıyla teşkilatın üstüne ulaşma isteği varya bilmem analatabildimmi olay basit adli bilim mantığıylada anlaşılır
 
 
FİLİMİN HİKAYESİ
tanrı cenneti yarattı. evren bir ışıkken bu ışığın arasında şeytanın tüm sinsiliğiyle pusuda beklediği karanlık bir delik vardı. yıl 1997 abd'deki bir limanda telaşlı bir koşuşturma var. liman işçileri 12. yüzyıla ait paha biçilmez bir iran heykelinin bulunduğu sandığı itina ile gemiden indiriyor. o sırada olan bir kazadan dolayı heykel kırılır ve içinde kırmızı bir taş çıkar. bunu bulan liman işçisi kimse görmeden bu taşı alır ve bir koleksiyoncuya satar. taşın içinde zamanında bir kahin ta
filimin fıragmanı
http://www.izlesene.com/video/wishmaster-fragmani-1/4250615?utm_source=facebook&utm_medium=referral&utm_campaign=facebooksharee
AŞAĞIDAKİ LİNKTE FUL İZLE
http://korkuseyret.blogspot.com/2012/11/tilsim-1.html
not eğer video silinirse googleden bulunur izlenir başkalarıyla karıştırılmasın tılsım1 filimi
 

aşağıdak ayrıyaten linklerde var parça parça belki ful izleme yeri silinir diye burdan link attım 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
VPr#_=_
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
_______________________________________________________




5) bir gün 2008 senesinde karşıdan elinde telsizi olan bir polis geliyor daha öncedende abiyle konuşmuştuk beni görünce selam dedi bak kadir bu amirim olur bu durumu anlat dedi oda anlat bakalım dedi abi mitte deşifre olanların yanında konuş ertesi gün milli gaste köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşesinde isim olarak değil bilgi toplayanın yanında ne konuşmuşsan o bilgiyi köşesinde analiz ediyor bu 1997 yılından beri devam ediyor dedim bu uzun sürmesi garip değilmi 70 milyon insanın içinde bi benimi duyar mit teşkilatı dedim olur dedi bu konuyu isitihbarat şübesinde arkadaşlar var dedi onlara iletiyim dedi olur abi dedim ertesi gün ulusal kanalda izledim ÇIĞLIK SONRASI diye parapiskolojik bir filim ben ne zaman deşifre olanların yanında konuşsamda algılamamla ilgili bu filim koyuluyordu baya koyuldu 5 kez bu filim bu filimde bir kadın var önseziyeyle biliyor olacak olayları tat bir kadın halbuki mit bende yanlış analiz ediyor ben önsezim yok giden bilgiyi analiz ederkerken biliyorum  
_____________________________________________________ 





6) gene deşifre olmuşlara diyordum 2008 lerde yahu usta sizdede ammada inat var ha bende takılı kaldınız mubarek bu konuşmalar aktarılıyor ertesi gün ulusal kanallarda not ulusal kanaldan kastım star atv sow tv bir polis var kaza sonrası hastalanıyor polis kendisende bir değişiklik hissediyor olacak olayları biliyor filimin ismi aklımda kalmadı halbuki bende önsezi yok bu filim 10 kez oynadı 


______________________________________________________ 

7) deşifre olanlara diyordum usta siz bende niye bu kadar ilgileniyorsunuz sizin yanınızda konuştuğum ertesi gün medyeda izliyorum bilgi hemen aktarılıyor ertesi gün SON DURAK DİYE BİR FİLİM koyuluyor öncedenbir olayı bilenler var filimde işte bu senelerdir oynar ne zaman bu mitle konuşsam ertesi gün izliyordum ensob cine5 de izledim sonradanda son durak 5 veya şimdiye kadar sondurak 2 veya diye gidiyor ben son durağın bi linkini atıyım buraya seyredin eğer link sonradan kaybolmasa koybolursa googleden bulunabilir son durak diye yazıldımı arama yerine aşağıdaki linke tıkla
http://jetfilmizle.com/son-durak-5-turkce-dublaj-izle.html
________________________________________________________


8) çok önceleri baya oldu 2003 filan işte ben mitin dikkatini çektim artık diyordumki mitin yanında ben kendisini bilmiyorum gibi davranıyordum benim amacım mitin üslerine ulaşmak mitin yanında diyordum ya abi bu mti teşkilatı bana iyi kafayı taktı diyordum tabi adam konuşmayı duydumu aktarıyor o zaman yerel kanalda bir parapiskolojik filim koyuluyordu şeytanın günü diye buda benim hoşuma gidiyor olayları tekrar ettiğimde ertesi gün bu filimi iziliyordum halbuki bu filimin benle ne alakası var  


_______________________________________________________ 
9) bir ara 2007 di galiba mit benle baya algılamamı dikkati çekmişim işte diyordum mite oğlum siz bilgiyi akatrıyorsunuz ertesi gün yerel ulusal tevede izliyorum işte yaptığınız analizleri diye bu konuşmalar aktarılıyordu bir filim koyuluyordu filimde uzaydan bir ışık topu adamın kafasıda dekgeliyor adam bir derya zeki oluyor işte baya bu filimi çok izledim 

______________________________________________________ 
10) mit elamanlarına diyordum üslerinize iletin bende neyi merak ediyorsunuz diye konuşmalar aktarılıyor ertesi gün mutamtx diye özel yetenekleri olan bir filim koyuluyordu baya izledim 4 kez aynı konuşmayı yaptığımda gene koyuluyordu aşağıdaki linke tıkla izle eğer video silinmiş olabilir o zaman parantez içindeki yazıyı kes kopyala youtube arama motoruna tıkla bak

( mutantx Blood Ties )


http://www.youtube.com/watch?v=yPMhtNdtUP0&feature=share
http://www.youtube.com/watch?v=KCt_GxOENR0&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=xvlSx8ISYWo&feature=related 
http://www.youtube.com/watch?v=4llDKjhsIAc&feature=related


yada ful izle aşağıdaki linke tıkla izle 

http://www.youtube.com/watch?v=CAIgfEFik2Q
http://www.youtube.com/watch?v=CAIgfEFik2Q

_______________________________________________________
11) mite diyordum kızıyordum lan oğlum siz ne kafa takarsınız bana diyordum ertesi gün cani ruh diye bir filim koyuluyordu baya izledim aynı konuşmayı yaptığımda gene izliyordum


_______________________________________________________
12) şaka olsun diye deşifre olan mitin yanında bir kağıda değip bu kağıda şu kişiler dokunmuş diyordum konuşmalar aktarlıyor ertesi gün yerel teve ün tevede bir polis birini kulanmaya çalışıyor pisometri yeteneği olan birinin o kişi sigara paketine değen birini analiz ediyor o katilin sigarası diye  
______________________________________________________

13) deşifre olanlara diyordum benim konuşmalarım niye sizin teşkilat tarafından analiz ediliyor konuşmalar aktarılıyor ertesi gün iskoçyalı diye bir filim koyuluyordu aynı konuşmaları yaptığımda gene aynı filimi ertesi gün izliyordum benle ne alakası varda bu durumun
______________________________________________________ 

14) 2000 senesinde beni mit yeni farkına vardığı zaman ben deşifre olanların yanında konuşmalarım aktarılıyor ertesi gün ulusal kanallarda bir filim izliyordum bir çoçuk aykü yaşı baya yüksek insan düşüncelerini okuyor

_______________________________________________________ 

15) 2000 senesinde mit teşkilatı bendeki algılamayı farkına vardığı yıllar beni mit elamanları konyada takkeli dağa götürdüler ben kendilerinin mit olduğunu biliyorum ama onlar bildiğimi bilmiyorlar dağda altın madeni bulucaz dağda bana mit sordu sence bu dağda altın varmıdır ne biliyim soruya tam istedikleri gibi cevap veremedim ama konuşmaların aktarıldığını ertesi gün stv izledim bir purofösör konuşuyor bazı insanlar yeraltındaki bazı şeyleri bilmesede yer üstündeki elektirik tellerini algılayabilirler gözünü bağlasan


______________________________________________________ 
16) deşifre olanla konuşuyoruz 2000 yıllarda dediki bana telapatimi var sende o ne dedim ben bilmiyorum konuşmalar aktarıldı ertesi gün filaş tevede kaynama noktası diye bir puroğram bazı insanlarda telapati olabilir diye baya konuştular halbuki sonradan ögrendim telapati değil bendeki sezi yoluyla algılıyorum ön sezi değil ama:)
_____________________________________________________ 
17) 2009 daydı işte deşifre olan mit elamanı ağzımı arıyor devletten memnunmu diye bende kızdım lan oğlum ben işsizim şu an sen tutmuşsun bana ağzımı arıyorsun zalimsiniz dedim mite birde dedimki sizin elamanızla dün görüştük dün konuşmaları aktardı stv teveye ziyaretçiler diye uzaylı bir filim koyuldu dedim bunun benle ne alakası var dedim konuşmaları aktarmış ertesi gün beynin sırları diye bir purağramda konuşuluyorum isim olarak değil konu içeriği konuşmacılar ayşe özmen gasteci bir nörö piskiyatrist birde nlp uzmanı aktarılan konuştuğumu ayşe gasteci soruyor kişisel gelişim uzmanınına adam işsiz ne olacak oda diyorki iş bulup çalışcak sonra devreye nörö piskiyatris konuşmaya başlııyor algılaması nörölejik olabilir telpati uzmanı devreye giriyor diyorki telepatik olabilir diye beni konuşuyorlar tabi ertesi gün biri geldi kafeye bana tuvalet temizlik işi var dedi yaparmısın bilgi gitmiş bende çüş dedim gelen mite bu sonradan gelen mit elamanıyla gene karşılaşıyorduk abicim dedim sen deşifre oldun gık mık istemem bak sizin teşkilat konyada üntvede bir dizi oynuyor mutantx benim için yapılmış değil ama yayında şu an dedim olayı baya açtım sizin elemenlar konuşmamı duydumu bilgiler gidiyor ertesi gün dizinin içinde bir bölüm bulunuyor konuşmamım mantığına göre dedim oky sen bu olayı mitte üslerine ilşet dedim oda bişey demedi ama bilgiler gitti ertesi gün bu filimi gene izledim koyulan bölüm mutatx diye filimde biri bilgi getiriyor diskin içinde kötü adamlar bu diski ele geçirmeye çalışıyorlar aşağıdaki linke tıkla bak izle 
deşifre olanla temesa geçtim dedimki benim adıma ün tv de bir dizi oynuyor sizin teşkilat yapıyor dedim sen teşkilata ilet dedim bilgi gitti ertesi gün biri mutant xle temasa geçiyor onlara bilgi getiriyorbilgiler diskin içinde kötü adamlar diski ele geçirmeye çalışıyor 2 kez koyuldu bu bölüm aynı konuşmayı yaptığımda aşağıda izle linke tıkla bak
eğer aşağıdaki video linkine tıklanırda açılmaza youtube arama motoruna parantez içindeki yazıyı kopyala yapıştır

( mutantx Blood Ties )


http://www.youtube.com/watch?v=yPMhtNdtUP0&feature=share
http://www.youtube.com/watch?v=KCt_GxOENR0&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=xvlSx8ISYWo&feature=related 
http://www.youtube.com/watch?v=4llDKjhsIAc&feature=related


yada ful izle aşağıdaki linke tıkla izle 

http://www.youtube.com/watch?v=CAIgfEFik2Q

not: bu kişiyle gene 9 temmuz salı 2012 gene karşılaştık ayakta baya konuştuk bana tuvalet işi var çalışırsan diyen mit elamanıyla
 
9 temmuz salı 2012 konya zaferde akşam üstü geziyorum 11 sularında karşıdan daha önce deşifre olan mitte bilgi toplayan beni gördü bende onu oooo napan ya sen kardeşim nasılsın bende sağol seni sormalı dedim hoş beş işte ben hemen konuya girdim ustacım bu ülkede ( o kadar ayakta uyuyan varken ) diye konuşmaya başladım beni çalıştığın teşkilat niye muhatab alıyor sizin mitte bilgi toplayanlarla karşılaşıyoruz zaman zaman onlar benim konuşmamı duydumu sabahleyin milli gazete yazarı mehmet şevket eygi beyin köşesinde bu muhatab alma sayısı 6000 ni buldu bu işin sırrı ne ben bundan rahatsızlık duymuyorum ama bu kadar muhatab alınmakta biraz garibime gidiyor dedim işte bu bilgiler mehmet şevket eygi beyin köşesinin birinci başlığı ne ayakta uyuyanlar ve yazarın birinci köşe yazısında çoğu konuşma bana ait gelelim ikinci konuşmama sizin aracılığınzla mehmet şevket eygi beye mesajımı iletin onu en çok sevenlerden biriyim ondan allah razı olsun onunla ( dosluğumuz ve kardeşliğimiz bakidir ) mehmet bey müslümanları uyardığı içinde teşekkür ederim selamımı iletiniz siz dedim bunu şunu için konuştum bazen böyle konuştummu sizin teşkilata beni mehmet şevket eygi bey muhatab alıyor dedimmi mehmet şevket eygiye bilgi gidiyor sabahleyin köşesinde kızıyor bağırıyor işte o yüzden demek istediğim evet ben ikinci konuşmamda ne dedim mehmet şevket eygi beye mesajımı iletin dedim bu bilgiler aynen aktarılmış yazarın ikinci balığındaki ilk yazıya bakın meuhterem kardeşim mesajınızı aldım diyor birde mite ben ne dedim (dosluğumuz bakidir) dedim ikinci başlığa bakın yani aşağıdaki linke tıkla gazete açılır oku 

http://www.kackartv.com.tr/?I=Haber&ID=44703
burda şuna dikkat çekmek istedim bakın algılama ilgili bilgiler nereye toplum ile bilgiler nereye
yukardaki link bi zaman sonra açılmaz diye milli gazete diye linler var oraya kesip kopyalama yaparım ayakta uyuyanlar diye
 


Ayakta Uyuyanlar...
Memleketimizde ayakta uyuyan ne kadar çok insan var.
 
13:24 10 Temmuz 2012, Salı
Mehmet Şevket Eygi
Yatakta uyumak insanı dinlendirir, zindeleştirir ama ayakta uyumak çok kötü bir şeydir, kişiyi canlı cenaze (zombi) haline getirir.
Yürürken uyuyor, merdivenden çıkarken, inerken uyuyor, hep uyuyor.
Gözü açık ama uyuyor. Konuşurken, yer içerken uyuyor.
Uyutmuşlar onları.
Okulda uyutmuşlar, üniversitede uyutmuşlar.
En çok ayakta uyuyan Müslümanlara üzülüp acıyorum. Uyanık gibi görünerek uyuyanlar, Müslümana yakışmayacak laflar ediyor, işler yapıyor.
Uyanık Müslüman bir delikten çıkan tarafından iki kere sokulmaz. Ayakta uyuyanlar bin kere sokuluyor, yine ibret ve tedbir almıyor.
Uyanık Müslüman firasetlidir, ayakta uyuyanda firaset ne gezer.
Uyurgezerlere ne öğüt versen etkisi olmaz. Birleşin deseniz birleşmezler. İbadet edin namaz kılın deseler kılmazlar.
Bin ayakta uyuyanın, on uyanık kadar kıymeti olmaz.
Uyuyanlara en basit ve temel gerçekleri kabul ettiremezsiniz. Bildiklerini okurlar. Nuh derler Peygamber demezler. Yirmi dört saat, kah yatakta, kah ayakta uyuyanların en derin uykusu seher vakitlerindedir. Üzerlerine bir ağırlık basar bir ağırlık basar ki, namaz vakti onları uyandırabiline aşk olsun.
Ayakta uyuyan biri şeyhinin gavs olduğunu söylemişti bana. Peki öteki bin kadar gavs ne olacak dediğimde pek kızmıştı.
Şeriata göre haram olan şeyler yapan, lüks ve israf sergileyen, 60 bin liralık bir otomobil ihtiyacını pekala görebilecekken, 200 bin liralık pahalı bir otoya binen uyurgezere "İsraf etme" demiştim. Bana şöyle bağırmıştı: Zekatımı verdikten sonra istediğimi yaparım, karışma!
Ayakta uyuyanlardan biri rüşvet alıyordu. Haram gelir elde etmek senin için iyi olmaz dedim. Benim fetvam var, kötü düzenlerde kötü işler yapılır, rüşvet alınır demişti. Fetvayı kimden almış? Şeytan'dan mı?
Uyuyanlardan biri, gayr-i Müslimlerin de ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğuna inanıyordu. Bunun küfür olduğunu ayetlerle hadîslerle izah edildi kendisine iki saat. En sonunda, "Sen ne desen ben yine öyle inanacağım" dedi, kesti attı.
Ayakta uyuyan namaz kılıyor, oğlu kılmıyor... Oğluna namazı emr et dedik. Baktı, düşündü, tekrar düşündü, suratını astı, bir şey söylemeden kalktı gitti. Oğlu yüksek mühendis olacakmış...
Hem uyuyor, hem yürüyormuş. Yolda giderken bir çukura düşmüş. Dümdüz yolda güpegündüz bu besbelli çukura düştüğünün sebebini anlamamış. Ayakta uyuyanlar çukurlara düşerler. Çünkü onlar görür gibidir ama görmezler.

* (İkinci yazı)

Dostluğumuz ve Kardeşliğimiz Bâqidir

Muhterem kardeşimiz... Mesajınızı aldım, teşekkür ederim... Bendeniz profesyonel gazeteci ve yazar değilim. İlgi çekmek, başıma okuyucu toplamak, reyting yapmak gibi endişelerim yoktur. Polemikten hoşlanmam. Şahısların, kurumların yağcılığını yapmam. Bana göre boş, faydasız, hattâ zararlı olan, gaflete düşürücü konuları işlemem. Kesinlikle ısmarlama yazı yazmam.
Âhir zamanda yaşadığımız için vakit çok hızlı akıyor, hadiseler birbirini sür'atle kovalıyor. Ömrü 24 saat olan güncel vak'alar beni pek ilgilendirmez. İsterim ki, bugün yazdığım yazı, bundan on, hattâ elli sene sonra okunmaya layık olsun, ilgi uyandırsın, faydalı ve ibretli olsun.
Kendime verdiğim bir misyon vardır. Pek nâçiz, pek mütevâzı da olsa dinime, milletime, vatanıma, insanlığa faydalı olmak isterim. Hizmet edebildiğimi iddia etmem. Az da olsa edebiliyorsam ne mutlu bana.
Doğru bildiğim bazı konuları sık sık tekrarlarım. Aynı meâldeki eski yazılarımı tekrar yayınlatmam. Her defasında yeniden yazarım. Önemli bir gerçeği, çok faydalı bir uyarıyı, yapıcı bir tenkidi bir kere yazmak asla yeterli olmaz. Gerçeklerin, uyarıların tekrar edilmesi gereklidir.
Türkiye Müslümanlarının durumlarının pek parlak olmadığını düşünüyorum. Onları uyarmak benim vazifemdir.
Yazılarımı beğenmeyenler, tekrarlardan usananlar, okuyucum olmaktan vaz geçerlerse hiç darılmam ve üzülmem.
İslam esas itibarıyla müjdelerden, uyarılardan, hayırlı bilgilerden, teşviklerden, öğütlerden ibarettir. Benim vazifem, bütün aczime ve yetersizliğime rağmen hayırlı ve faydalı (olduğunu düşündüğüm) yazılar kaleme almaktır. Siz muhterem kardeşimizin dinî bir cemaate mensup olduğunu biliyorum. Cemaatinizi, başındaki zatı, faaliyet ve hizmetlerinizi övmemi istiyor ve bekliyorsunuz. Bunu yapamam. Şu anda bu memlekette on kadar büyük, yüz kadar orta, bin kadar küçük islâmî cemaat vardır. Hizmet ve faaliyetleri hayırlı olan sadece bir cemaati övmem doğru olmaz. Ya hepsini öveceksin, yahut övgü işini bırakacaksın. Hepsini övmeye de imkan yok.
Hem, Allah rızası için ihlâsla hayırlı işler yapanların övgüye mövgüye ihtiyacı yoktur.
Sizinle hayli kadim dostluğumuz, kardeşliğimiz ve muarefemiz bulunmaktadır. Bu dostluk cemaat ve tarikat dostluğu değil, iman ve İslam kardeşliğine dayalı bir dostluktur. Yazılarımı okusanız okumasanız, beğenseniz beğenmeseniz devam eder.
Cenab-ı Hak cümlemizi dinî, itikadî, ahlakî konularda ayak kaymasından, Şeriat-i Ahmediyye sınırlarının dışına çıkmaktan muhafaza buyursun; Kur'an, Sünnet, icmâ, Sevad-ı Azam ve cumhur-i ulema dairesinde ve cadde-i kübrasında sâbit-kadem olmayı ve hüsn-i hâtime nasip buyursun.
Selam ve hürmetlerimle.


_______________________________________________________
18) birgün kafede otuyoruz mitten bilgi toplayan bir arkadaşda yanınımızda ben dedimki mitte beni dinliyor dün biriyle konuştum mitte bilgi toplayan biriyle bugünkü zaman gastesinde bilgiler analiz ediliyor dedim bak giden bilgiler burda delilse delil işte burda konuşmalar aktarıldı ertesi gün hulkü cevizoğlunun puroğramında konuşmalarım analiz edliyor nevzat tarhan insan beyni algılıayabilir hatta elektirik bile yayabiliyor bunu karşı taraf algılayabiliyor diyor arrif verimlide diyor bu konular benim uzamanlık alanım değil diyor

____________________________________________________
19) bir gün mit elamanı karşıma çıkageldi lan oğlum dedim bak benim konuşmalarımı aktarıyorsun ertesi gün tevede gastede radyoda anlaşılıyor dedim hatta dün aktardığın bir bilgiyi filan şahsada gösterdim bak üstüne söyle her konuşmamı muhatab almasınlar dedim konuşmalar aktarıldı tabi ertesi gün yeşil yol diye bir filim koyuldu bu mitle devamlı böyle konuştuğumda konuşmalar aktarılıyor ertesi gün bu yeşlil yol filimini iziliyordum baya izledim bu filim googleden bulun yada ben aşağıya linki atıyım benle ne lakası varda aşğıdaki linke tıkla izle filimin hikayesi filimi izlerken aşağıdaki yazılarda iri bir adam vardır zenci doğa üstü güçlere sahiptir işte 
http://jetfilmizle.com/yesil-yol-turkce-dublaj-izle.html
eğer video linki tıklanırda çıkmasa googleden bulup bakın
________________________________________________________
 
20) deşifre olanla konuşuyoruz işte tevelere bile girmek mümkün sizin sayenizde sizi kullanarak dedim oda duydu bu bilgi aktarıldı koyulan filim bahçıvan filimde çoçuk zekasına sahip bir erkek vardır tevelere giren bahçıvan vardır heni ben mite sizi kullanarak tevelere girilir dedimya anlayın işte aşağıdaki linke tıklayın izleyin
http://filmizlettir.net/the-lawnmower-man-bahcivan-filmi-izle-turkce-dublaj.html?postTabs=1
fıragmanı filimin
http://filmizlettir.net/the-lawnmower-man-bahcivan-filmi-izle-turkce-dublaj.html?postTabs=0
bu filim 2013 yılında gene ulusal kanala gene yayınlandı deşifre olana dedimki giden bilgiye göre şu kanala filim koyuldu diyince ertesi gün bu filim koyuldu eğer video linkine tıklanır çıkmazsa silinmiştir googleden bulun bakın
00.00 CINE5
29 AĞUSTOS PERŞEMBE

Filmin Özeti
Jobe Smith altı yaşında bir çocuğun zekasına sahip yetişkin bir insandır. Olağanüstü bahçıvanlık yetenekleriyle nedeniyle kendisine "Bahçıvan" lakabı takılmıştır. Zeka noksanlığı onu yerel serserilerin hedefi haline getirirken masumiyeti sayesinde ise pek çok dost edinir.

Yapım: 1992 - ABD 
Tür: Bilim Kurgu, Aksiyon, Gerilim, Korku, 
Süre: 107 dakika 
Yönetmen: Brett Leonard, 
Oyuncular: Pierce Brosnan, Jeff Fahey, Geoffrey Lewis, Jenny Wright, Joe Hart, Jim Landis, Colleen Coffey, Mark Bringleson, Jeremy Slate, Troy Evans, Dean Norris, John Laughlin, 
Senaryo: Brett Leonard, 
Senaryo (Kitap): Stephen King, 
Yapımcı: Milton Subotsky, Gimel Everett,
 
ben genede filim açılmasa link yani filim hakkında ön bilgi veriyim googleden bulun açılmasa
 

Açıklama :

Film Yapım Yılı Ve Ülkesi:1992 - ABD Film Türü:Bilim Kurgu, Aksiyon, Gerilim, Korku, Jobe Smith altı yaşında bir çocuğun zekasına sahip yetişkin bir insandır. Olağanüstü bahçıvanlık yetenekleriyle nedeniyle kendisine "Bahçıvan" lakabı takılmıştır. Zeka noksanlığı onu yerel serserilerin hedefi haline getirirken masumiyeti sayesinde ise pek çok dost edinir.
____________________________________________________________

21) deşifre olanla bir ara konuşuyoruz aktardığınız bilgileri radyoda tevede dinliyorum işitiyorum dedim giden bilgi bu koyulan filim ulusal kanalda amarikan filimi bir adam var arabasıyla giderken yolda bişeye çarpar arabadan iner bir kurtta çarpmıştır yaralı kurt onu ısırır ve daha sonra adam kendisinde bişey farkeder bazı şeyleri işitmeye başlar ben buraya konusunu tam yazıyım 

Yapım:1994 – ABD

Tür:Dram, Gerilim, Korku, Romantik
Süre:125 dakika
Yönetmen:Mike Nichols
Oyuncular:Jack Nicholson, Michelle Pfeiffer, Christopher Plummer, James Spader, Ron Rifkin
Bir kitap editörü kurt tarafından ısırılır ve büyük bir değişime uğrar öyleki bir kurt adam olmuştur. Kurt adam filmlerinin arasındaki en iyi yapım diyebileceğimiz bu 94 yapımı filmde usta oyuncu Jack Nicholson ile Michelle Pfeiffer rol alıyor macera ve gerilimin doruklarda olduğu filmin bazı sahnelerinde
Konusu: Bir kurt tarafından ısırıldıktan sora Enteresan bir değişim geçiren kitap editörü , Ve birçok fimden tanıdığımız sinema yıldızı Jack Nicholson`ı izliyoruz , Macera Ve gerilimin doruklarındaki film bazı sahnelerde tamamen şiddet ve dramı göz önüne getiriyor.

aşağıdaki linke tıkla izle

http://www.indirmedennfilmizle.net/kurt-wolf-film-izle.html

not eğer filimin linkine tıklanınca video açılmazsa googleden bulunur

not bu filim 2013 de gene koyulmaya başlandı en son 25 mayıs 2013 de izledim oda şöyle oldu deşifre olduğundan haberi olmayanla bir gün önceden konuştum deşifre olanlar nasıl biri işte baya konuştum algılama varya bilme işte bu bilgiye göre bu filim koyuldu bu filim gene koyulursa bilinki ben deşifre olanla gene algılama konusu geçmiştir

bu filim 10kez izledim

_________________________________________________________________

22) deşifre olan mit elamanıyla bir ara kursa gittik 2005 yılındaydı bu mit çok çay içer çok sık tuvalate gider bi baktım ortalarda yok birazdan çıktı geldi nerdeydin dedim tuvaletemi gittin dedim oda nasıl bildin dedi bende 6 his var dedim muziplik işte tabi bu konuyu aktardı ertesi gün ömer çelakıl ulusal kanalda konuşuyor insanlarda 6 his vardır baya açıklamada bulunuyor bu kişiyle br ara 2012 deydi galiba konu açıldı jandarma istihbarat şubesinden evime geldiler diye konuşmaya başladım bana sende 6 his varmı dediler bize yardımcı ol dediler bende yok dedim bu bilgiler gene akatrıldı ertesi gün ömer çelakıl ulusal kanalda gene konuşuyor insanda 6 his olamaz bu mit elamıyla bir ara gene konuşuyoruz bana kuranı kerimi açtı dediki gökteki yıldızlardan bahsetti bende boşver yıldızı dedim sen nahıl suresini aç dedim 8 ayeti orda gizemli bir ayet var bugünkü ulaşım vasıtalarını allah yaratacam diyor bu nasıl oluyor cevabını ver dedim bu bilgiler aktarıldı ertesi gün ulusal kanalda 8 ayeti ömer çelakıl yorumluyor ulaşım vasıtasından bahsediyor kuranda bu var diyor neyse aynı dakikalarda kopyalamadan bahsettim insan kulanlanmasından buda aktarılmış ömer çelakıl kopyalamadan bahsediyor işte böyle
_________________________________________________________________

22) birgün başka deşifre olan azımı arıyor nasıl algılıyorsun bizim çalışmamızı bende telepatiye benziyor ama zihin olayını anlıyorum ama telapati değil dedim buda aktarıldı ertesi gün flaş tvede bir purağram yapıldı kaynama noktası diye kendilerine gelen bilgiyi analiz ediyorlar insan nasıl algılar duyular dışı algılamadan bahsediyorlar halbuki bende duyular dışı algılama yok gelde anlat bu istihbaratçıyla aramız iyi gene bir gün dedimki aktardığın bilgleri anlıyorum ertesi gün şu gazetede analiz ediliyor dedim buda gitti yaşar nuri öztürk star tv de bir sipikerle konuşuyor havking diye biri var işte insan beyninin sırlarından bahsediyor
____________________________________________________________________

23) bir ara devamlı konuştuğum deşifre olduğundan haberi olmayan benim azımı arıyormuş ben sonradan anladım bir ara dediki bir adam varmış yeraltından suları buluyormuş bende radyestezi dedim yeraltındaki suyu bulur onlar dedim baya azımı aradı sen bunları nerden biliyorsun bu konuları dedim ilgileniyorum dedi kitab varmı dedim getir okuyum parapsikolojik oda getirmedi konuyu çaktım bilgisi yok ama teşkilat aracılığıyla azım aranıyor
_______________________________________________________________________
24) 2013 3 mayıs günü yayına koyulan ulusal kanaldaki göz filimi hakkında deşifre olanla konuşuyoruz sanki orda bi olay olacak gibi dedim o yüzden oraya gidemedim dedim bu konu dikkate alınmış ertesi gün yani 2 mayıs günü bunu konuştum ertesi gün bu filimi koydular giden bilgiye göre aşağıdaki linke tıklanırsa görülür fıragmanını bulabildim amarika yapımı başka ülkelerinde yapmış olduğu filimlerde var ama eğe video açılmasa ilerde amarikan yapımı bir filim
http://www.beyazperde.com/filmler/film-109327/fragman-18809038/
not: filimdeki boşrol kadın oyuncu ismi burdan anlaşılır ilerde aranırsa jessica alba filimin hikayesi kornea nakli olan kadın görmeye başlar ama ilerleyen zamanlarda garip yaratıklar ve ilerde olacak olayları bilir
not: iyide bende böyle bir yetenekde yok ben sadece giden bilgiyi analiz edilirken biliyorum bir takım zihinsen medyumluk değil ama ona benzer bişey bu filim 2013 iki kez izledim şu an moda bu ben aynı algılamam ile ilgili konuştummu bu bölüm gene ertesi gün yayınlandı bakalım ne zamana kadar
___________________________________________________________
25:) deşifre olanla konuşuyoruz işte ama baya konuştum sonra kızmaya başladım sizinde üstleriniz bana amma kafayı taktıha dedim baya kızdım bu bilgiler aktarıldı koyulan bölüm cani ruh video linkine tıkla izle aşağıdaki
http://www.hizliseyretizle.net/hizli-seyret-4981-cani-ruh-full-izle-turkce-dublaj-tek-parca-hd-fallen.html
filimde bir ruh olayı var bir insana dokunur o ruh o kişiye geçer adam ölümsüzdür başrolde zenci oyuncu gerilim filimi eğer video açılmazsa ilerde başka yerden googleden bulunur izlenir
_____________________________________________________
26) deşifre olduğundan haberi olmayan mite bilgi sağlayan muhbirle soğbet ediyoruz konuyu açtım işte dün konuştum bilgiler gitti sabahleyin gazetede muhatab alındım dedim burda algılama konusu varya anlayın işte ertesi gün fox tevde ziledim son durak başklarıyla karıştırılmasın sadece son durak filimi 1deb 5 kadar var bunlarla karıştırlımasın yayın tarihi 1 haziran cumartesi 2013 önsezi bir filim ölümleri daha önceden biliyorlar işte konusu bu bende önsezi ne gezerde bende sadece algılama var ben fıragmanını buldum aşğıdaki linke tıklanıp bakılabilir
http://www.sinemalar.com/film/913/son-durak

_____________________________________________________
 
27)bir gün deşifre olduğundan haberi olmayan muhbirle evinde konuşuyoruz işte bir yerde cinayet işlenmiş bende muhbirler bu cinayeti işleyeni bazı taktikleri uygulayarak bulabileceklerini konuştum hatta deşifre olanların nasıl taktikleri olduğunu konuştum işte bu konuşmalar akatarıldı ertesi gün x-men diye mutantların dünyasında iyi kötülerin mucadelesi filimi koyuldu ulusal kanala burda ben muhbirlere muhbirlerin nasıl bir yol izlediklerini söyledimya burda bi algılama sayesinde bilmem var işte ondan dolayı bu filim koyuldu birde cinayet işleyen birini muhbirler nasıl araştırdığını söyledim kötüleri nasıl bulduğunu işte koyulan bölümde mutantlar kötülerin karşısında bu mutant diğer adı x-men en az 10 kez ziledim aşağıdaki linke tıkla izle
en son gezi olaylarında gene koyuldu bu filim deşifre olduğundan haberi olmayanla gezi olaylarını konuşuyoruz bende devlete karşı tutum sandım başbakanı savundum bu bilgiler aktarıldı mutantlar başbakanı koruyorlar filimin sonlarında başbakan masada oturuyor halka seslenirken başka mekanda konuşuyor kamaralarda başbakanı çekiyorlar
http://jetfilmizle.com/x-men-2-turkce-dublaj-izle.html
eğer video linkine tıklanırda açılmazsa googleden bakılabilir
___________________________________________________________
28 ) deşifre olanların yanında ister istemez konuşuyoruz onlara direk olarak bilgilerin gittiğini biryerde analiz edildiğini yüzüne karşı söylersem olmuyor bende onlara şu taktiği uyguluyorum ben filan yerde deşifre olmuş mite bilgi sağlayan kişiyle soğbet ettim oda konuşmaları aktardı ertesi gün şurda burda analiz edildi dediğimde bilgi gidiyordu ertesi gün altıncı his filimini ulusal kanallarda izliyordum en az 15 kez izledim bruce willis başrolde oynadığı aşağıdaki linke tıkla bak ben hiç bir zaman altıncı hissim yok ama işte bi analiz işte bende sadece anlama var eğer video açılmasa bruce willis başrolde googleden bulunur
http://www.hdfilmsitesi.com/altinci-his-filmini-izle-turkce-dublaj-hd.html
____________________________________________________________
29) deşifre olanlarla yukardaki 28 ci olayda aynısı konuştum ertesi gün mumya diye bir filim koyuldu ilginç olaylar nereye kadar gitti bu olaylar böyle vuku buldumu ertesi gün ulusal kanallara bu filim koyuluyordu en son 2 haziran 2013 pazar akşamı atv de izledim aşağıdaki linke tıkla bak eğer video açılmazsa googleden bulunur
http://www.hdfilmsaati.net/mumya-turkce-dublaj-izle.html

____________________________________________________________
30) deşifre olana kızdım dedimki siz beni bu kadar niye muhatab alıyorsunuz dedim baya konuştum tartışma geçti tabi bu konuşmada algılama var bu konuşma gitti 2009 senesinin yaz günüydü ertesi gün noturdamusun filimi koyuldu filimin hikayesini bilmiyorum tam izlemedim ulusal kanalda izledim bir kez koyuldu
_____________________________________________________________
31) 2000 yıllarında milli istihbarat benim ilk algıladığımı farkına vardığında ve beni 3 saat sorguya tabi tutan mit elamanını gördüm yanına yaklaştım oooo napan sen nerdesin napalım hocam işte çalışıyoruz dedim sizleri sormalı hadi biraz ayaklayalım dedi filan yer kadar gidelim ordan ayak üstü yürüdük çoktan beri görmüyordum kendiside iyi insan konuşmaya başladık işte siyaset ülke gündemi asıl gündem maddelerini konuşalım dedim başlığına bakın ben yazarın ilk başlığına bakın kuranın sünnetin kötü gördüğü diye başladım ve ikinci konuşmamda medya hürriyeti var dedim yazmak serbest dedim buda yazarın ilk başlarında aktarmış milli eğitimden bahsettim oda yazarın köşsesinde mustafa kemalin ölümünden sonra üretilmiş kemalizimden bahsettim oda yazarın ilk başlarında sonra bop islamından bahsettim ılımlı islam oda akatrılmış oda yazarın köşesinde 1960 50 yıllarında edebi türkçe oda yazarın birinci yazısında imam hatibler varya dedim oda yazarın köşesinde kendi yorumuda katmış yani yazarın birinci köşesindeki hepsi benim konuşmalarım neyse çok konuştuk işte yazarın ikinci konuşamalarda bana ait yazarın biraz katkısı var neyse hocam ben musade alıyım dedim çalıştığınız teşkilata iletin ben ne zaman sizin çalıştığınız mit elamanlarıyla konuşsam deşifre olmuşkişilerle konuşsam sabahleyin mehmet şevket eyginin köşesinde dedim bu 1997 yılından beri bu böyle dedim bu ne demek siz beni 3 saat sorguya almıştınız hatta bu gazeteye giden bilgileri nasıl algılıyorsun diye eeee bu ne böyle dedim oda güldü hadi git işine artık dedi allaha emanet olunuz dedim ayrıldım sabahleyin yazarın köşesinde hepsi gitmiş birde yazarın ilk yazısı sonlara doğru bakın ne yazmış yazılarımdan rahatsız olan bir zata diye hani beni sorgulayan mite dedimya bu ne böyle ben ne konuşsam bu yazarın köşesinde diye ona diyor halbuki ben gazete köşe yazarına bişey demedim kendisine anlıyor 2013 geldik tam gaz maşşallah 

http://www.habername.com/yazi-mehmet-sevket-eygi-asil-ve-gercek-gundem-maddeleri-6178.htm

Mehmet Şevket EYGİ

Asıl ve Gerçek Gündem Maddeleri

20 Ocak 2011 Perşembe

Kur'anın, Sünnetin, Şeriatin kötü ve çirkin gördüğü, haram kıldığı, kınadığı şeylerin tabiî ve normal görülmesi ve bunların yasal sınırları içinde protesto edilmemesi zamanımızın büyük fitnelerinden biridir.

Bugün ülkemizde, yüzde yüz olmasa da geniş bir medya hürriyeti vardır. Yazmak serbesttir. Müslümanların uleması, fukahası, ziyalıları (aydınları) fikir adamları, önderleri, âqil kişileri, sorumlu ve vazifeli şahsiyetleri dinimizin münker ilan ettiği kötülüklerle mutlaka mücadele etmelidir.

Türkiye'nin en bozuk müessesesi şu anda Millî Eğitim'dir. Müslümanlar eğitim konusu üzerine eğilmeli, Müslüman uzmanlardan ve iyi bilenlerden bu konuda bilgi ve izahat almalı ve gerekeni yapmalıdır.

Nedir bugünkü Tevhid-i Tedrisat eğitimi?

Bu eğitim ideolojik bir eğitimdir.

Mustafa Kemal'in ölümünden sonra üretilmiş Kemalizm resmî ideolojisine hizmet vermektedir.

Çocukları ve gençleri İslâm'dan uzaklaştırıp sekülerleştirmektir birinci işi.

Şimdi bazıları soracak: Peki bu okullardaki din dersleri ne oluyor?..

Cevap: Siz bu din derslerinin içyüzünü, mahiyetini biliyor musunuz?.. Bunlar bir aldatmacadır. İslâm ile Kemalizmi karıştırarak yeni bir din çıkartmak isteyenler var. Ilımlı İslâm, BOP İslâm'ı...

Zengin, edebî, yazılı Türkçemizi bozdular... 1950'li, 60'lı yıllarda Müslümanlar lisan konusuyla yakından ilgilenirdi. Şu anda günümüzde birkaç yazar ve düşünür dışında dil konusu üzerinde duran yok. Kuşa çevrilmiş, arı, duru, sade suya tirit Türkçeyi kabullenmiş gibiyiz.

Ahlaksızlık, faziletsizlik, iffetsizlik, müstehcen yayınlar, fuhuş ticareti korkunç boyutlara ulaştı. 1970'li yıllarda Müslümanların gündeminde "Müstehcen ve ahlaksız yayınlarla mücadele" maddesi vardı. O da gündemden çıkartıldı, unutuldu.

Türkiye Müslümanlarının gündemi nasıl olmalıdır? Elbette Kur'ana, Sünnete, Şeriata, İslâm ahlakına göre bir gündem olmalıdır.

Dinsizlerin kendi yapay gündemleri var da, Müslümanların niçin kendilerine mahsus İslâmî bir gündemleri olmasın?

Dinsizler için emr-i mâruf ve nehy-i münker diye bir konu ve madde yoktur. Bizim gözümüzde ise bu çok önemli bir maddedir.

Yeni nesillere, çocuklara, gençlere İslâmî eğitim verilmezse Türkiye Müslümanları asla kurtulamazlar.

İmam-Hatip mektebleri var ya!..

Kuzum siz o okulları gerçek İslâm mektepleri mi sanıyorsunuz?

Benim istediğim Kur'ana, Sünnete, Şeriata, İslâm ahlakına, İslâm'ın dünya görüşüne, İslâm talim ve terbiyesine uygun okullardır. Vaktiyle Bulgaristan'daki Şumnu Nüvvab Medresesi gibi.

Müslümanların bu memlekette tezelden bir "İslâm Mahalle Teşkilatı" kurmaları zaruridir. Bu konuda ne yapıyoruz? Bundan haberimiz var mı? Çare ve çözüm düşünüyor muyuz?

Kur'an kurslarında hafız yetişiyormuş... Hoparlörlerden günde beş kez yüksek ezanlar okunuyormuş... Filan mahallede kadınlar çarşaf giyiyormuş... Siz bunları yeterli mi sanıyorsunuz?

Yeni bir fırka çıktı. Onlar İslâm'ın tek hak din olduğunu kabul etmiyor, hayır üç hak İbrahimî din vardır, üçünün bağlıları da cümbür cemaat Cennet'e girecektir diyor. Müslümanlar bu yeni akımı tartışıp sonunda vâzıh bir karara vardılar mı?

Bir ilahiyatçı faiz konusunda aykırı bir fetva verdi. Bu konu tartışıldı ve bir neticeye bağlandı mı?

Niçin yurt çapında ve en medenî şekilde bir tesettür kampanyası başlatmıyoruz? En medenî şekilde dedim, çünkü bu konuda bedevî kültür ile bir şey yapılamaz.

Artık halk, bin yıl boyunca kullandığımız İslâmî yazı ile okumayı bilmiyor. Bu korkunç cehaleti ortadan kaldırmak için ne yapıyoruz?

Tutturmuşuz bir hizipçilik, fırkacılık, cemaatçilik... Başka konularla, maddelerle ilgilenmiyoruz.

Akıllar, vicdanlar dumura mı uğradı nedir?

(Yazılarımdan çok rahatsız olan bir zata: Rahatsızlığınızı önlemek çok kolaydır. Yazılarımı okumayınız ve tedirgin olmayınız, keyfinize bakınız, dert edinmeyiniz...)

* (İkinci yazı)
Biz Bunlara Layığız

Peygamberimiz "Layık olduğunuz şekilde idare olunursunuz" buyurmuşlardır.

Türkiye'de bize mahsus bir demokrasi vardır. Bu demokrasi bizim layık olduğumuz demokrasidir. Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş!

İstanbul'un yaya kaldırımlarına bakınız. Bu kaldırımlar bizim layık olduğumuz kaldırımlardır.

Bu ülke, bu halk bugünkü idareye ve sisteme değil, daha iyisine layıktır diyenler yanılıyor.

Daha iyisini istiyorsan, ona layık olacaksın... Nasıl olacaksın? İyinin ne olduğunu öğrenip bileceksin... İyiyi isteyeceksin... İyi için iyi şekilde çalışacaksın...

Bozuk bir toplum bozuk bir sistem ve düzenle yönetilir. Bozuk bir toplumun sistemi ve düzeni iyi olmaz. Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır.

Farz edelim, sihirli bir değnek ile Türkiye'ye İngiliz demokrasisi getirildi, İngiltere'de olduğu gibi insan hakları ve hürriyetleri yürürlüğe girdi. Bunlar bizde yürür mü? Kesinlikle yürümez. Biz bunları kısa zamanda dejenere eder, bozarız.

Peki, Türkiye'yi nasıl düzelteceğiz,nasıl ıslah edeceğiz? Önce kendimizi ıslah edeceğiz... Sonra ailemizi... Sonra küçük çevremizi, sonra da bütün ülkeyi ve halkı...

Kötülükleri, münker şeyleri gereği gibi protesto etmeyen, bunları değiştirmek için gereği gibi çalışmayan bir toplum elbette iflah olmaz.

Kurtulmak için mâruf ile emr edeceksin, münkerden de nehy edeceksin. Bunu yapmazsan boşu boşuna sızıldanır, tazallüm eder durursun.

Küçük, önemsiz gördüğümüz yaygın kötülükler var bizde.

Adam hem otomobil sürüyor, hem de cep telefonu ile konuşuyor. Böyle bir ülke elbette iflah olmaz.

Devlet var, belediyeler var, müfettişler var ama halka büyük miktarda domuz eti (dana eti diye) yediriliyor. Müslümanlar olarak buna razı mıyız? Değiliz ama gerekeni yapmıyoruz öyleyse layığız.

Dinimiz yalanı yasak kılmış. Müslüman ülke Türkiye yalanlara batmış vaziyette...

Dinimiz gıybeti, nemimeyi, iftirayı yasak kılmış. Lisan afetleri toplumda yaygın halde...

Dinimiz lüksü, israfı, saçıp savurmayı, sefahati, gururu, kibri, gösterişi kesin şekilde yasaklamış. Biz bu yasaklara uyuyor muyuz?..

Sakallı baba hacı, tesettürlü anne hâce (hacca gitmiş kadınlara hâce denir) ama oğulları, kızları evlere şenlik...

Herif lokantacı veya büfeci. En kalitesiz etlerden, soyadan, tavuk atıklarından döner yapıp satıyor, vitrinine "Nefis döner" diye yazmış. Yalancı!.. Halkı aldatıyor...

Karı gecenin tenha bir saatinde üst kattan pencereyi açıyor ve çöp torbasını sokağa atıyor...

İmam-Hatip'te öğrenci, namaz kılmıyor...

Politikaya girmiş, çevirmediği dolap yok.

Doktor olmuş, ilaç firmasından caize alarak lüzumu olmadığı halde firmanın ilacını yazıp duruyor.

Bozuklukların, kötülüklerin hangi birini sayayım...

"Biz böyle şeyler yapmıyoruz..."

Böyle diyenlere soruyorum: Yapmıyorsunuz ama bu münkeratı, bu bozuk ve kötü şeyleri gereği gibi protesto ediyor musunuz? Bunların ortadan kalkması için gereği gibi çalışıyor musunuz?

Evet, her toplum layık olduğu şekilde idare olunurmuş. Ben demiyorum, Peygamber (Salat ve selam olsun ona) diyor.

Düzenin düzgün, iyi, doğru, âdil olmasını istiyorsak önce kendimizi düzeltmeliyiz.

 
YUKARININ DEVAMI
10 temmuz 2013 günü çarşıda geziyorum daha önceden ben sürekli algılamamdan dolayı sorgulayan mit elamanıyla ayak üstü karşılaştım kendiside çok temiz insan baya konuştuk işte hoş beş ben ayrılıyım dedi bende dedimki ayrılmadan size bişey diyimdi öyle gidin ben sizle daha önceden bir konu konuşmuştuk hani şu algılamamla ilgili evet dedi aktardığınız bilgide analiz hataları var ben öyle demek istemedim ben konuşuyum sizin bilgi toplayan elamanlarla sabahleyin milli gazete köşe yazarı mehmet şevket eyginin köşsesinde yorum yapıyor ben gazete köşe yazarını eleştirmedim o niye öyle algılıyor dedim işte doğru söylüyorsun dedi ben gidiyorum dedi bilgide gitti tabi ertesi gün tv8 akşam daha izlemedim ama gazeteye baktım bi gelişme varmı diye gene parapiskolojik filim koyulacak ismi şeytanla anlaşma ben filimin link videosunu atıyım
not. ben burda bişeye dikkat çekiyim ben deşifre olan mitle şundan bahsettim geçmişte olan bi hadise filimde geçmişte olan bir sırdan bahsediliyor anlatabildimmi eğer filim açılmazsa googleden bulunur şaytanla anlaşma yazıp aşağıdaki filim hikayesi tutuyorsa bu filimdir
http://jetfilmizle.com/seytanla-anlasma-turkce-dublaj-izle.html/0
filimim hikayesi
Spenser Akademinin öğrencileri arasinda farklı olan 4 kisi vardı. Birbirleri arasindaki bağ sadece farklı olmaları degil 300 yildir sakladikları sirlariydı. 17. yüzyilda cadilarla yaptikları anlasma sonucu hepsi birer büyücü olmuslardı. Uzun zamandir yasaklı olan 5. kardesleri sevdiklerini tehdit ederek ortaya çıkar. Yaptikları anlasmanin devam edebilmesi ve güçlerini kaybetmemek için düşmanları ile yüzlesme zamanı gelmistir.

_______________________________________________________________________________
32 ) : deşifre olduğundan haberi olmayanla konuşuyoruz konuyu kendi açtı bende 13 ağustosta burdan bilgi aktarıldı ertesi gün tvde izledim oda burda kim var dedi bende boşver dedim bilgi aktarıldı kanal7 18 ağustos günü kanal7 de bir filim koyuldu sondurak2 linkini atıyım aşağıya not. ben bu istihbaratçıyla birde şu konuyu konuştum ben algılıyorum dedim bu konu daha açılmıştı 18 ağustos 2013 de ertesi günü tvde 51 bölge diye bir yer var amarikada uzaylıların indiği yer işte oda tvlerde yazı olarak geçti onuda gördüm buda değişik bir yorum ben uzaylılarla irtibatım var deniliyor galiba
http://haberciniz.biz/kanal-7-yayin-akisi-18-agustos-2013-2227561h.htm
yayın yazılarına bakılabilir filimin linkinide atıyım aşağıya
http://www.hdfilmsaati.net/son-durak-2-turkce-dublaj-izle.html/15
eğer linke tıklanırda video silinmiş olursa googleden bulunup izlenebilir
neyse ben bu arkadaşla gene aynı konuyu açtım aşağıdaki kabus filimini koydular diye bu bilgiler gene aktarıldı kanal7 bu sefer sondurak 4 filimi koyuldu 25 ağustos pazar günü bu filimin hikayesi ön sezili aşağıdaki linke tıklanıp izlenebilir
http://www.hdfilmsaati.net/son-durak-4-turkce-dublaj-izle.html/15
eğer video silinmişse googleden izlenebilir

___________________________________________________________________________
33 ) . deşifre olan bende bir çeşit algılama olduğunu farkına vardı oda konu açtı dediki benim evde bir zamanlar bir olay oldu garip olaylar bende dedimki seni rahatsız etmiyorsa sorun yok dedim oda yok dedi ama bilgiler gitti 25 ağusutos pazar günü konuştuk bunu 26 ağustos pazartesi bu filimi tv8 koyuldu şimdi şuraya dikkat çekiyim konu ne tekinsiz ev koyulan filim ne tekinsiz ev anlayın işte linkini buraya atıyım bakın videoda farağmanına bakın aşağıda
http://www.televizyondizisi.com/index.php/kabus-cumartesi-tv8de/144183/26/
bu linkide tıklayıp izlenebilir http://www.hdfilmizle.com.tr/kabus-fairytale-turkce-dublaj-izle.html eğer bu linki tıklayıpta video çıkmasa googleden bulunup izlenir filimin hikayesi ile ilgili
filimin hikayesi KABUS

(COLD CREEK MANOR)

Şehir hayatından sıkılan bir aile, taşrada bir zamanların muhteşem malikanesi olan harap haldeki bir eve taşınır. Ancak evi tamir etmeye başladıklarında, buranın tuhaf sırları saklayan bir yer olduğunu keşfetmeye başlarlar. Belki de eski sahipleri evi tamamen terk etmemiş olabilir.

bu

aynı istihbaratçıya ben bi delil gösterdim bir gün önce algıladığımı bu sefer 1 eylül 2013 günü ölüm fısıltısı koyuldu bu filim çok kez koyuldu istihbaratçılarla algılamamla ilgili konuştum aşağıdaki linke tıklanırsa izlenir http://www.tv2.com.tr/filmler/whisper bu link tv2 aldım aşağıdaki filimin linkina bakın

http://www.webteizle.org/YabanciFilm/5857-Olum-Fisiltisi-Whisper-720p-Turkce-Dublaj-izle.html

eğer video silinmiş işe googleden bulun alttaki filimin hikayesi tutuyorsa odur

filimin hikayesi Zengin bir İngiliz ailenin çocuğu olan 10 yaşındaki David (Blake Woodruff) kaçırılır. Çocuğu kaçıran Max Harper (Josh Holloway) ve ortağı, yüklü bir fidye karşılığı bu olayı klasik bir kaçırma olayı olarak görmektedirler. Ancak utangaç ve sessiz biri gibi gözüken küçük çocuğun gizli güçleri vardır. Max Harper yaşadıklarından sonra çocuğu kaçırmamış olmayı diler.

________________________________________________________________________________

34 . deşifre olduğunadan haberi olmayan istihbaratçıyla konuşuyoruz daha önceki bi olaydan bana sordu o kişiyle ne konuştun bende parapiskoloji işte dedim bu bilimden konuştum bu bilgi olarak gitti ertesi gün mahşerin atlısı diye bir filim koyuldu

filimin linkini atıyım buraya bakın eğer video silinirse googleden bulunur sadece mahşerin atlısı yazıp aranır

http://www.hizliseyretizle.net/hizli-seyret-4489-mahserin-atlisi-full-izle-turkce-dublaj-tek-parca-hd-the-garden.html

 

21.30 TV2
09 MART CUMARTESİ

Filmin Özeti: 
Psikolojik sorunları olan ve her gece kabus gören Sam akıl hastanesinden çıkmış genç bir çocuktur. Babası ile yapmış oldukları yolculuk esnasında aniden karşılarına çıkan adamı görürler ve kaza yaparlar. Daha sonra bir adamın çiftliğinde kalmalarıyla Sam’in kabusları gerçeğe dönüşür. Baştan sona büyük bir beğeniyle izleyeceğiniz mükemmel ötesi bir sinema filmi

Tür: Dram, Gerilim, Korku
Yönetmen: Don Michael Paul
Oyuncular: Victoria Justice, Sean Young, Lance Henriksen, Claudia Christian, Adam Taylor Gordon, Ariana Richmond, Brian Wimmer, Erik Walker, Jennifer Lutheran, Rick Barker



 

http://www.tvaktuel.com/haber/1848-mahserin-atlisi-tv2.html

linke tıklanırsa çıkmazsa silinmiştir googleden bulunup bakılabilir

_________________________________________________________

 


35) oturduk konuşuyoruz deşfre olduğundan haberi olmayanla konuşuyoruz türk dünyası başşız işte diye baya konuştum yazarın ikinci başlığında ele almış ümmetsizlik diye başlığı var ordaki çoğu konuşma bana ait kendi yorumlarıda var tabi algılama konusu cne5 gittim bu konularda yazara http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Tekke_Semahanesinde_Dugun_Yapilmaz/16694#.UkMc1LJKMdk
 
Mehmet Şevket Eygi
 
 
Tekke Semahanesinde Düğün Yapılmaz
Mehmet Şevket Eygi
24 Eylül 2013 Salı 00:30

TEKKELERİN semahaneleri, meydanları öncelikle mesciddir, camidir; o mekanlarda, İslam dininin imandan sonra ikinci şartı olan namaz ibadeti yerine getirilir.

Mesela, mevsimine göre akşam veya yatsı namazı çok güzel ve dikkatli şekilde cemaatle kılınır, ardından tesbihat yapılır, dua edilir, bir aşr-i şerif okunur; ondan sonra tarikatin usul ve erkanına göre zikrullah yapılır.

Namaz İslamın direğidir. Namaz terk veya ihmal edilirse din sarsılır, yıkılır, tarikat da…

Namaz, Şeriatin birinci maddesidir. Namazsız tasavvuf, tarikat olmaz.

Şöyle bir vak’a duydum:

İstanbulda tarihî bir tekke restore edilmiş, idaresi birilerine verilmiş. Tekkenin büyük semahanesinde bir düğün yapılmış. Durum Başbakanımıza ulaştırılmış, çok üzülmüş ve haklı olarak öfkelenmiş, bu saygısızlığı yapanları kınamış ve değiştirmiş.

Bu tekkeyi gördüm. Mihrabın önüne, duvar gibi bir set yapılmış, konuşmacılar arkalarını kıbleye dönerek konuşuyor. Harap olmadan önceki halinde tekke bir hat müzesi gibiymiş. Şimdi bir tek ayet, hadîs, ism-i Celal, ism-i Nebi, Hulefa-i Râşidîn levhası yok. O mukaddes mekan yazısız kalmış.

Tekke büyük bir arazi içinde. Bir kenara küçük bir mescid yapmışlar, tavanı çok güzel olmuş ama orada da levha yok.

Namaz kılmak için o küçük mescide girdim. İçeride bir cemaat vardı. İmama baktım, başı açık olarak namaz kıldırıyordu. Geride bir sehpa içinde sarık ve cüppe vardı ama o esnada imamlık yapan zat bunları giymemişti. Ben de kendisine uymadım...

Başbakanımızı, eski tekke binalarını tamir ettirdiği için candan tebrik ediyorum.

Tekkelerin hepsinin vakfiyeleri vardır. Bu vakfiyelere mutlaka uyulması gerekir.

Hizmete açılan tekke binalarında ayda hiç olmazsa iki defa, hangi tarikatin tekkesi ise, o tarikatin erkan ve usulüne göre zikrullah yapılmalıdır.

Bütün hak tarikatlar Tarikat-ı Muhammediyedir. Nakşî, Kadirî, Mevlevî, Rufaî, Halvetî gibi isimler şube ismidir.

Tekkelerin mescidleri, mescid ve zikir yeri olarak muhafaza edilmelidir. Buralara ayakkabı ile basılmamalıdır.

Yeni restore edilen tekkelerde zikir yapılacaksa (ki mutlaka yapılmalıdır), icazetli şeyhler aranıp bulunmalı, onların derviş ve muhibleri toplanmalı ve vakit namaz kılındıktan sonra meydan açılmalıdır.

Vakıf eserlerinin vakfiyelerindeki şartlar ihlal edilirse ülkenin, idarecilerin, Müslüman halkın, sorumluların başlarına birtakım sıkıntılar gelmesinden korkulmalıdır.

Vakfiyelerde, benim bu vakfımı bozanlara Allah lanet etsin gibi şartlar vardır.

Fatih Sultan Mehmed Han, Ayasofyayı cami yapmış ve vakfiyesine “Benim bu camimi camilikten çıkartanların üzerine Allahın laneti olsun” diye yazdırmıştır. On yıllardan beri bu lanetin gölgesi altındayız… Memlekete oldukça din hürriyeti geldi ama Ayasofya hâlâ müze…

Ayasofyanın Sultan Üçüncü Ahmed çeşmesi karşısındaki Hünkâr mahfelinde artık namaz kılınıyor. Buranın ibadete açılmış olması lanet şartını kaldırmaz.

Müslümanlar o hale geldi, o hale düşürüldü ki, o ulu mabed ibadete açılsa ne olacak?

Dört minaresine kırk hoparlör koyarlar… Yüz otuz desibel bağırırlar. Açıldıktan sonra birkaç hafta, bilemediniz birkaç ay meraklılar gelir, bir iki saf cemaat olur. Çoğu yazın tişörtlü, kot pantolonlu Müslümanlar…

Ayasofya açılsa, mihrabına geçireceğimiz, minberine çıkartacağımız, kürsisine oturtacağımız kaç büyük hocamız vardır?

Ayasofyanın mihrabına namaz kıldırma memuru geçiremeyiz.

Ayasofya cami-i şerifi imamı icazetli alim ve fakih olacak… Mükemmel Osmanlıca bilecek… Aruz bilmeyen, ebced hesabı ile tarih düşüremeyen bir zat hiç oraya imam olabilir mi?.. Mükemmel Arapça bilecek, mükemmel Farsça bilecek… Mükemmel kültür İngilizcesi bilecek, bu lisan ile ilmî araştırma kitapları telif etmiş olacak…

İmam efendinin tasavvuf tarafı da olacak… Tek kanatla uçulmaz…

Ayasofyanın eski hatiplerinden biri şaheser ebrular yaparmış. Hatip ebrusu…

Osmanlının son zamanlarında mübarek Ramazanlarda Ayasofyanını bir köşesinde Tarikat-i aliye-i Nakşibendiye meşayihinden Şeyh Abdülhakim Arvasî hazretleri vaaz edermiş… Diğer bir köşesinde Tarikat-i seniyye-i Mevleviyye meşayihinden Ahmed Remzi dede efendi… O zamanlar hoparlör denilen bela olmadığı için sesler birbirine karışmazmış…

Yerli ve yabancı ressamların Ayasofyanın içiyle ilgili eski yağlıboya tablolarına ve gravürlerine bakarsanız oradaki zengin fakir bütün cemaatin ihtişamlı, güzel islamî kıyafetleri dikkatinizi çeker. Sarıklar, cüppeler, kaftanlar, lihyeli manalı çehreler… Bu vakur cemaat içinde bir tek kot pantolonlu, üzeri yazılı veya resimli tişört giymiş, kışın parkalı başı açık kimse yoktur.

Ayasofya açılırsa avlusuna kocaman bir yer altı tuvaleti yapıp, görünecek yerlere WC… WC… WC… Men… Women… One Turkish Lira… diye yazarlar mı acaba?

Her neyse, restore edilen büyük tekkenin mübarek, muazzez, muhterem camiinde düğün yapılması konusuyla başladım, nelere geldim…

 
 

(İkinci yazı)

Ümmetsizlik Felaket ve Âfeti

SON yirmi otuz yıl içinde Türkiye Müslümanlarının başına gelen büyük felaket ve afetlerden biri, onların büyük bir kısmının korkunç bir hizipçilik, parçacılık, grupçuluk anarşi ve kaosu bataklığına düşmüş olmalarıdır. Sizin deyin beş yüz, ben diyeyim bin cemaat, sekt, İslamcılık ve parçadan oluşan bir mozaik… Ümmet kelime, kavram ve değeri ağza alınmıyor…

Dıştan dindar görünen nice Müslüman, futbol kulübü tutar gibi çılgınca cemaatçilik yapıyor.

Sekt, cemaat, tarikat, dernek, meşreb, vakıf taassubu bir tür ırkçılık değil midir?

En azından Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanlarının, bir Ümmet çatısı, teşkilatı, riyaseti altında ve içinde birleşmeleri gerekmez mi?

İslamî kesimde en az yapılan edebiyat; birleşme, vifak, ittihad, tesanüd, Ümmet ve İmamet konusundadır.

Bir kısım cemaatler, mübarek Ramazan aylarında papazlarla, patriklerle neşeli ve muhabbetli iftar ziyafetlerinde buluşabiliyor da; niçin çeşitli meşreblere mensup Müslüman şeyhler, hocalar, hocaefendiler, büyükler, ağabeyler, üstadlar, pek muhteremler senede hiç olmazsa on kere bir araya gelemiyor?

Birileri gelmek istemiyormuş… İslam ahlakı ne diyor? Kardeşin sana gelmezse, sen ona git…

Türkiye Müslümanlarını kimler, hangi derin güçler bugünkü param parça hale getirmiştir?

Bu parçalanma rahmanî midir, şeytanî ve tağutî midir?

Rahmanî olmadığında hiç şüphe yok.

Şeytanî ve tağutî olduğunda da hiç şüphe yok.

Bizi bu günkü parçalanmışlığa, bölünmüşlüğe, ittihadsızlığa öncelikle nefs-i emmarelerimiz getirmiştir.

İslam ve Müslüman düşmanı tağutî cephe biz Müslümanlara şunları emr ve telkin etmiştir:

Ey Müslümanlar! Bölününüz… Parçalanınız… Bin fırkaya ayrılınız… Bu fırkalar birbirinden kopuk olsun… Birbirinizle çatışınız, çekişiniz, tepişiniz… Her kafadan ayrı ses çıksın… Bilen bilmeyen din ve inanç konularında laf etsin…

Biz Müslümanlar bu emir ve tavsiyelere evet mi demişiz, hayır mı?

Rahman biz mü’min kullarından ne istiyor? Birlik istiyor… Tek bir Ümmet olmamızı istiyor… Din konusunda kendi re’y ve hevamızla konuşmamızı istemiyor; içimizdeki râsih ulema ve fukahaya uymamızı istiyor…

Müslümanlar parçalanıp bin İslamcılığa ve cemaate ayrılınca ne oldu?

Dinin temeli ve ana diğeri olan namaz kılma oranı yüzde ona düştü.

Zekatlar doğru dürüst verilmez oldu. Zekat eşkiyasına gün doğdu.

Emr-i mâruf ve nehy-i münker yapılmaz oldu.

Emanetler ehline tevdi edilmez oldu.

Müslümanlar zelil, esir, ezik, rüsvay oldu.

Ümmet olmazsa, İmamet olmazsa, üniter hiyerarşi olmazsa olacağı bu değil miydi?

Bir kısım Müslümanlar futbol kulübü tutar gibi parça holiganlığı, militanlığı, fanatizmi yaparsa elbette böyle olur…

Ümmet birliği…

Ümmet teşkilatı ve hiyerarşisi…

Kendisine biat ve itaat edilen ehliyetli, taqvalı, âdil, zâhid, âbid bir İmam-ı Kebir…

Namazın dosdoğru kılınması…

Şeytanlardan ve tağutlardan yüz çevrilip Rahmanın Kitabına, emirlerine, öğütlerine kulak verilmesi…

Resulullahın (Salat ve selam olsun ona) yoluna ve Sünnetine girilmesi…

Din konusunda tartışmalara son verilmesi, Sevad-ı Âzam dairesine girilmesi, cadde-i kübradan yürünmesi…

Bu dediklerim birlikle, Ümmetle, İmametle, ittihad ve vifakla olur ancak.

Türkiye Müslümanları henüz vakit varken Ümmet haline gelmez ve ehliyetli bir İmama biat ve itaat edip Şeriat dairesi içinde toparlanmazlarsa akıbetleri Mısır ve Suriye Müslümanlarından beter olur.

Birlik isteyen Rahman’a uymaz, tefrika isteyen Şeytana uyarsak bizim için nurlu ufuklar yoktur.

Bozuk düzenini haram, necis, kirli, kara rantlarını iğtinam edenler birleşirler mi hiç?

Birleşmezler. Onlar ser-hoştur, mesttir, uyurgezer gibidir. Görmezler, duymazlar, uyanmazlar…

Ey vicdanı temiz, haram yemez, sahih itikatlı Müslümanlar! Bari siz uyanının, harekete geçin ve birleşmek için bir şeyler yapın…

24.09.2013

YUKARININ DEVAMI not birde burda bişeye dikkat çekiyim gazete ile bu filimin yayın tarihine iyi bakın aynı gün
filimin hikayesi Yayınlanma tarihi: 24 Eyl 2013

Felix Bonhoeffer adlı bir senarist iki dünyada yaşamaktadır. Biri var olduğu gerçek dünya, diğeri ise kendi kafasında yarattığı dünya. Kendisinden bir cinayet hikayesi yazması istendiğinde, yarattığı karakterler gerçek hayatta karşısına çıkmaya başlar...

 

http://tvrehberi.hurriyet.com.tr/program-detay/1767288/katil-araba

filimin linkini atıyım video silinirse googleden aranıp bulunur


dün cne5 gece 1.30 da katil araba diye bir filim yayınlandı bir gün önceden geçmişten bağsettik kara şimşek diye bir araba vardı hatırlarsınız onu konuştuk işte ordasınız diye yazıyıorum

not. aynı anda arabadan bağsettik eskiden kara şimşek diye bir filim vardı onu konuştuk konuşulan konu araba koyulan bölüm araba anlayın işte

 

tabi bunun yanında daha çokta benimde ilgimi çekti bu filim

 

ama ben algılamamla ilgi konuyu içinde bağsedince bu filim koyuldu değilse koyulmazdı

not ben bu filimi izlemedim ama gazeteden baktım onun için bu filimin hikayesini cne5 den kesip kopyalama yaptım

 

 

Katil Araba


06 Eylül, Cuma günü saat 00:00 da Cine 5 de yayınlanacak olan ekranların sevilen Sinema programı Katil Araba izlemek için Cine 5 tv ekranlarına sizleri davet ediyoruz.

Katil Araba : Gece geç bir saatte, ölümcül bir trafik kazasının ardından Chicago polisi, kazaya karışan arabayı garaja çeker. Arabayı inceleyen tamirciler, büyük bir şok ile karşı karşıya kalır. Araba kendi kendine hareket etmektedir. Bu araç durdurulamaz bir ölüm makinesidir ve önüne çıkan insanlara yaşam şansı vermemektedir. Katil Araba yayınını izlemek için Cine 5 canlı yayın sitelerinden birinden izleyebilir veya bizim tavsiye ettiğimiz tv izlesitesinden izleme imkanına ulaşacaksınız.



Cine 5 izle, Katil Araba canlı tv izle Cine 5 tv buradan izleyebilirsiniz.


Cine 5 Katil Araba

Sinema katagorisinde yayınlanan ve Cine 5 yayin akışı içerisinde bulunan Katil Araba tv programı hakkında detaylı bilgiyi google www.Cine 5.com sayfasını arama yaparak ulaşabilirsiniz.

 

________________________________________________________
36 : deşifre olduğundan haberi olmayanla feste konuşuyoruz işte ben ona dedimki ben bugün bir istihbaratçıyla konuştum bilgi gitti işte dedim şurda analiz edildi dedim oda ya dedi tabi bu bilgilerin gitmesini ben istedim içimden öylede oldu ertesi gün trt1 de 2013 pazar ekim ayında yayınlandı işte linki atıyım buraya izleyin
http://jetfilmizle.com/yesil-yol-turkce-dublaj-izle.html/2
not linke tıklanınca eğer video açmasa googleden bulunup izlenir yeşil yol yaz filiminde iri yarı zenci vardır idam edilir belki anımsadınız
ben en iyisi filimin hikayesini atıyım buraya filimin hikayesi alttaki yazıda

Açıklama

Edgecomb, hikayesini anlatırken bir huzur evinde yaşamaktadır ve hapishanedeki görevinin üzerinden yıllar geçmiştir. Edgecomb’ un hapishanedeki görevi, hücrelerinden alınan idam mahkümlarını, elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına kadar olan bir millik yeşil yoldan götürmektir. Edgecomb yıllar boyunca bu yoldan sayısız idam mahkümu nakleder. Ama hiçbirisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı biri olan Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahküm olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça duygulu ve karmaşık bir iç dünyası olan Coffey, bazı doğa üstü güçlere sahiptir. Edgecomb’ un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sormasıyla aralarında diyolog başlar. Edgecomb, artık hiç beklenmedik yerlerde mucizelerin olabileceğine inanmaktadır. 
 
 
_________________________________________________________
37 : deşifre oldugundan haberi olmayanla konuşuyoruz işte dedimki dün konuştum ben 22 ekim 2013 günü akşam cnntürkte burada laf çok puroğramında konuşuyorlardı dedim okan bayülgen cemil ipekçi konu eşcinsellik bu bilgi olarak gitti 24 ekim günü tv8 ufak cinayetler diye bir filim yayınlandı ben muhbire dedimya algıladım diye bendeki bu olay dikkate alındı bu filim koyuldu anlayın işte filimin hikayesi şu yazıda
burdaki linke tıklayın izeleyin eger video silinirse googleden bulunur izlenir
http://jetfilmizle.com/ufak-cinayetler-turkce-dublaj-izle.html
 
aşağıdaki linkte tv8 dki link yayınla ilgili
 
http://www.tv8.com.tr/c-1129-0-ufak-cinayetler

Ufak Cinayetler

Çok sevilmeyen bir detektif olan Katrina, cinayete kurban gitmiş bir kadının hayaletiyle karşılaşır. Bu hayalet kadını öldüren katilin ortaya çıkmasında Katrina’ya yardımcı olacaktır.

Orijinal Adı : Little Murder

Yönetmen : Predrag Antonijevic

Oyuncular : Terrence HowardJosh LucasLake BellDeborah Ann WollSharon Leal

Yapım : 2010 Dram

Yayın Tarihi : 24 Ekim Perşembe 20:30

 

_____________________________________________________________

38) üsteki olayla aynı mite bilgi sağlayanla elimizi yıkıyorduk ikimizde konuyu o açtı kendi kendine hareket eden bir eşya dedi bende paranormal aktivite diye bir filim vardı seyretttinmi dedim oda yok dedi korkuluydu biraz dedim ben insanlarda paranormal yetenek olabilir ama kötüye değil iyiye kullanması lazım dedim bilgi aynen gitti bendede algılama var işte ertesi gün cne5 tvye filim koyuldu paranormal olaylar işte 07.11.2013 gece 00 da izledim ismi

( Opapatika ) aşağıda linkini atıyım bakın

http://www.youtube.com/watch?v=9l1B8BpYPpo

not eğer filim videosu çıkmazsa googleden bulunup bakılır

filimin hikayesi

Opapatika, kişiyi görünmez yapan özel bir güçtür. Sahip olan kişi ölene kadar bu gücü kullanabilir. Opapatika gücüne sahip beş kişi, ayrıca kendilerine özgü diğer güçleri ile bir araya gelirler. Büyük bir mücadelenin merkezinde buluşmuşlardır. Yaşamlarında yeni bir sayfa açılacaktır.

________________________________________________________
39) deşifre olan yanımızda orda biriyle konuşuyoruz kendi çoçuğumu koruyorum işte adam gibi konuş lan manyak senin hiç çoçuğun yokmu falan işte bu bilgiler gitti yanlız burda ertesi gün yayınlanırdı nedense iki gün geçti öyle yayınlandı filimin linkini atıyım buraya burda şuna dikkat çekiyim bakın ben çoçuktan bahsettim filimde gizemli çoçuk var
http://www.sinemalar.com/film/243/tas-meclisi
filimin linki tıklanırsa açılmazsa googleden bakın
 
FİLİMİN HİKAYESİ AŞAĞIDAKİ YAZIDA
19:20
Taş Meclisi (Stone Council - Le Concile de pierre)
Saat : 19:20 - 21:30 (130 dakika)
Tür : Sinema (Macera, Fantastik)
Oyuncular : Monica Bellucci, Catherine Deneuve, Elsa Zylberstein
Yönetmen : Guillaume Nicloux
 
Family
Laura, yırtıcı hayvanların davranışları konusunda uzmanlaşmış bir bilim kadınıdır, ayrıca dövüş sporlarında da oldukça yeteneklidir. Beş yaşında Tayvanlı bir çocuk evlat edinir ve tam aralarında bir bağ oluşmuşken çocuğu bir kaza geçirir. Mucize eseri iyileşen çocuğuna gerçekte neler olduğunu sorgulamaya başlayan Laura, kabuslar ve halüsinasyonlar görmeye başlar. Aklını kaçırdığını düşünmeye başlar ancak çocuğunun gerçekte kim olduğunu, nereden geldiğini öğrenmeye çalışmaktan vazgeçmez ve kendini ölümcül entrikalar içinde bulur.
8 aralık 2013 yayınlama tarihi
________________________________________________________
40 )neyse o sırada bende bir zamanlar ırk genetik deneyleri yapıldı dedim işte burda bir kaç örnek verdim burda ben olayları anlamam dikkatini çekti işte ben birazda kızmış psikoloji ile bu bilgi olarak gitti ertesi gün cne5 teveye
( El Charro'nun Laneti (The Curse of El Charro 17 aralık 2013 saat 01. 05 ) diye bir filim koyuldu onuda buraya atıyım fragman linkini http://www.sinemalar.com/film/40160/el-charronun-laneti
not : eğer video silinirse googleden bulunur birde bende ırk genleri ile deneylar yapıldı bir zamanlar
ddedimya oda 17 aralıkta kanal7 tvde arnold schwarzenegerin başrolde oynadığı filim
koyuldu ikizler filimi peki ırk deneyleri ile bu filimin ne alakası var diye sorulursa bu filimde inatçı genetik araştırma yapan bilim adamının konusu anlaşıldı heralde aşğıda linke bakın farağman
http://www.televizyondizisi.com/index.php/ikizler-sali-atvde/172089/40/
neyse burda yazara gelelim aynı istihbaratçıyla başka konulara değindik milli eğitim konusu resmi idoloji falan atatürkün büstleri falan ben burda eleştiri gibi algılanmışım yazarın ikinci yazısına bakın yazarın birinci yazsındaki olaylarda baya uzun sürer izahı ona değinmedim
 
 
http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Darbeler_ve_Vurgunlar/17847#.UrM7d7JKMdk
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Darbeler ve Vurgunlar
Mehmed Şevket Eygi
17 Aralık 2013 Salı 00:42

ASKERÎ ve sivil darbe denilince hatıra sadece iktidarın alaşağı edilmesi ve yerine kukla bir hükümet kurulması gelmemelidir.

 

 

Darbelerin malî (finansla ilgili), iktisadî vurgun tarafları da vardır.

 

 

Darbe sonunda, birtakım parasız çulsuz kişiler kısa zamanda köşeyi dönerler.

 

 

Sadece maaş alan, başka bir iş yapmayan kimseler kısa zamanda akıl almaz servetlere sahip oluverir.

 

 

Darbelerin getirdiği tehditli hava ve ortam içinde bunlara hiç kimse nereden buldun diye soramaz.

 

 

Sivil darbelerde de durum böyledir.

 

 

Taksim Gezi hadiseleri sivil bir darbe teşebbüsü idi ve onun arka planında da birtakım vurgun hesapları vardı.

 

 

Yakın tarihimizin müzmin ve yüksek enflasyonu birtakım bankalara, holdinglere, dev firmalara, egemen azınlık lobilerine, karanlık derin güçlere yüz milyarlarca dolarlık avantalar sağlamıştır.

 

 

Darbeler Cumhuriyet, M. Kemal, çağdaşlık mağdaşlık, laiklik için yapılmaz; işin arkasında para vardır, vurgun vardır, biz de yiyeceğiz vardır.

 

 

Birileri tarafından idealist gençliğin ve halkın mâsum ağaç hareketi olarak gösterilen Gezi başkaldırısının ardında faiz lobileri vardır.

 

 

Yüz milyarlarca dolarlık avantalar, vurgunlar vardır.

 

 

Şimdi birileri haykırabilir: Yalan söylüyorsun, iftira ediyorsun!.. Belge göster…

 

 

Cevap: A bilmem neler, böyle şeylerin belgesi, makbuzu mu olur?

 

 

Türkiyenin içte ve dışta beş yüz milyar dolarlık kara, kirli, haram, necis, lanetli parası olduğu söyleniliyor, yazılıyor. Bunların delili, makbuzu, hesapları var mıdır? Yoktur ama herkes böyle şeyler olduğunu biliyor.

 

 

Gezi hadiseleri başladığı zaman isyancılara otuz bin kumanya paketi gönderen faizciler bu hayrı insanî gayelerle mi yapmıştı?

 

 

Ülkemizin uluslararası temizlik ve şeffaflık notu 10 üzerinden 5’tir. Bu notla çok karışık işler yapılabilir.

 

 

Darbelerde çok kısa zamanda çok büyük vurgunlar vurulur.

 

 

Darbe olmasa da müzmin olarak vuran vurur, götüren götürür.

 

 

Türkiye zaten senede 365 gün faiz çeteleri tarafından soyulmaktadır.

 

 

Bazı faiz mafyası babaları, bu rutin soygun ve talandan tatmin olmadıkları için yeni ve yüklü vurgunlar için darbe planları yapmaktadır.

 

 

Halk büyük raporları, binlerce sayfalık mahkeme dosyalarını okuyamaz.

 

 

Halkın anlayacağı üslupta, çok açık ve seçik bilgiler ihtiva eden, okunup anlaşılması çok kolay bir “TÜRKİYE SOYGUN, TALAN, YOLSUZLUK, DARBECİ FAİZ ÇETELERİ RAPORU” hazırlanmalı, bundan en az iki milyon basılmalı ve ülkenin her yerinde dağıtılmalıdır.

 

 

Bu raporun bir köşesine de “Danimarka ve Yeni Zelanda, uluslararası temizlik ve şeffaflık konusunda 10 üzerinden 9 küsur not alırken, Türkiye niçin 5 alıyor, İslam ülkeleri niçin dökülüyor ?” sorusunu yazmak gerekir.

 

 

 

 

 

(İkinci yazı)

 

 

Resimler Büstler

 

 

GİDİN dershanelere, oralarda kocaman resimler, büstler göreceksiniz… Gidin devlet okullarına, oralarda kocaman resimler ve büstler göreceksiniz… Gidin özel okullara, oralarda da resimler, büstler… Gidin azınlık okullarına, resimler büstler… Ortodoks ruhban okulu açılırsa orada da…

 

 

Birileri kalkmışlar, İslam adına okul dershane savaşı veriyor. Kocaman resimlerin, kızgın kızgın bakan heykellerin gölgesinde.

 

 

Okullar resmî ideolojinin, laikliğin sıkı kontrolü altında… Dershaneler de öyle…

 

 

Sanemler serteser tunç, bakar korkunç korkunç…

 

 

Sözde din dersleri bile heykellerin, büstlerin, resimlerin gölgesinde verilir. Büyük ağabey tepeden bakar.

 

 

Çocukluktan delikanlılığa on iki yıl boyunca mecburî din dersi okuyan Müslüman gence Allahın on dört sıfatını say dersiniz, sayamaz. Heykelli, resimli, büstlü din dersleri aldatmacası.

 

 

Birtakım geri zekalılar, oh çocuk şükür okullarda din dersi okutuluyor diye sevinir.

 

 

Din dersi kitapları da bir âlemdir. Kapağını açarsınız tam sayfa bir resim, karşısında resim sahibinin beyannamesi.

 

 

Din dersi kitabının besmele ile başlaması gerekmez mi?

 

 

Okullar mı üstün, dershaneler mi? Soru böyle değil, şöyle olmalı: Okullar mı, berbat, dershaneler mi?

 

 

Biraz cebir geometri, biraz da fizik kimya okutulur ama doğru dürüst edebî yazılı zengin Türkçe okutulmaz. 1928’den önce yayınlanmış bir romanı bile okuyamaz okullular dershaneliler.

 

 

Elifi görünce mertek diyenlerin okul dershane savaşı… Hem gülünecek, hem ağlanacak bir sefalet.

 

 

Din dersi okutan dinsiz eğitim.

 

 

Resmî ideoloji için beyin yıkama eğitimi… Robot ve zombi yetiştirme eğitimi…

 

 

Kaç neslin kanına girmiş, canına okumuş eğitim.

 

 

Devlet eğitimi… Dershane eğitimi… Al birini vur ötekine…

 

 

Dershane savaşları…Hah hah ha!..

 

 

17.12.2013
_________________________________________________________________
41) deşifre olduğundan haberi olmayanla konuşuyoruz işte konu ya ben kanal 7 de bi puroğram seyrettim işte konu büyü ile konu açıldıda açıldı işte ama burda bişey var ben algılamayıda deşifre olana bir saat önceden söylemiştim neyse bilgi gitti ertesi gün kanal 7 saat- 22.15 yayınlandı tabi burda algılama varya başka filim daha koyuldu ertesi gün kanal d ye sabah saat 10.30 arog cem yılmazın uzaylı filimi bunların video linkini atmıyım biliniyor zaten

_________________________________________________________________
42 )) deşifre olduğundan haberi olmayan milli istihbarata bilgi sağlayan çay içerken bir kafenin önünden geçiyordu şışşşşt dedim duydu abicim naparsın sen iyi gel çay alıyım sana dedim başladık çay içmeye kendisininde şuç işleyen kişilerle fazla muhatab oluyor işte gangarter tiplerle uyuşturucu içenlerle falan ben konuya girdim hiç iyi kişilerle muhatab olmuyorsun çevreni değiştir bir av olursun dedim oda bana dediki benim milli istihbarat teşkilatı olarak bende bir tür sezi olduğunu bildikleri için bana soru yöneltti sence şu kişi şuç işlermi bende evet işler o kişi dedim bu konuşma hafızaya aldı çaylarda bitti kalktık dağıldık bilgide gitti ertesi gün kanal türkte bu filimi izledim aşağıdaki fragman linkine tıkla bak

AZINLIK RAPORU

"AZINLIK RAPORU" 31 Aralık Salı akşamı saat 21:30'da Kanaltürk sinema kuşağında…

31 Aralık 2013 09:58

Orijinal İsmi: Minority Report (+7 Şiddet)
Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular: Tom Cruise, Colin Farrel, Samantha Morton
Yapım Yılı: 2002
Tür: Aksiyon/Bilim Kurgu/Macera 


2054 Washington DC'sinde, Dedektif John Anderton, psişik güçlere sahip kahinler ve bazı teknolojik aygıtlar sayesinde cinayetleri daha işlenmeden önce fark edip, suçluları yakalayan özel bir polis biriminin başındadır. Anderton'ın kusursuz işlediğine inandığı sistem, birdenbire tersine döner. Anderton'ın şefi olduğu birim, cinayet suçlamasıyla onun peşine düşer. Avcı artık av olmuştur

 
______________________________________________________________________
43) deşifre olduğundan haberi olmayanla ayakta konuşuyoruz işte şu devletimizin istihbaratı yokmuyduda önceden haberi olmadı dedim işte bu önceden haberi olma işini milli istihbarat dikkate aldılar ertesi gün kanal türk tvde gene aynı filimi koydular azınlık raporu birde 9 şubat günü startvye çatışma filimi koyuldu oda swat timleriyle ilgili ben istihbarat kızmıştım önceden haberi yok ama bana geldimi kafayı takma var diye filimdede devlet ajanına kafayı takmış biri vardır işte bu bilgiler böyle değerlendirmeye alındı şimdi aşağıdaki yazarın 2 ci yazısındaki istihbaratın neden haberi yok yazısına bakın birde en son yazısında ele almış iki yerde ele almış
ben çatışma filiminin yazısını buraya kopyalıyım aşağıya yazarın en aşağısına aşağıda gene azınlık raporu ile ilgili filiminin yazısınıda atıyım


 
Mehmed Şevket Eygi
 
 
Hazır mıyız?
Mehmed Şevket Eygi
09 Şubat 2014 Pazar 00:10

1915, Yüzüncü Yıldönümü… Kriptolar, Pakraduniler… Çanlar Bizim İçin Çalıyor…Hazır mıyız?

SAYILARI en az bir milyon olan Kripto Yahudiler,



Yine sayıları en az bir milyon olan Kripto Hıristiyanlar,



Sayılarını bilmediğim Pakraduniler…



Bunların bir kısmı kendilerini Alevî gibi gösteriyor.



Bir kısmı Sünnîymiş gibi hareket ediyor.



İçlerinde Alisiz Alevilik çıkartmak isteyenler bile var.



Bu bir milyon Kripto Yahudi, bir milyon Kripto Hıristiyan, ayrıca Pakraduniler meselesini çözmedikçe Türkiyenin huzur bulması, bütünlüğünü koruması, ayakta kalması çok zordur.



Yapılacak ilk iş, ilmî araştırmalarla konuyu aydınlatmaktır.



Bu konuda çözüm çareleri var mıdır?



Türkiye bu çare ve çözümleri kaldırabilir mi?



Devekuşu gibi başını kuma sokarak vahim problemler çözülemez.



1915 yaklaşıyor… Bütün dünyada ülkemiz aleyhinde faaliyetlerde bulunacaklar.



Onların tezlerini çürütecek, gerçekleri ortaya koyacak ne gibi faaliyetlerimiz var?



1915… 2015… Bu işin hiç şakası yoktur.



ABD’de doğmuş ve her yere yayılan bir Evangelist cereyan vardır. Bu cereyan, Siyonizm konusunda Yahudilerden daha fanatiktir. Bunlar kendilerine Hıristiyan Siyonist demektedir.



Taksim Gezi hadiseleri esnasında, Amerikadan, Avrupadan İstanbula, hepsi de Türkçe bilen birtakım zengin ve kültürlü Siyonistler ve Evangelistler gelmişti. Bunların aynı tarihte İstanbulda bulunmaları bir tesadüf müydü, yoksa kasıtlı bir geliş miydi?



Ermeni sevkiyatının veya tehcirinin yüzüncü yıldönümüne, 2015’e en az on seneden beri hazırlanmalıydık.



Şimdiye kadar en az yirmi beş lisanda çok ciddî, çok doğru kitaplar, risaleler, dokümanter filmler, kendi halkımız ve dış dünyanın çeşitli ülkelerinin halkları için anlaşılması kolay resimli, belgeli albümler hazırlanmış olmalıydı.



Maalesef hazırlanmadık.



Son İktidar-Cemaat savaşında Kripto Yahudilerin, Kripto Hıristiyanların, Pakradunilerin rolleri var mıdır, nelerdir?



Kitapçıları dolaşsam, aşağıda sayacağım konularda ciddî kitaplar, ilmî araştırmalar bulabilir miyim?



Birinci konu: Türkiyede Kripto Yahudiler…



İkinci konu: Türkiyede Kripto Hıristiyanlar.



Üçüncü konu: Türkiyede Pakraduniler.



Belirtmeye lüzum yoktur ki, bu konular masa başında çalakalem yazılamaz.



Böyle kitaplar köşe yazısı gibi yazılmaz.



Bunların güçlü ve derin uzmanları olması gerekir.



Bu uzmanların dünya kütüphanelerinde ve arşivlerinde, konuları en az on sene boyunca araştırmış olması gerekir.



Böyle araştırmalar taşra, kırsal kesim, köy kültürü ile yazılmaz.



Eski Ermenice, eski İbranice bilmek, onların yanında beş altı lisan daha bilmek gerekir.



Müslümanların içinde bu konuları inceleyip güçlü araştırmalar yapabilecek bir Abraham Galanti, bir Gershom Scholem var mıdır?



Pakraduniler sadece bize özel bir konu değildir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Pakraduni vardır.



2015’e ne kaldı. Çanlar bizim için çalıyor.



Çanlar bize:



Çok geç kaldınız… Yüzüncü yıl gelip çatacak ve kendinizi koruyamayacaksınız diyor.



En az yirmi beş lisanda ilmî araştırmalar… Çok ciddî kitaplar… Sağlam ve doğru bilgiler belgeler… Binlerce bibliyografya… Millî tezimizi savunacağız ve suçlamaları çürüteceğiz…



Nerede bunlar, nerede bunlar?



2015… Çanlar bizim için çalıyor…



 
• (İkinci yazı) 

Dedikodu ve Zevzeklik Kültürü



DEDİKODU kültürü… Gevezelik… Zevzeklik… Bunlar yapışkan bir sis, bir karanlık gibi toplumu sarmış vaziyette…



Çözüm çare aramak yok…



Yangını söndürmek için gayret göstermek yok…



Geminin kaptan dairesinde, uçağın pilot kabininde kavga çıkmış, biz seyrine bakıyoruz.



Gemi batar, kayalıklara çarpar, uçak düşer diye bir endişemiz yok.



Söyleyin bana hangi medenî, hukukun üstünlüğünü kabul etmiş, oturmuş, insan haklarına saygılı ve bağlı ülkede askerî veya sivil darbe yapılıyor? Hiçbirinde hiçbirinde…



Şu koskoca devletin istihbaratı yok muydu ki, iki ay öncesine kadar anlaşmazlık falan yok, fitne ve fesat çıkartmayın denilip duruldu?



17 Aralık darbe teşebbüsü iki açıdan rezalettir. Yapanlar için rezillik ve rüsvaylık, mâruz kalanlar için…



Sivil darbe teşebbüsleri başarılı olmadı ama yenileri yapılacaktır, kimsenin bundan şüphesi olmasın.



Sivil darbeciler şimdi ekonomiyi, Türk lirasını çökertmek istiyor.



Gezi hadiselerinin arkasında emperyalistlerin, sömürgecilerin, beynelmilel kapitalizmin, Siyonizmin, Evangelistlerin, Kriptoların bulunduğundan şüphe edenlerin aklından şüphe etmek gerekir.



Birileri Türkiyeyi yıkmak, parçalamak, zayıf düşürmek istiyor.



Büyük Ortadoğu Projesinin mimarları Türkiyeyi birkaç devlete ayırmak istiyor.



Suriyede, Mısırda, İrakta olup bitenlerden ibret alamadık.



Siyasî, sosyal, kültürel, dinî krizler gökdelenlerle, metrolarla, AVM’lerle, rezidanslarla, otoyollarla, Marmaraylarla önlenmez.



Krizleri önlemek, birliği korumak için Bismarck, Sultan Abdülhamid siyaseti gerekir.



Yangın daha başlar başlamaz söndürülmeliydi.



Bizde ne yapıldı? Yangın mangın yok, anlaşmazlık yok, kavga yok denilip duruldu.



İstihbaratımız ne yaptı? Haber verdi mi?



Hazırlamış olduğu raporlar okundu ve gereği yapıldı mı?



09.02.2014

 

NOT: aşağıdaki filim yukarının devamı

.....................................................................................

 

 

Yabancı Sinema

Özel tim:
Çatişma

Orjinal Adı: S.w.a.t.: firefight
Yönetmen: Benny Boom
Oyuncular: Kristanna Loken, Robert Patrick, Gabriel Macht, Carly Pope, Giancarlo Esposito
Türü: Aksiyon, gerilim
Yapım Yılı: 2011

Benny Boom tarafından yönetilen Özel Tim: Çatışma TV’DE İLK KEZ bu akşam ekrana geliyor.

Bu kez çok daha tehlikeli!

Özel tim uzmanı Paul Cutler, Detroit şehrindeki S.W.A.T ekibini eğitmek amacıyla bir göreve gider. Operasyon sırasında rehinelerden birinin ölümü sonrasında, kurbanın erkek arkadaşı olan yüksek yetkili devlet ajanı, Cutler ve ekibinden intikamını almaya karar verir.

YAYIN GÜNÜ9 Şubat Pazar

YAYIN SAATİ23:30

http://www.youtube.com/watch?v=CyIp623TApo

azınlık raporu filimi aşğıdaki linkte

 

http://www.dailymotion.com/video/x1bl52b_azinlik-raporu-9-subat-pazar-aksami-saat-21-20-de-kanalturk-sinema-kusaginda_tv



______________________________________________________________